Nedirkibu - Merak ettiğiniz güncel bilgi ve Haberler

SMA Hastalığı Nedir? SMA Hastalığı Nasıl Bir Hastalıktır?

Genetik bir gru nöro-müsküler bir hastalık olan SMA hastalığı; Spinal muskuler atrofi (SMA), hareket sinir hücrelerinden (motor nöronlar) kaynaklı bir rahatsızlıktır. Sık rastlanan genetik hastalıklardan biri olan SMA hastalığı neden olur merak konusu. SMA hastalığı belirtileri çocuklukta daha belirgindir. Çeşitli evreleri olan SMA hastalığı tedavisi de merak konusudur ancak bu hastalıkta tedavi yoktur. Yalnızca SMA hastası olan kişilerin yaşam kalitelerinin artırılması söz konusudur. Omurilikte yer alan kasların hareketinden sorumlu bazı hücrelerin hastalanması sonucunda ortaya çıkan bu SMA hastalığında hücreler beyinden gelen emirleri kaslara iletmekte zorlanırlar. Bu nedenden dolayı kaslar zayıflar ya da hareket edemez hale gelirler. Bunun sonucunda kol ve bacak kasları, gövde ve bazı solunum kasları hastalıktan etkilenir.

SMA HASTALIĞI TİPLERİ

Tip 4 SMA genellikle erişkinlerden görülür ve burada kol ve bacaklarda zayıflık oluşur. Ancak bu tip SMA hastalığında hastalar genellikle yürüyebilirler. Yine Tip 3 SMA'da da hastalar ayakta durup yürüyebilirler. Ancak Tip 2 ve Tip 1 SMA'da ise kontrol iyice zayıflar. Tip 2 SMA'da hastalarda baş kontrolü vardır, oturabilirler ancak yatma pozisyonundan oturma pozisyonuna gelemezler. Tip 1 SMA'da ise bağımsız oturamayan hastalarda baş kontrolü de oldukça zayıftır. SMA tip 1 ve 2’de çocuğun fiziksel gelişiminde gerilik vardır. SMA olgularında en önemli problemlerden biri omurgada görülen ve skolyoz adını alan eğriliklerdir. Yürüyemeyen SMA olgularında skolyoz gelişimi oldukça hızlıdır. Kol ve bacaklarda görülen şekil bozuklukları da en çok yürüyemeyen olgularda görülür. Genellikle de bacaklarda, kalça, diz ve ayak bileği eklemlerinde bükülme şeklinde olan bozukluklardır. Kollarda şekil bozukluğu daha enderdir. En çok dirsek eklemi etkilenir.

SMA hastalığı nedir? Gevşek bebek sendromu SMA hastalığının belirtileri etkileri nelerdir?
SMA Hastalığı Nedir? SMA Hastalığı Nasıl Bir Hastalıktır?
SMA hastalığı 6000-10000 doğumda bir görülen bir rahatsızlıktır. Çekinik genetik geçişli bir hastalık olmasından dolayı taşıyıcının hem anneden, hem de babadan bozuk gen almış olması gerekir. Tek ebeveynden alınan bozuk gen SMA'ya neden olmaz. Bu risk taşıyıcı olan ebeveynlerin beklenen doğumlarında her doğum için yüzde 25 oranındadır.

SMA BELİRTİLERİ VE TEŞHİSİ

SMA hastalığı belirtileri ve teşhisi aşamasında bir sıra inceleme ve muayene gerekmektedir. Kuvvetsizlik, yürüyememe, solunum, yutkunma, çiğneme fonksiyonlarında bozulma gibi belirtilen durumlar SMA hastalığında görüldüğü gibi farklı hastalıklarda da görülebilmektedir. Bu belirtiler mutlaka SMA demek değildir. Bunun için bir sıra nörolojik muayene ve teşhis gerekir. Burada en önemli testlerden biri EMG (elektromiyogram) denilen tetkiktir. Kaslara yerleştirilen elektrodlarla kas ve sinir durumu anlaşılır. Kan tetkikleri ile bir takım enzim seviyelerine bakılır. Bu tetkikler SMA ile öteki nöromüsküler hastalıkların ayırt edilmesinde önemlidir. Özellikle SMA tip 1 ve 3'te, kreatin fosfokinaz (CPK) değerlerinin az da olsa yükselmesi, elektromyografi (EMG) ve kas biyopsi sonuçları hastalık tanısını destekleyen önemli kriterlerdir.

SMA TEDAVİSİ

Bu hastalığın belli bir tedavisi olmamakla beraber, sadece hastaya belli bakımlar yapılarak, hastanın yaşam kalitesinin artırılması amaçlanır. Ancak gelişen tıp teknolojisi ile, SMA hastalığının çaresinin bulunması adına 2 tür çalışma yapılmaktadır. Bunlardan birisi genetik terapidir. Bu terapi ile SMA rahatsızlığının nedenleri ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Diğer tedavi şekli ise hücresel değiştirme terapisidir. Bu yol ile ölü hücreler veya ölmeye başlayan hücreler yenileriyle değiştirilmeye çalışılmaktadır.

İnsan embriyosu kök hücreleri sayesinde, her türlü hücrenin yenilenebilmesi ihtimali, hastalığın tedavisine ışık tutmaktadır. Bu kök hücrelerinin çoğaltılabilmesi mümkündür. Ancak vücut için yeterli sayıda kök hücre üretilmesi uzmanların önünde en büyük engel olarak durmaktadır. Kök hücrelerin kalıtsal hastalıkların tedavisi adına kullanılması, ilk defa Kaliforniya Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen çalışmalarda omurilikte zarar gören hücrelerin yenileriyle değiştirilmesi işlemi amaçlanmıştır. Bu işlemlerde kök hücrelerinin yüzde 95 oranından fazlasının beyin hücrelerine benzetilmesi sağlanabilmiştir. Bu çalışmanın vermiş olduğu pozitif sonuçlar, SMA hastalığının tedavi edilemez hastalıklar listesinden çıkarılması noktasında atılan büyük adımlardan birisidir.

Kaliforniya Üniversitesi tarafından yapılan kök hücre çalışmalarında, yüzde 95 oranından yüksek sonuçlar elde edilmesi, büyük bir başarıyı ifade ediyor. Şayet daha önceki çalışmalarda kök hücreler, omurilik hücrelerine sadece yüzde 20 saflıkta benzetilebilmişti. Bu çalışma ile, gerekli fonksiyonlara uymayan hücrelerin omuriliğe enjekte edilmesinin yarar sağlamadığı gözlemlendi. Kök hücrelerin uygulanacak yere enjekte edilmesinde en önemli husus, saflık oranının yüzde 95'ten fazla olmasıdır. Bunu başaran Kaliforniya Üniversitesinin profesörleri, SMA hastalığının da tedavisini bulmuş sayılırlar. Ancak, bu tedavi yönteminin hala insanlar üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Elde edilen sonuçların ışığında kök hücrelerin omurilikte motor nöronların hasarlarının onarılması için kullanılması planlanmaktadır. Hayvanlar üzerinde hücrelerin çalışıp, çalışmayacağı denenmektedir. Elde edilen olumlu sonuçlar, SMA hastaları için umut olmaktadır.

SMA Tip 1 hastası olan gençlerde motor nöronlar yenilenmeye daha uygundur. Ancak omurilik zedelenmesinden kaynaklanan SMA rahatsızlıklarında hangi hücrelerin değiştirilmesi gerektiği henüz tespit edilememiştir. Ayrıca SMA Tip 1 hastası olan bebeklerde omuriliğe kök hücre enjekte edilmesi fayda sağlamaktadır. Bunun temel nedeni, küçük çocukların hala gelişim çağında olmalarıdır. Bebeklerde ve çocuklarda kök hücrelerin yaşam şansının çok fazla olması aslında bir fırsattır. Travma ve omurilik zedelenmesinden sonra ortaya çıkan rahatsızlıklar da ise, hücre nakli pek mümkün olmamaktadır.

İltihap ve Kanser'e Karşı Savaşta Akgünlük Sakızı...

Histoloji ve Embriyoloji uzmanı Dr. Ömer Coşkun, Akgünlük ağacının gövdesinden salınan, günlük sakızı olarak da bilinen sakızımsı reçinenin faydalarına değindi. Birçok bilimsel çalışmanın Akgünlük bitkisinin geleneksel kullanımını desteklediğini vurgulayan Dr. Ömer Coşkun, şunları kaydetti:
İltihap ve Kanser'e Karşı Savaşta Akgünlük Sakızı...
''Yapılan çalışmalarda akgünlük bitkisinin anti-enflamatuar yani iltihap önleyici etkisi olduğu artrit gibi iltihaplı hastalıklarda ödem ve ağrıda belirgin azalma sağladığı gözlenmiştir. İltihaplı eklem romatizması, kireçlenme, sırt ve eklem ağrıları, hareket kısıtlılıklarını azaltmada bu bitkiden yararlanılabilir. Ayrıca bu harika bitkinin balgam söktürücü, nefes darlığını giderici özellikleriyle özellikle astım hastalarında nöbetleri azalttığı, nefes alma kapasitesini arttırdığı gözlenmiştir. Bunlara ek olarak yara iyileştirici, stres ve depresyonu gidermeye yardımcı, hafızayı güçlendirici etkileri de vardır.''www.nedirkibu.com

Akgünlük bitkisinin kanser hastalığında tümör büyümesini önlemede, kötü hücrelerin çoğalmasını ve yayılmasını engellemede de etkili olduğunu söyleyen Dr. Coşkun, sağlık açısından son derece önem taşıyan Akgünlük bitkisinin, Türkiye'de daha fazla tanıtılıp kullanımının yaygınlaşması gerektiğini sözlerine ekledi.

Günlük Sakızı Nedir?
Akciğer açmak için ve öksürük kesmek için sizlere tavsiye edeceğimiz şifalı bitki ise Günlük Sakızı adı verilen bir bitkisel sakız çeşididir. Özellikle kronik boğaz ağrısı ve bademcikte şişme şikayeti olup ta günlük sakızı kullananlar bu bitkinin tedavi edici doğal etkisinden bir hayli memnunlar. Bir tür çam ağacı türü olan günlük ağacı, aynen çam sakızı gibi bir çeşit reçine salgılamaktadır. Bu sakız kıvamındaki reçine aktarlarda günlük sakızı adıyla satılıyor. Bu sakız ağızda erime özelliğine sahip bir madde ve tadı da biraz acımsı olmaktadır. Ayrıca sakızı sıcak suya atarak buharı ile de inhalasyon yöntemiyle ciğer açıcı olarak kullanıldığı söylenmektedir. Günlük ağaçları akdeniz ikliminde subtropikal bölgelerde yetişiyor. Ülkemizde ise en sık Muğla ve Fethiye civarında doğal ortamında yetişiyor. Yabancılar Günlük ağacına Sigala (Amber) Ağacı adını da veriyorlar.
Günlük Sakızı Faydaları: Günlük sakızı ateş düşürücü (antienflamatuar), mikrop öldürücü (antiseptik), sakinleştirici, sindirimi kolaylaştırıcı, idrar söktürücü, diüretik, tonik. zihin açıcı faydaları nedeniyle çok eski zamanlardan beri kullanılan bir bitkisel yağ ve reçine türüdür. GÜnlük sakızı içerisinde bulunan uçucu yağ asitleri insanlara güven duygusu verir, kişilere disiplin ve sorumluluk hissi kazandırma gibi faydaları da vardır. Kronik yorgunluk şikayeti olanların günlük ağacı sakızı kullanmaları tavsiye edilmektedir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı Piyasada satılan sarımsı gri renkli, bal gibi koyu kıvamlı, güzel kokulu ve acımsı tatlı günlük ya da sığla yağının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
  • İyi bir antiseptiktir. Yaraların temizlenmesinde ve iyileştirilmesinde dıştan uygulanır.
  • Ciltte ve saçlı deride de antiseptik ve temizleyici olarak dıştan uygulanır.
  • Uyuz ve mantar gibi deri hastalıklarında günlük merhemi ya da yakısı şeklinde uygulanarak, asalak öldürücü ve iyileştirici etkilerinden yararlanılır.
  • Mide ve onikiparmak bağırsağı ülserlerinde yara iyileştirici niteliğinden yararlanılır. Bunun için günlük yağı sulandırılıp içine bal ya da şeker katılarak tatlandırılıp içilir.
  • Ayrıca günlük yağı balgam söktürücü, nefes darlığını giderici ve bedeni rahatlatıcı etkiler taşır. Bunun için bir önceki maddedeki gibi tatlandırılıp sulandırılarak içilir.
Akgünlük; Peygamberimiz (asm) “Sizlere akgünlük sakızını tavsiye ederim. Zira yüce Allah, bunda birçok hastalık için şifa yaratmıştır.” “Kalbe kuvvet verir, unutkanlığı giderir.”
Günlük bitkisi (Boswiella) Hafiza geliştirmede çok yararlı..

Ülser, Reflü, Gastrit Rahatsızlıklarına Bitkisel Çözümler...

Ülser reflü gastrit sorunu olanlar için özel bitkisel doğal şifalı bitkilerle yapılan hazırlanan karışım kür ile tedavi yöntemidir. Bu karışımlar kesinlikle anlatıldığı gibi düzenli kullanılmadı yoksa faydası minimuma inecektir.
Ülser, Reflü, Gastrit Rahatsızlıklarına Bitkisel Çözümler...
Ülserin bitkisel yoldan tedavileri:
Zeytinyağlı kudret narı: Öncelikle kudret narını birazda olsun tanıyalım kudret narı şifalı bitkiler arasında neredeyse en önemli yeri alır mayıs ayında ekilen kudret narı haziran ayında yetişir

Kudret narının ülseri tedavi etmesi için zeytin yağının içerisinde  en az 2 sene beklemesi gerekir ki fayda verebilsin.

Reflü ve ülser için havuç kürü
Ahmet Maranki reflü ve ülsere karşı havuç suyu kürünü tavsiye ediyor. Havuç midedeki ülserli kısımların iyileşmesine yardımcı olur.http://www.nedirkibu.com/

Reflü ve ülser şikayeti için sabah ve akşam birer çay bardağı taze sıkılmış havuç suyu tüketmek tedaviye destek olacaktır.

Günde iki çay bardağından fazla tüketmemek gerekir.

Gastrit ile ülser arasındaki fark, gastrit ülsere oranla daha yüzeysel bir hastalıktır. Fakat daha derinlere ilerlemesi durumunda ülser yapabilme riski vardır.

Gastrite bitkisel tedavi yöntemleri
Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU gastrite iyi gelen bitkilerden sonra bizlere gastrit bitkisel tedavi yöntemlerinden bahsetti. SARAÇOĞLU  gastrite tedavi edici özelliği olan aynı safa bitkisi ile yapılan çayın tüketilmesini önerdi. Diğer adının portakal nergisi olan bitkisel çayı yapmak için, 5-6 gr bir bardak suda kaynatıyorsunuz ve ılındıktan sonra suyunu tüketiyorsunuz. İlk bir hafta günde iki defa tüketilmesi sonrasında günde bir defa tüketilmesi önerilmektedir.

Eklemlerden, Kemiklere Kadar Şifa Deposu Kemik Suyunun Faydaları...

Kemik suyunun mucize faydalarını öğrendikten sonra Kemik suyuna karşı önyargılarınız varsa onların yıkılacağını tahmin ediyoruz.Sağlık bakımında son dönemde insanlar bilinçli tüketime başladı ve bunun sonucunda araştırmalarda daha çok ilgi çekiyor ve artıyor.
Eklemlerden, Kemiklere Kadar Şifa Deposu Kemik Suyunun Faydaları..

Bağışıklık sistemini güçlendirerek vücuda direnç veren kemik suyu, çocuklarda boy uzamasını sağlarken, yaşlılardaki diz ağrılarını da gideriyor...
  • Kış soğuğunu yaşadığımız şu günlerde mevsimsel hastalıklar iyice arttı. Bu hastalıklarla mücadele etmek için doğru gıdaları tüketmek gerektiğini söyleyen uzmanlar, "Besinler ve besinlerin doğru şekilde tüketilmeleri, vücudu koruyarak hastalıkları uzak tutar" dedi.
  • Kemik suyunun da bağışıklığı güçlendiren gıdalar arasında başı çektiğini belirten uzmanlar, diğer yararlarını şöyle anlattı:
  • Kemiğin içindeki ilik, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir. Kemik ilikleri soğuğa karşı koruyucu olmasının yanında kısa sürede iyileşmeyi sağlar.
  • Kemikleri güçlendirmesinin yanında hasta kemikleri iyileştirir. Çocuklarda boy uzamasını destekler. www.nedirkibu.com
  • Yaşlıların diz sağlığında sorun olmasının temel nedeni dizlerin içindeki sıvının kaybolması ve vücut tarafından tekrar üretilememesidir. Kemik suyuyla hazırlanacak çorba da ihtiyaç duyulan bu sıvıyı dizlere verir. Bu sayede dizler, eskisi gibi olamasa da güçlenir.
  • Merdiven çıkamayan ya da yürürken dizlerinin güçsüzlüğünden şikayet eden yaşlıların dizlerine güç verir. Daha sağlam ve dengeli basmalarına yardım eder.
  • Çocukların yemeklerine az miktarda katılarak tüketmesi sağlanırsa gelişimlerine çok faydalıdır. Grip ve nezle gibi rahatsızlıklara karşı vücudun direncini artırır. Hastalıklarla mücadeleyi kolaylaştırır.
  • Menopoz döneminde görülen kemik erimesine karşı çok etkili olduğu ve kadınlarda menepoza bağlı ortaya çıkan sorunların büyük ölçüde azaldığı gözlemlenmiştir.
  • Vücudunun herhangi bir yerinde kırık ve çıkığı olan hastaların düzenli olarak kemik suyu tüketmesi sağlanırsa hızlı bir şekilde iyileşmesine yardımcı olur.
  • İnsanlarda özellikle de kadınlarda yaş ilerledikçe diz kapaklarındaki sıvılar azalır ve insanlar diz ağrılarından şikayet ederler.
  • Kemik suyu eklemlerdeki sıvıyı tekrardan oluşturur ve ağrıların azalmasını sağlar. Düzenli olarak kullanılırsa diz kapaklarındaki erimeler engellenebilir.

Yorgun Uyanmaya Son Veren Karışım Tarifi

Kalitesiz uyku tüm hayatımızı etkilemekte ve çeşitli hastalıklara davetiye çıkartmakta. Hipertansiyon, kalp rahatsızlıkları riskini arttırmakta, dikkat dağınıklığı, yorgunluk ve benzeri birçok yolla da hayatımıza negatif etki etmektedir. Gece uyuyacağınız 8 saatlik uyku bu etkileri yok etmede oldukça önemlidir.
Yorgun Uyanmaya Son Veren Karışım Tarifi
Yorgun Uyanmaya Son Veren Karışım Tarifi
Kürümüz sadece organik bal ve Himalaya tuzundan oluşmakta. Her akşam yatmadan önce bir yemek kaşığı almanız yeterli. Himalaya tuzu doğal ve işlenmemiş haliyle 84 önemli mineral içerir ve bunların hepsi vücudumuza yararlı. Toksin üretmeden emilebilen bu maddeler, melatonin ve seratonin seviyesi ile kan basıncını düzenler.

Hazırlanışı ise oldukça basit:

-1 çay kaşığı pembe Himalaya tuzu
-5 çay kaşığı organik bal

Bu ikisini karıştırıp yatmadan önce bir yemek kaşığı ister doğrudan ister su ile tüketin. Rahat uyuyup enerjiyle dolu uyanmanın keyfini çıkartın.

Modem Arayüzüne Giremiyorum Sorunu ve Çözümü

Modem arayüzüne girememe sorununun çözümü, Modem arayüzüne 1 kez giriş yapılıyor, İnternet sınırlı sorununun çözümü, interner sınırlı uyarısı nasıl düzeltilir, modem üzerinde internet ışığı yanmıyor, internete giriş yapamıyorum gibi sorularınızın sorunlarınızın çözümü için bilgiler..
Modem Arayüzüne Giremiyorum Sorunu ve Çözümü

İnternette gezinirken bir anda internet sınırlı uyarısı almaya başladım. İnternet bağlantısı koptu. Modem üzerinde ki internet ışığıda yanmamaya başladı. Modemde ayarlarda sıkıntı olduğunu düşünüp modem arayüzüne girmeye çalıştım.ancak giriş yapılamıyordu.Bağlantı zaman aşımı ile sayfaya ulaşamıyordum.,

Modem arayüzüne sadece 1 kere giriş yapabiliyorum!
Modemin fişini çekip 10 sn bekledim ve tekrar taktım.Sonra arayüze giriş yaptım kullanıcı adı ve şifreyi girdim.Biraz yavaş olsada giriş yapabildim. Ancak sonraki işlemlerde yine bağlantı zaman aşımına uğruyordu.Yani şifreyi girdim ve gelen ekrandan sonra modem ile pc arasındaki bağlantı yine koptu. (Giriş yaparken modem üzerindeki internet ışığı yanıp sönüyordu) Bağlantı kopunca internet ışığının yanmadığını anladım ve modemi kapatıp açınca sadece kısa bir süre bağlantı oluyordu bu nedenle arayüz üzerinde ikinci bir işleme vakit kalmıyor.

Bu sorunun çözümünü şu şekilde buldum. Modeme kablo ile pc yi bağladım. v aşağıdaki adımları takip ettim.www.nedirkibu.com

Denetim Masası > Ağ ve İnternet > Ağ ve Paylaşım Merkezi  bu kısımdan sonra sol kenarda bulunan Bağdaştırıcı ayarlarını değiştirin linkine tıklayın. Ethernet yazan kısıma sağ klik yapın ve özellikleri seçin.İnternet protokolü sürüm 4 (tcp/ıpv4) linkine çift tıklayın. Çıkan ekranda aşağıdaki IP adresini kullanın sekmesini seçerek aktif hale getirin.
www.nedirkibu.com

IP ADRESİ:192.168.1.xx 
ALT AĞ MASKESİ :255.255.255.0 
VARSAYILAN AĞ GEÇİDİ: 192.168.2.1

Yukarıdaki numaraları IP adresi kısmına yazın. Dns olarak ta google dns yi kullanabilirsiniz.
8.8.8.8
8.8.4.4 gibi.

İnternet bağlantınız gelmiş olmalı modem üzerindeki internet ışığı şuan yanıyorsa sorun yok. Yine olmadıysa modem kaynaklı bir sorununuz olabilir. Veya modem'e reset attıysanız modem ayarlarınıda yapmanız gerekebilir. (Kullanıcı adı ve şifre gibi)

Takıldığınız konuda alt kısımdan sorunlarınızı sorabilirsiniz.

Damarları Temizleyen Besinler & Bitkiler ....

Bal sirkesinin, diğer sirkelere göre farklı özellikler içerdiği, vücudu temizlediği, beyin, sinir ve sindirim sistemlerine iyi geldiği bildirildi.

Damarları Temizleyen Besinler & Bitkiler ....
Uludağ Üniversitesi Arıcılık Araştırma ve Geliştirme Merkezi Kurucusu Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, bal üzerine çalışmalar yaparken, sirkesini üretme fikrinin akıllarına geldiğini ve sonrasında araştırma ve denemelere başladıklarını aktardı. Prof. Dr. Dülgeroğlu, 3,5 yıllık bir çalışmanın sonucunda bal sirkesinin hazır hale geldiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Dülgeroğlu, bal sirkesinin en önemli özelliğinin, vücudu temizlemesi olduğunu belirterek, "Sirke vücuda alındığı zaman, vücuttaki sularla birleşir. Böylece alkali ortamlar oluşur ve hücre duvarları arasındaki geçirgenlik artar. Dolayısıyla vücut içindeki bütün dolaşım sistemleri, çok rahat bir dolaşıma tabi tutulur.

Böylece vücut içinde atılamayan ve biriken maddeler, ter yolu ve idrar yollarıyla dışarı atılabilir. Yani diyebiliriz ki, damarların içinde temizlik yapıyor" ifadesini kullandı. Sirkenin, sinir sistemleri üzerinde de çok etkili olduğunu anlatan Dülgeroğlu, "Sirke, beyin için de çok yararlı. Bağırsakların ve mide duvarlarının temizlenmesinde de çok etkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz" dedi.

NAR: İçerisinde barındırdığı antioksidanlar sayesinde nar, kan akışını arttırır ve damarların tıkanmasını önler.

YEŞİLÇAY: Yeşil çay, damarlara hasar veren oksidatif stresi azaltır ve damarları temizler. İçerdiği antioksidanlar kolesterolü düşürür ve bu sayede kalbi korur.
BADEM: E vitamini, çözünebilen lif ve tekli doymamış yağlar açısından oldukça zengin olan badem, içerdiği antioksidanlar sayesinde damarlardaki hasarı engeller.

BROKOLİ: K vitamini ve lif açısından zengin olan brokoli, kolesterolü ve tansiyonu düşürür. K vitamini damarlardaki kalsiyum seviyesini dengeler.

YULAF:  Yulaf, kolesterolü düşürür ve damarları temizler. Öğünlerinize yulafı eklemenizi öneririz.

ZEYTİNYAĞI: Akdeniz ülkelerinde kalp hastalıkları görülme oranının daha az olması zeytinyağı sayesindedir. İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde kanseri önler ve tansiyonu düşürür.

ZERDEÇAL: Zerdeçal, damar temizliğinde en etkili baharatlardan biridir. Ayrıca damar sertliğini önler ve yağ depolanmasını engeller.

AÇAİ ÜZÜMÜ: Özellikle kolesterolü düşüren bu meyve kan akışını dengeler ve bu sayede kalp için çok faydalıdır.

TARÇIN: Antioksidan deposu olan tarçın, kandaki şekeri düşürür ve bu sayede damarlar için çok faydalıdır. Günde 1 çay kaşığı tarçının kandaki yağ oranını %26 oranında azalttığı kaydedilmiştir.

KUŞKONMAZ: Kuşkonmaz, damarlardaki baskıyı azaltır ve bu sayede kan akışını hızlandırır. Ayrıca damar tıkanıklığı ve enflamasyona da iyi gelir.
Öne Çıkan Yayın

Zerdeçal İle Akciğer Kanserini Yendi! Kanseri Zerdeçal İle Yenen Türk Doktor!

Kanser hastalığında Türk doktor ve Akciğer kanseri hastasından sevindirici haber geldi. Zerdeçal'in faydaları son yıllarda araştırılıyor...