Nedirkibu - Merak ettiğiniz güncel bilgi ve Haberler

Hamileliğin 12.Haftasında Neler Oluyor? 12 Haftalık Bebeğin Görüntüsü, Neler Yemeli Neler İçmelisiniz?

Anne olmaya artık aylar kaldı, Peki hamileliğinizin 12.haftasında bebeğinizde ve sizde ne gibi değişiklikler oluyor? Hamileliğin 12.Haftasında Neler Oluyor? 12 Haftalık Bebeğin Görüntüsü ile ilgili yazımızdadır. Yorumlarınız ve sorularınız için alt kısımdaki yorum formundan bize ulaşabilirsiniz.

Hamileliğin 12. haftasında bebeğin durumu

Bebeğinizin boyu 55-60 mm, ağırlığı ise 13-14 gr kadar. Kesenin içini dolduran amniyon sıvısı da 50 ml kadardır. 12. haftada bebeğin bütün iç organları temel gelişimini tamamlamış sayılır. Genital organlar da dahil! Her ne kadar cinsiyetini konusunda merak içindeyseniz de, ne yazık ki hala bebeğinizin kız mı erkek mi olduğunu öğrenmek için çok erken. Vajina ya da penis 12. haftada oluşmuştur ancak ultrasonda görülebilmesi çoğunlukla henüz mümkün olmaz. 4 hafta daha sabredin; hamileliğinizin 16. haftasına geldiğinizde doktor randevunuzda muhtemelen bebeğinizin cinsiyetini öğreneceksiniz!

12 haftalık bebeğin görüntüsü


Hamileliğin 12. haftasında annede meydana gelen değişimler

Gebeliğin ilk üç ayını tamamladınız! Çoğunlukla en zor zamanların ilk 12 hafta olduğu söylenir, elbette ki her kadında bu durum farklılık gösterebilir. Hatta ikinci - üçüncü hamileliğini yaşayan anne adayları bile ilk ayları önceki tecrübelerinden farklı şekilde geçirebilirler. Ama genel olarak söylemek gerekirse, 12. hafta itibariyle bulantılarınızın, kokulara hassasiyetinizin ve duygusal iniş-çıkışlarınızın önemli ölçüde azalması beklenir.

12 haftalık hamilelikte beslenme
Gebelikte günlük alınması gereken kalori miktarı 300 kalori kadar artar. Gebelikte demir ve folik asit ihtiyacı da normalin 2 katına çıkar. Kalsiyum alımını % 50, protein alımını günlük % 20 artırmak gerekir. Günlük sıvı alımı 1,5–2 lt civarında olmalıdır. 12 hafta itibariyle hala beslenme düzeniniz hakkında destek almaya ihtiyaç duyuyorsanız, doktorunuza ya da bir beslenme uzmanına danışmayı ihmal etmeyin.

12 haftalık gebelikte akıntı
Gebelikte bu dönemde şeffaf beyaz renkli vajinal akıntı, kaşıntı, yanma varsa ve akıntınız koku ve kasık ağrılarına neden oluyor ise, doktorunuza başvurmanız gerekiyor.


Hamileliğin 12. haftasında neden doktora gitmelisiniz?
Bir asır önce temelleri oluşturulan gebelik takibi, eskiden 16. haftada başlatılıyor ve ayda bir kez yapılan rutin takipler, 30. haftadan sonra genellikle 2 haftada bir, 36. haftadan sonra ise haftada 1 olarak doğuma kadar sürdürülüyordu. Bunun nedeni ise gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) ve ani başlayan kanamalar gibi çeşitli komplikasyonların hamileliğin ikinci yarısından sonra görülmesiydi.

Oysa son yıllarda tıp teknolojisindeki gelişmeler ve bilgi birikimi sayesinde anne ile bebeğin yaşamını tehdit edebilen pek çok komplikasyon 3 basit yöntemle hamileliğin henüz ilk haftalarında belirlenebiliyor. Bu basit yöntemler, anne adayının öyküsünün alınması, kan tahlili ve ultrason muayenesinden ibaret. Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Lütfü Önderoğlu, bu 3 yöntemle anne ve bebekte hangi sağlık sorunlarının tespit edilebildiğini anlattı.

12. haftada hangi testler yapılır?
Hamileliğin 12. ve 14. haftaları arasında yapılan tek bir muayenede hamileliğin düşük ya da yüksek riskli olup olmadığı anlaşılabiliyor.

Özellikle ilk üç ay sonunda kontrollerin yapılıp, bundan sonraki  bakım programlarının kişiye ve ihtiyaca özgü yeniden planlanması hem anne hem  de bebek için yaşam kurtarıcı oluyor. Çünkü bu sayede sağlık hizmeti çok daha verimli ve etkili verilebiliyor. Riskli gruplar erken dönemde belirlendiğinde anne veya bebekte oluşabilecek gebelik kayıpları, erken doğum, doğum öncesi kanamalar, büyüme geriliği, preeklamsi ve Down Sendromu gibi ciddi komplikasyonlar tespit edilerek, önlenebiliyor ya da sorun hafifletilebiliyor. Dolayısıyla her anne adayının 11-14. haftalar arasında, en ideali ise 12. haftada kontrole gelmesi çok önemli.

12. haftada yapılan muayenede şu 3 aşamaya dikkat ediliyor:

Annenin öyküsü
Yapılan muayenenin ilk adımında anne adayına daha önceki hamilelikte erken veya ölü doğum, gebelik tansiyonu, gebelik zehirlenmesi, bebeğin anne karnında iyi büyümemiş olması gibi sorunların olup olmadığı soruluyor, yapmış olduğu doğum varsa bunun tam bir hikayesi alınıyor. Anne öyküsünün alınması yüksek risk taşıyan ve doğumu 34 haftadan önce yapılma tehlikesi olan anne adaylarını seçebilme ve önlem alma şansını sunuyor.

Kan tetkikleri
Anne adayının kan grubu, RH faktörü ve tam kan sayımı, geçirmiş olduğu enfeksiyonların araştırılmasının yanı sıra bu döneme ilişkin bazı özel hormon ve plasental proteinlerine bakılarak, anne yaşı ile gebelik haftasının birleştirildiği birinci ilk üç ay testi yapılabiliyor. Elde edilen test sonucu, olasılık hesabı ile anne adayının kromozom anomalili bebek doğurma, preeklampsi ve buna bağlı büyüme geriliği riskleri sayısal olarak tespit ediyor. Çok yüksek risk taşıyanlar ile düşük risk taşıyan gebelerin ayrımına da böylece olanak tanınıyor. İlk trimester kan testinden en iyi sonucun alınabilmesi için bu test, ultrasonografi ile bakılan bebeğe ilişkin bazı özel ölçümlerle birleştiriliyor.

Ultrasonografi
11-14 hafta arasında yapılacak ultrasonografi ile gelişmekte olan bebeğe ilişkin de pek çok bilgi alınabiliyor. Bu dönemde özellikle ense saydamlığı ölçümü birinci trimester tarama testi olarak biyokimyasal değerler ile kombine edildiğinde ve gerekirse kalbe uygulanan duktus venozus doppleri, kalp kapağı doppler ölçümlerinin yanı sıra burun kemiği değerlendirilmesi ile bebekte down sendromu gibi önemli kromozom anomalilerinin tahmin edilme şansı yüzde 90’lara ulaşıyor. Aynı zamanda çok erkenden bebekte majör yapısal anomalilerden anensefali, karın ön duvar anomalileri, mesane ve ağır nörolojik sistem anomalileri de görülebiliyor.

12. haftada hangi riskler tespit ediliyor?

Anne adayında:
Gebelik hipertansiyonu
Anne adayının tansiyonunun 140/90 mmHg ve üzerinde seyretmesi, beraberinde böbrekten idrara protein kaçağı olmasına preeklampsi, bir başka deyişle gebelik zehirlenmesi adı veriliyor. Yüzde 6-8 sıklıkla rastlanan hamilelik zehirlenmesi annede beyin kanamasından akciğer ödemine, görme kaybı, böbrek ve kalp yetmezliğinden ölüme kadar çok ciddi tablolara yol açabiliyor. Anne karnında bebekte büyüme ve gelişme geriliği olabiliyor, plasentanın erken ayrılma riski de artıyor.

Erken doğum
Özellikle 34 haftanın altında gerçekleşen doğumlar sonucunda bebek ölümleri ve nörolojik kalıcı hasarlarla karşılaşılması bugün için en başta gelen sorun olarak görülüyor. Önceki gebeliklerde erken doğum, erken su kesesi açılması gibi öykü alınması ve mevcut gebelikte rahim ağzı ile kanalın sonografik takibi bu yönde yüksek risk taşıyan gebeliklerin saptanmasına yardımcı oluyor.

Bebekte:
Down sendromu
11- 12 haftada anne yaşı, kan tetkikleri ve ultrasonografi takibinden alınan sonuçlar birleştirilerek bebekte kromozom anomali riski tespit edilebiliyor. Eğer bebek yüksek risk grubundaysa, örneğin down sendromu riski yüzde 1 civarında ise koriyon villüs biyopsisi önerisi yapılarak erkenden kromozom analizine olanak sağlanabiliyor. Yapılan bu birinci trimester taraması ile kromozom anomalileri yüzde 90 oranında tahmin edilebiliyor.

Fetal anomaliler
11-14 hafta sonografisi ile majör anomalilerin önemli bir bölümü tanınabiliyor. Örneğin bebeğin kafatası ve beyin dokusundaki gelişme sorunu, karın ön duvarındaki açıklık, dışarıya doğru fıtıklaşan bağırsak veya karaciğer, idrar kesesinde tıkanıklık veya dev bir idrar kesesi tespit edilebiliyor. Ayrıca gebeliğin ilerleyen dönemlerinde kendini gösterebilecek kalp anomalileri ile iskelet sistemine ait anomaliler hakkında ön fikir elde edilebiliyor ve bu gebeler yakın takibe alınabiliyor.

Büyüme ve gelişme geriliği
Yetersiz gelişme ve büyüme nedeniyle anne karnında ölüm olabileceği gibi doğum sonrası kalıcı özürler de gelişebiliyor. Bu bebeklerin önceden tespiti, daha farklı bir takip önerilmesi ve gerekirse erkene alınabilecek doğum kararları ile anne ile bebeğin yaşamları kurtulabiliyor.

12 haftalık gebelikte neler yapılmalı?

  • 12 haftalık gebelik demek, hamileliğin ilk üç ayını tamamlamak demek. Artık karnınız büyümeye başlayacak ve vücudunuzdaki değişimleri daha belirgin şekilde gözlemlemeye başlayacaksınız. Bu nedenle 12. hafta itibariyle şunlara dikkat etmeniz önerilir:
  • Karnınızda oluşabilecek çatlakları önlemek için şimdiden karın ve bel bölgenizi uygun bir nemlendirici veya doğal bir ürünle (hindistancevizi yağı vs. ile) nemlendirmeyi alışkanlık haline getirin.
  • Hamileliğiniz boyunca hareketli olmanız hem rahat bir hamilelik geçirmenize hem de daha kolay bir doğum deneyimi geçirmenize yardımcı olacak. Bu yüzden hala başlamadıysanız, günlük 20 dakikalık hafif yürüyüşler planlayabilirsiniz. Hamile yogası düşünüyorsanız, başlamak için iyi bir zaman. 
  • Hamilelikte salgılanan hormonlar nedeniyle birçok annede diş ve dişeti sorunları görülür. Genellikle hamile kalmayı planlayan kadınlara genel diş bakımlarını yaptırmaları önerilir. Eğer hala yaptırmadıysanız ve dişlerinizde bir problem olabileceğine dair belirtiler varsa, muhakkak bir diş hekimine başvurmalısınız. Herhangi bir sorun yaşamayacağınızı düşünüyorsanız da, ilerleyen zamanlarda beklenmedik durumlarla karşılaşmamak için bir diş hekimine kontrole gitmek isteyebilirsiniz.
  • Eğer kanamanız, düşük riskiniz ya da hamileliğinizle ilgili başka bir risk durumunuz yoksa genellikle hamilelikte cinsel ilişki güvenlidir. Cinsel hayatınızla ilgili emin olamadığınız durumları da doktorunuzla görüşebilirsiniz, daha da önemlisi, eşinizin bu konuda neler düşündüğünü ve hissettiğini bilmek de size iyi gelebilir; onunla konuşmaktan çekinmeyin.


Hamileliğin 11.Haftasında Neler Oluyor? 11 Haftalık Bebeğin Görüntüsü, Neler Yemeli Neler İçmelisiniz?


Anne olmaya artık aylar kaldı, Peki hamileliğinizin 11.haftasında bebeğinizde ve sizde ne gibi değişiklikler oluyor? Hamileliğin 11.Haftasında Neler Oluyor? 11 Haftalık Bebeğin Görüntüsü ile ilgili yazımızdadır. Yorumlarınız ve sorularınız için alt kısımdaki yorum formundan bize ulaşabilirsiniz.

Hamileliğin 11. haftasında bebeğin durumu

Bebeğinizin iç organları gelişimini sürdürürken, bu hafta saçları da hafifçe belirmeye başlayacak. El ayak tırnakları önceki haftaya göre biraz daha belirgin. 11 hafta itibariyle bebeğiniz yaklaşık 50 mm boyunda ve 6-8 gr ağırlığında, orta boy bir incir kadar! Git gide daha da hareketleniyor ama siz hala bu hareketleri hissedemiyorsunuz. Ellerini ve kollarını oynatıyor, esniyor, bacaklarıyla minik tekmeler atıyor.

11. haftada bebeğin böbrekleri çalışmaya başladığından, bebeğin kesesinin içini dolduran aniyon sıvısı sirkülasyonu da başlar. Bu haftalarda toplam amniyon sıvısı miktarı 30 ml kadardır. Ayrıca erkek bebeklerde penis, kız bebeklerde vajina gelişimi de bu haftada başlar. Bağırsaklar hala karnın dışında gelişimini sürdürmektedir.

11 haftalık bebeğin görüntüsü:

Hamileliğin 11.Haftasında Neler Oluyor? 11 Haftalık Bebeğin Görüntüsü, Neler Yemeli Neler İçmelisiniz?

Hamileliğin 11. haftasında annede meydana gelen değişimler


İlk haftalarda birçok anneyi yoran mide bulantıları bu haftalarda genellikle azalmaya başlar. Eğer bulantılar yüzünden iştahınız bir türlü yerine gelmediyse, artık kendinize sağlıklı bir beslenme programı hazırlamaya başlayabilirsiniz. Beslenmeniz ve kilo durumunuz hakkında emin olamadığınız durumlar varsa doktorunuza ya da bir beslenme uzmanına danışabileceğinizi unutmayın.

Hamilelikte sağlıklı beslenme
“Beden Aklıyla Zayıfla” yöntemiyle 115 kilodan 75 kiloya inen ve sağlıklı beslenme önerileriyle tanınan Dr. Fevzi Özgönül, hamilelikte aşırı kilo almaktan kaçınmak için dikkat etmeniz gerekenleri şöyle sıraladı:


  • Kesinlikle tatlı ve hamur işi gıdalardan uzak durmalısınız.
  • Ekmeği sadece öğünlerde ve az olarak tüketmelisiniz. Ekmeği seçerken beyaz ekmek ve kepekli ekmekten kaçınmalısınız.
  • Meyveyi sabah veya öğlen öğünlerinde tüketmelisiniz.
  • Ara öğünler yerine ana öğünlerde tam doymaya gayret etmelisiniz.
  • Asitli ve şekerli içeceklerden uzak durmalısınız ve su içmeye özen göstermelisiniz.
  • Yemek seçerken hem et hem sebze tüketmeye özen göstermelisiniz.
  • Bebeğiniz çabuk gelişsin diye iki kişilik yememelisiniz.
  • Hareketinizi arttırmayı ve yürüyüş yapmayı ihmal etmemelisiniz.
  • Yemek miktarını iştahınıza göre ayarlamalısınız.
  • Düzenli bir uyku saatiniz olmalı. Böylece biyolojik ritminiz normale döner. Siz de aşırı kilo almaktan kurtulursunuz.

Hamileliğin 10.Haftasında Neler Oluyor? 10 Haftalık Bebeğin Görüntüsü, Neler Yemeli Neler İçmelisiniz?

Anne olmaya artık aylar kaldı, bebeğinizi kucağınıza almanız için sabırsızlanıyorsunuz. Peki hamileliğinizin 10.haftasında bebeğinizde ve sizde ne gibi değişiklikler oluyor? Hamileliğin 10.Haftasında Neler Oluyor? 10 Haftalık Bebeğin Görüntüsü ile ilgili yazımızdadır. Yorumlarınız ve sorularınız için alt kısımdaki yorum formundan bize ulaşabilirsiniz.

Hamileliğin 10. haftası, bebeğinizin artık tıbben bir embriyo olarak değil, bir fetüs olarak anılmaya başladığı zamandır. Hamileliğinizin ilk trimesterini, yani ilk üç aylık süreci tamamlamak üzere olduğunuz için ilk haftalarda yaşadığınız mide bulantısı ve halsizlik gibi şikayetleriniz varsa, bu haftalarda azalmaya başladığını fark edebilirsiniz.

Hamileliğin 10. haftasında bebeğin durumu

10 haftalık bebeğin boyu 22-35 mm civarında ve ağırlığı da 2-4 gr kadar. Bebeğinizin küçük bir erik boyunda olduğunu hayal edebilirsiniz! İlk haftalar boyunca 'embriyo' olarak adlandırılan bebeğiniz, artık iç organlarının gelişimi de başladığı için tıbben 'fetüs' aşamasına geçmiş bulunuyor. Kıkırdak şeklinde oluşmaya başlayan iskelet sistemi artık kemik dokusunu oluşturmaya başladı. Bu sayede vücudu gün geçtikçe daha fazla uzayacak ve kemikleriyle birlikte tüm iç organlarının ve uzuvlarının da gelişimi de hızlı bir şekilde devam edecek.

Bu haftaya kadar perdeli bir yapıda olan el ve ayak parmakları 10. haftada daha da belirginleşmeye başlıyor. El ve ayak parmaklarının üzerinde tırnaklarını oluşturacak temel yapılar da bu haftada oluşmaya başlar. Dişleri doğumdan 4 ila 6 ay sonra çıkmaya başlayacak ama diş tomurcukları şimdiden yerini aldı.

Hamileliğin 10. haftasında bebeğin beyin, böbrek ve karaciğer gibi hayati organları da vücudun içindeki esas yerlerini almaya başlarlar.

10 haftalık bebeğin görüntüsü:

Hamileliğin 10.Haftasında Neler Oluyor? 10 Haftalık Bebeğin Görüntüsü, Neler Yemeli Neler İçmelisiniz?

Hamileliğin 10. haftasında annede meydana gelen değişimler

Hamileliğinizin 10. haftasında rahminiz bir tenis topu büyüklüğüne ulaşmıştır. Büyüyen rahminizin içinde gelişen bebeğinize daha fazla kan pompalanabilmesi için kalbiniz her zamankinden biraz daha hızlı atıyor ve kan hacminiz hamilelikten önceki haline göre oldukça yükselmiş durumda. Buna bağlı olarak hamilelikte dolaşım sorunları da sık görülebiliyor. Varis, hemoroid (basur) ve benzeri dolaşım sorunları yaşamamak için düzenli olarak egzersiz yapmak en iyisidir. Doktorunuz aksini önermediği müddetçe her gün 20-30 dakikalık yürüyüşler yapabilir, bir hamile pilatesi veya hamile yogası sınıfına katılabilirsiniz. Aynı zamanda yorulduğunuzu hissettiğinizde ayaklarınızı yüksek bir yere uzatarak dinlenmeniz ve bacaklarınıza yukarı doğru hafifçe masaj yapmanız da ilerleyen zamanlarda varis sorunu yaşamamanız için de yardımcı olacaktır.

1. Hafta İlk üç haftada belirgin bir değişiklik olmaz gibi gözükür ancak bebeğin ve plasentanın oluşmaya başlaması, önemli bir aşamadır. Döllenen yumurta, rahmin içine yerleşmeye başlıyor…

Çoğunlukla bebeğin kalp atışlarını dinlemek için 12. hafta beklenir, ancak 10. haftada da doktorunuz rutin muayenenizi yaparken kalp sesini kontrol edebilir. Eğer şanslıysanız, şimdiden bebeğinizin hızlı hızlı atan kalp sesini duyabilirsiniz! Bu birçok anne baba için önemli bir andır. Rahminizde büyüyen o minik canlıyla bağ kurmak için güzel bir zaman...

Hamile kıyafetleri seçmek için hala biraz erken olsa da, normal kıyafetlerinize sığmakta da biraz zorlanmaya başlamış olabilirsiniz. Özellikle yaz aylarında vücutta ödem oluşabilir, bağırsaklarınızda biriken gaz nedeniyle karnınızda ve bel çevrenizde şişkinlikler meydana gelebilir. Ayrıca memeleriniz de her zamankinden daha büyük görünebilirler, belli belirsiz kendini göstermeye başlayan damarlar memelerinizin süt üretmeye hazırlanıyor olduğunun bir işareti. Genişleyen vücudunuza uygun rahat kıyafetler tercih etmeniz de kendinizi daha sağlıklı hissedebilmeniz için önemlidir.

Hamilelikte yaşanan diş ve dişeti sorunları da birçok kadını rahatsız edebilir, eğer hala dişlerinizle ilgili bir önlem almadıysanız bu hafta bir diş hekimine muayene olup her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol ettirmeniz iyi olabilir. Hamilelik boyunca da ağız ve diş bakımınıza özen göstermeli, dişlerinizi düzenli olarak fırçalamalısınız. Besinlerden aldığınız kalsiyumun önemli bir kısmını artık bebeğinizle paylaşıyor olduğunuz için ileride kalsiyum eksikliğine bağlı olarak yaşayabileceğiniz diş ve kemik sorunlarından kaçınmak için de beslenme programınıza süt, yumurta gibi kalsiyum oranı yüksek besinleri dahil etmeniz iyi olacaktır. Eğer doktorunuz veya diş hekiminiz önemli bir kalsiyum eksikliği yaşadığınızı düşünüyorsa kalsiyum takviyesi almanızı önerebilir. Eğer aşırı derecede halsizlik, yorgunluk ve benzeri şikayetleriniz hayatınızı önemli ölçüde etkilemeye devam ediyorsa, herhangi bir vitamin veya mineral takviyesine ihtiyaç duyup duymadığınız da kontrol edilebilir. Siz her ihtimale karşı hamilelikte daha rahat ve sağlıklı olabilmek için beslenme düzeninize çok dikkat ettiğinizden emin olun. Besin değeri yüksek ve sağlıklı gıdalar almaya özen göstermeniz bebeğinizin gelişimini de destekleyerek hamilelikte ve doğumda yaşayabileceğiniz birçok sorunu hafifletmenize yardımcı olacaktır.

Hamileliğin 11. ve 14. haftaları arasında kan şekeri ölçümü gibi bazı testlerin yaptırılması istenir, eğer doktorunuzla hala hamilelikte yaptıracağınız testleri konuşmadıysanız, bu hafta randevularınızı ayarlamaya başlayabilirsiniz. Doktorunuz sizi ihtiyaç duyacağınız testlerle ilgili bilgilendirecektir.

Göçlerin Nedenleri ve Göçlerin Sonuçları

İnsanların ekonomik, sosyal, siyasi ve doğal nedenlerden dolayı yer değiştirmesine göç denir. Göç konusunda ki bilgilere nedirkibu.com dan ulaşabilirsiniz.

Göçlerin Nedenleri ve Göçlerin Sonuçları
Göçlerin önemli bir kısmı ekonomik kökenlidir.
Göçler iç ve dış göçler olmak üzere ikiye ayrılır;

a) İç Göçler
Ülke sınırları içerisinde gerçekleşen göçlerdir. İç göçler sürekli ve geçici olmak üzere ikiye ayrılır.

Sürekli Göçler
Göç eden nüfusun gittiği yerde sürekli kaldığı göçlerdir. Bu göçler genellikle kırdan kente doğrudur. Bu göçlerde ekonomik faktörler sosyal ve siyasi olaylar ve doğal afetler etkilidir. İç göçlerin 1950 lerden sonra fazla olmasında, kırsal kesimdeki hızlı nüfus artışı, toprakların yetersiz olması ve şehirdeki sanayileşmeyle birlikte artan iş imkanları etkili olmuştur.

İç Göçün Nedenleri

  • Kırsal kesimde hızlı nüfus artışıyla toprakların bölünmesi ve ailelerin geçimini karşılayamaması
  • Toprağın erozyonla verimsizleşmesi
  • Makineli tarımın gelişmesi ve kırsal kesimde iş gücüne duyulan ihtiyacın azalması
  • Kırsal kesimde iş imkanlarının sınırlı olması
  • Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkanlarının ve gelir kaynaklarının fazla olması
  • Kentlerde eğitim, sağlık hizmetlerinin kırsal kesimden daha iyi olması
  • Deprem, heyelan, sel gibi doğal afetlerin meydana gelmesi


iç göçler daha çok Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinden, özellikle sanayileşmiş İstanbul, İzmir,
Bursa, İzmit, Konya, Gaziantep, Adana gibi merkezlere olmaktadır. Ayrıca göç eden nüfus genelde erkek ve genç nüfustur. Daha çok tarım dışı sektörlerde çalışırlar.

İç göçün sonuçları

  • Ülke nüfusunun dengesiz dağılması
  • Yatırımların dengesiz dağılması
  • Düzensiz kentleşme sonucunda sanayi tesislerinin kent içinde kalması ve altyapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik, haberleşme) yetersizlikler görülmesi
  • Kentlerde işsizliğin artması ve aşırı nüfuslanmanın meydana gelmesi
  • Dışardan göç alan yerlerde (İstanbul, Ankara, izmir, Bursa vb.) erkek nüfus artarken, dışarıya göç veren yerlerde (Çorum, Kastamonu, Sinop) ise kadın nüfusunun artması
  • Göç veren yerlerde tarım alanlarının boş kalması ve hayvancılığın gerilemesi


İç Göçü Önlemek İçin
Kırsal kesimde sulu tarımın ve modern hayvancılığın geliştirilmesi, ulaşım, eğitim, sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve bazı sanayi kollarının buralara kaydırılması gerekir.

Mevsimlik Göçler
Türkiye’de bilhassa yaz mevsiminde inşaat, turizm ve tarım sektöründe çalışmak için mevsimlik göçler olmakta ve Adana, Mersin, Antalya, Muğla, Aydın, Ordu, Giresun gibi merkezlerde geçici nüfus artışları meydana gelmektedir.

b) Dış Göçler
Bir ülkeden başka bir ülkeye olan göçlere dış göç denir. Dış göçlerin en önemli nedenleri savaş, baskı, zulüm ve ekonomik sebeplerdir. Bunun dışında anlaşmalarla karşılıklı nüfus değişimleri (mübadele) ve eğitim maksadıyla dış göçler olmaktadır.
Türkiye’de özellikle 1960’lı yıllardan sonra başta Avrupa ülkelerine olmak üzere ekonomik nedenlerden dolayı dış göçler meydana gelmiştir.

Dış ülkelere olan bir diğer göç ise beyin göçüdür, iyi eğitim görmüş nitelikli bireylerin yurt dışına göç etmesidir. Dış göçlerle bir ülkenin nüfusunda artma veya azalma meydana gelebilir. ABD, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerin 20. yüzyılın başındaki nüfusları ile 2000’li yıllardaki nüfuslarının çok farklı olmasının nedeni bu ülkelere dışarıdan gelen göçlerdir.

Mitoz Bölünme Nedir? Mitoz Bölünme Ders Notları

Mitoz bölünme ile ilgili bilgiler ve Mitoz bölünmeyi anlatan resimler nedirkibu.com da sizler için paylaşıyoruz.

Mitoz bölünme;amip gibi tek hücreli canlılardan çok hücreli canlılara kadar bütün canlılarda görülen bir bölünme şeklidir.Mitoz bölünmeyle ana hücredeki kalıtım maddesi eşit miktarda yavru hücrelere geçer.Oluşan yavru hücreler tıpatıp anasına benzer. Mitoz bölünmeyle yaralanan ve yaşlanan hücrelerin yerine yeni hücreler meydana getirilir. Özellikle büyümeyi sağlayan,canlının hücre sayısının mitozla artmasıdır. Mitozda,olgun bir hücreden iki yavru hücre meydana getirilir.Mitoz tek hücreli canlılarda üremeyi sağlar.

Hücre bölünmeye başlamadan önce hazırlık evresi geçirir.İki mitoz arasında gerçekleşen bu evreye interfaz denir. İnterfaz bölünmenin esas evresi değildir. İnterfaz canlının normal yaşam evresidir. İnterfazda beslenme;büyüme,biyokimyasal tepkimeler gibi olaylar gerçekleştirilir.Fakat hücre bölünmesine kadar verdiği andan itibaren bölünmeye ait olaylar başlar.

Mitoz Bölünme Nedir? Mitoz Bölünme Ders Notları 

Bu evrede görülen başlıca değişiklikler şunlardır:

  • Kromozomlar kendisini eşler.Kalıtsal madde miktarı iki katına çıkar.
  • Kromozomun eşlenmesi ile iki iplikli hale gelen kromozomun her bir ipliğine kromatit denir.Kromatitler birbirlerine sentromerlerle bağlıdır.
  • Sentroiller kendisini eşler.
  • Hücrede ATP sentezi,RNA,protein sentezi,büyüme gibi metabolik faaliyetler çok hızlıdır.


Çekirdek Bölünmesi Nedir? : İnterfaz dışında çekirdek bölünmesi,profaz,metafaz,anafaz,telofaz olmak üzere birbirini takip eden dört evrede tamamlanır.

Mitoz Bölünme Nedir? Mitoz Bölünme Ders Notları

Profaz Nedir?: Ağsı bir yapı gösteren kromatin ipliği,helezon şeklinde kıvrılarak kısalıp kalınlaşır ve kromozomları oluşturur.Kromozomlar profaz evresinde görülebilir duruma gelir.İnterfazda eşlenen sentroiller (hayvan hücresinde) aynı kutuplara giderken aralarında iğ iplikleri oluşur.Profaz evresinin sonuna doğru çekirdek zarı ve çekirdekçiğin erimeye başladığı görülür.

Metafaz Nedir?: İğ ipliklerine tutunan kromozomlar hücrenin ekvator düzlemine dizilir.Kromozomların en belirgin görüldüğü evre metafaz evresidir.Her bir kromozomun sentromeri belirgin olarak ikiye bölünür ve kromatitler tam olarak birbirinden ayrılır.Sentromerlerin ayrılması bütün kromatitlerde aynı zamandadır.Kromatitler sentromerleri ile iğ ipliklerine tutunurlar ve zıt kutuplara gitmek üzere harekete geçerler.

Anafaz Nedir? Kromatitlerin kutuplara hareketi tam olarak bu evrede görülür.Kromatitler birbirinden ayrıldıktan sonra kardeş kromozomlar olarak adlandırılırlar.Kardeş kromozomlar kutuplara ulaştığı anda anafaz evresi tamamlanır.

Sitoplazma Bölünmesi  Nedir?: Çekirdek bölünmesi tamamlanınca hücre sitoplazma bölünmesi geçirir.Sitoplazmabölünmesi bitki ve hayvan hücresinde farklılık gösterir.Hayvan hücresinde sitoplazma bölünmesi boğumlanma ile gerçekleşir.


Evliya Çelebi Kimdir, Evliya Çelebinin Eserleri

Evliya Çelebi ile ilgili bilgileri sayfamızda bulabilirsiniz.  Evliya Çelebi kimdir, Evliya Çelebi  nerede yaşamıştır, Evliya Çelebi ne zaman ve nerede ölmüştür, Evliya Çelebi nin hayatı, Evliya Çelebinin eserleri gibi bilgiler nedirkibu.com da.

Seyahatnamesi ile meşhur bir Türk yazarı ve seyyahı olan Evliya Çelebi, 1611 yılında İstanbul Un Kapanı mevkisinde doğmuş ve asıl adı “Derviş Mehmed Zillî” dir. Çelebi nin ailesi aslen Kütahyalı olup, İstanbul un fethinden sonra İstanbul yerleşmeyi uygun görmüşlerdir. Evliya Çelebi’nin babası Derviş Mehmet Zilli efendi, devrinin büyük imamlarından olan Evliya Mehmet Efendiye duyduğu saygıyı dile getirmek için oğluna bu ismi vermiştir.

Evliya Çelebi Kimdir, Evliya Çelebinin Eserleri 

Evliya Çelebi ilk tahsilini Sıbyan Mektebinde, ardından da Hamid Efendi Medresesinde yedi yıl eğitim görmüştür. Aldığı eğitimlerden kalan vakitlerini de, Sadizade Darülkurra’nda Kuran-ı Kerimi ezberleyerek değerlendirdi. Babasından da Hat, Nakış, Tezhip sanatını öğrenerek bilgisine bilgi kattı. Evliya Çelebi teyzezadesinin vasıtası ile 1635 yılında Ayasofya Camisinde, Dördüncü Murat Han’a takdim edildi. Ayasofya Camisinde Dördüncü Murat’a sunulan Evliya Çelebi bu sayede ilim erbapları’nın ve yüksek seviye devlet adamlarının eğitim gördüğü Enderun Mektebine girme imkanı buldu. Burada aldığı dört yıllık eğitimden sonra, sipahi zümresine katıldı. 


Evliya Çelebi genç yaşta seyahat etmek, yeryüzünde yaşayan insan topluluklarını, örf adet ve gelenekleri, farklı medeniyetler ve farklı mimari eserler görmek arzusuna kapıldı. Uzun bir dönem gezip görme hevesi ile yanıp tutuşan Evliya Çelebi, bu fikrini gerçekleştirmek için arayışlara girdi. Uzun bir süre arayışlarına devam eden Çelebi bir gece rüyasında, Ahi Çelebi Camisinde kalabalık bir cemaat içinde Peygamber Efendimizi (Sallallahü aleyhi vesselam) görmüş ve huzuruna çıkarak, Şefaat Ya Resulallah diyecekken, heyecana kapılarak, Seyahat Ya Resulallah! Demiştir. Peygamber Efendimiz de tebessümü ile bu gence hem şefaatini müjdelemiş hem de seyahatini ihsan etmiş ve orda bulunan Sad Bin Ebi Vakkas (Radıyallahü anh) da gezip ve gördüğü yerleri yazmasını nasihat etmiştir.

Uykudan uyandığında ilk işi, dönemin ünlü yorumcularından Şeyhi Abdullah Dedenin yanına varmak olur. Çelebi anlattığı rüyasının yorumunu istemesi üzerine, Şeyhi Abdullah Dede rüyasını yorumlar ve nacizane fikri ile ilk olarak İstanbul u gezip yazmasını tavsiye eder. Bundan sonra Evliya Çelebi 24 yaşında ilk olarak İstanbul u gezip yazmaya başlar ve Ünlü Seyahatname kitabının ilk cildi bu şekilde oluşturulmuş olur.

Evliya Çelebi Kimdir, Evliya Çelebinin Eserleri

İlk zamanlar babası, Evliya Çelebi’nin taşralara çıkmasına izin vermese de Evliya Çelebi’nin 1640 yılında Okçuzade Ahmet Çelebi ile gizlice bir aylık Bursa gezisine çıkması üzerine dönüşünde oğlunun bu seyahat aşkının önüne geçemeyeceğini anlayan babası artık bu merakına karışmama kararı almıştır. Bu karar üzerine Türk İslam Edebiyatının dünyaca tanınmış bir şahsiyet olma yolunda ilerler. 24 yaşında başladığı gezilerine elli yıl boyunca devam etti. Bu elli yıl boyunca Osmanlı Devletinin sınırları içerisindeki bütün illeri gerek görevli olarak gerek gezi babında da olsa gezmeyi başarmıştır. Görev için gönderildiği bölgelerde belli savaşlara katıldığı da belirtilmektedir. Hiç evlenmediği ve çocuğu olmadığı söylenen

Evliya Çelebi, zengin ve köklü bir aileden gelmesi ve gezi için gittiği bölgelerde dahi vazifeler aldığı bilinmektedir. Katıldığı savaşlardan ganimetler, gittiği bölgelerde yaptığı ticaretler ve kendisine verilen sayısız hediyeler ile rahat ve refah bir hayat sürmüştür.

Yaptığı işler ve kendisine edindiği vazifeler nedeni ile pek çok devlet erkanı ile iletişimde olmasına rağmen hiçbir zaman kendisini üstün görme hırsına kapılmamış ve daima mütevazi davranmıştır.

İstanbul da 1611 de başlayan hayatına Evliya Çelebi, kesin olarak bilinmemekle birlikte 1682 yılında Mısır dönüşünde son vermiştir. Elli yıl boyunca hayatını geziye adayarak, gezip gördüklerini yazdığı kitabı olan Seyahatname’si tüm dünya tarafından tanınan bir eser olmayı da başarmıştır.

Evliya Çelebi’nin her ne kadar pek çok şiiri bulunsa da bu şiirler bir araya toplanıp bir eser haline getirilmemiştir. Bilinen tek eseri yalnızca Seyahatname’dir. 17. yüzyılda kaleme alınan eser, yaklaşık 10 ciltten oluşmaktadır. Fantastik ve abartılı bir dil kullanılarak kaleme alınan eserin en dikkat çeken yanı ise gerçeklerden oluşmasıdır. Tarih ve coğrafya detaylarıyla dikkat çeken eser, Evliya Çelebi zamanına ışık tutması nedeniyle oldukça önemlidir.

Evliya Çelebi Kimdir? Hayatı ve Eserleri ile ilgili ödevleriniz için kaynak noktanız!

Evi Boyamak İçin Kaç Lt Boya Lazım Olur?

Farklı boyacılardan teklifler alarak işcilik fiyatlarını karşılaştırabilirsiniz. Ayrıca bir önemli konuda boya konusunda istediğiniz , anlaştığınız bir boya markası varsa, boyacınız ile birlikte boyayı satın almanız.. (piyasada bazı uyanıklar kalitesiz boya kullandıkları halde kaliteli boya kullandıklarını söyleyerek daha fazla kar elde etme peşindeler) Arta kalan boyayı da boyacı ustanızdan istemeyi unutmayın! Evinizi boyamaya yeterli gelecek boya miktarına ise aşağıdaki şekilde kısaca hesaplayabilirsiniz.

Bir eve ne kadar boya gider?
Evin kaç yılda bir boyanması gerektiği, kullanım şekli ile doğru orantılı oluyor. Evin duvarlarının kötü kullanılması, evin rutubetli olması ve ekstra sorunlar yaşanması durumunda boya süresi düşmektedir.

Evi Boyamak İçin Kaç Lt Boya Lazım Olur?
Buna karşın, duvarların temiz kullanılması, rutubetin olmaması, ve sürekli silinmesi gibi etkenler duvarların tekrar boyanma süresini uzatabiliyor. Bu gibi kullanımlarda ev 7-8 senede 1 boyanabiliyor.

Peki, eviniz için tekrar boyama zamanının geldiğini veya erkenden duvar renginizi değiştirmek istediğinizi düşünelim. Bu durumda, bir eve ne kadar boya gider?

Bir ev ne kadar boya ile boyanır?
Bir ev için ne kadar boya kullanılacağı, evin oda sayısına, duvar sayısına, duvarların genişlik ve yüksekliğine göre değişebiliyor.

Örnek..
Ev boyama işlerinde ne kadar boyanın kullanılacağının hesaplanması için genellikle, ev metrekaresinin öncelikle 3 katı alınıyor. Böylece boyanacak duvar metrekaresi ortalama olarak hesaplanıyor.

Buna göre 120 metrekarelik bir ev için 120 x 3 = 360 metrekarelik duvar boyanıyor.

1 kg boya ile yaklaşık 9 metrekarelik duvar boyanabiliyor.

360 metrekareye ortalama olarak 40 kg boya harcanıyor. Boyanın iki kat yapılması halinde 40 x 2 = 80 kg boya gerekli oluyor.