Nedirkibu

Sevgiliye Eğlenceli ve Komik Günaydın Mesajları

Sevgiliye Eğlenceli ve Komik Günaydın Mesajları

Sevgiliye günaydın mesajları göndererek hem güne güzel bir başlangıç yapmasını hemde mutlu uyanmasını sağlayabilirsiniz. Sevgiliye en güzel resimli mesajları sizler için sayfamızda paylaşıyoruz. Bu sayfamızda Sevgiliye Komik, sevimli resimlerle günaydın mesajlarınızı iletebileceğiniz resimler mevcut. Sevgiliye resimli günaydın mesajları ile ilgili sayfamızda farklı tasarımlarada ulaşabilirsiniz.

Sevgiliye Eğlenceli ve Komik Günaydın Mesajları

Sevgiliye Eğlenceli ve Komik Günaydın Mesajları 
Sevgiliye Eğlenceli ve Komik Günaydın Mesajları


Sevgiliye Eğlenceli ve Komik Günaydın Mesajları 
Sevgiliye Eğlenceli ve Komik Günaydın Mesajları


-- sponsor içerik --

---

Cep Telefonunuza Gelen Reklamları Şikayet Edin!

Cep Telefonunuza Gelen Reklamları Şikayet Edin!

Sizde artık reklam mesajlarından sıkıldaysanız bu yazımızı dikkatlice okuyun. Alışveriş; çocuk, yetişkin, yaşlı fark etmeden günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olurken şirketlerde müşterileriyle iletişime geçebilmek için her yolu deniyor. Bunların arasında en çok tercih edilen ise reklam SMS’i atmak. Birçok marka müşterilerini indirimlerden ve kampanyalardan haberdar edebilmek için bu yolu seçiyor.

Reklam mesajlarından rahatsız olan tüketicilerin sayılarının artmasıyla, 1 Mayıs 2015 tarihi itibariyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığı izinsiz reklam mesajı gönderimini yasaklandı. Tüketicinin mesaj gönderimini iptal etmesine rağmen SMS göndermeye devam eden şirketler yazılı olarak ıslak imzayla Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bildirebiliyordu. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yine 2015 yılı itibariyle tüketicilerin şikayetlerini daha kolay bir şekilde iletebilmeleri için Ticari Elektronik İleti Şikâyet Sistemini kurdu.

Cep Telefonlarına gelen reklam mesajlarını şikayet etme


Reklam mesajlarında sıkıldıysanın yapmanız gerekenler oldukça kolay. Bunun için reklam mesajı atmasından rahatsız olduğunuz kuruma iletişim bilgilerinizi 01.05.2015 tarihinden önce verip vermediğinize dikkat etmeniz gerekiyor. Bu tarihten önce vermişseniz reddetme hakkınızı kullanmalı ve kurumu bu yolla bilgilendirmelisiniz. Eğer reddetme hakkınızı kullandıysanız ve kurum hala mesaj atmaya devam ediyorsa yapmanız gerekenler şöyle:

İlk adım olarak internet üzerinden https://tiss.gtb.gov.tr/ adresine T.C. kimlik numaranız ve e-devlet şifreniz ile giriş yapın.

Siteye giriş yaptığınızda yukarıda bahsedilen reddetme hakkınız ile ilgili uyarılar alacaksınız. Bu adımı geçip devam ettiğinizde sistem sizden isminiz telefon numaranız mail adresiniz gibi kişisel bilgilerin yanında şikayete konu ticari elektronik ileti hakkında da bilgiler isteyecektir. Bu kısmı istenilen bilgileri doğru bir şekilde girerek doldurun.

Alttaki adımda şikâyet konuları 5 farklı seçenek ve bir "diğer" butonu ile gösterilmiştir. Şikâyet etmenizin nedenini belirtip bir diğer adım olarak size gelen istemediğiniz ticari elektronik iletinin görüntüsünü sisteme yüklemelisiniz.

Sayfanın en sonundaki taahhütnameyi onayladığınızda sisteme şikâyet başvurunuzu yapmış oluyorsunuz.

Şikayet sonrası süreç


Başvurunuzu yaptıktan sonraki süreç bakanlık görevlilerinin şikayetinizi incelemesi ile başlıyor. Yapılan incelenmenin ardından istenilmeyen ticari ileti gönderen kurum suçlu bulunursa bakanlık şirketle iletişime geçerek şirkete ceza kesiyor ve sizin bilgilendirilmeniz sağlanıyor. Bu 10 dakikanızı almayacak işlem ile sıkıldığınız reklam SMS’lerinden kurtulabilirsiniz
-- sponsor içerik --

---

Demlikte Kalan Çay ile Yapabilecekleriniz...

Demlikte Kalan Çay ile Yapabilecekleriniz...

Sabah kahvaltıda, öğlen misafirlerle, akşam ise yemekten sonra çay keyfi yaptınız. Demlikte kalan çayı atmak yerine farklı şekillerde değerlendirmeye ne dersiniz? Faydalarını okuyunca çok şaşıracaksınız.

Saçlarınız Çok mu Mat?


Göz alıcı ve ışıltılı saçlara sahip olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Saçlarınızı şampuanladıktan sonra soğuyan çayla tekrar durulayın ve 5 dakika bekleyin. Ilık suyla saçınızı yıkadıktan sonra farkı kısa sürede görebilirsiniz.

Cildinizde Ferahlığı Hissedin


Soğuyan çayı pamuk yardımıyla cildinize sürebilirsiniz. Cilt lekelerine iyi gelen çay aynı zamanda cildinizi yumuşatarak daha genç bir görünüme kavuşmanızı sağlar.

Göz Pansumanı İçin İdeal


Gözünüzde arpacık mı çıktı? Yoksa gözaltı morluklarınızdan mı şikayetçisiniz? Ilık çayı pamukla 10 dakika boyunca göz çevrenize tampon yapın. Belirli aralıklarla tekrarlayacağınız bu işlem sayesinde gözlerinizdeki sorunlardan kısa sürede kurtulabilirsiniz.

Ayak Kokusuna İyi Gelir


Çaydanlıkta demlediğiniz çayın kalanı soğuduktan sonra bir leğene boşaltın. En az 15 dakika boyunca ayaklarınızı bekletin. Çayın içindeki tanik asit ayak derinizde bulunan gözenekleri küçültür ve terleme sorunlarına iyi gelir.

Boğazınız mı Ağrıyor?


Hava değişimi veya enfeksiyon nedeni ile boğazınız ağrıyor olabilir. Hemen ilaçlara sarılmak yerine doğal yöntemlere başvurmaya ne dersiniz? Demlediğiniz çay ılık hale geldikten sonra düzenli olarak gargara yapabilirsiniz.

Yaraları İyileştirir


Soğumuş çayı pamuk yardımıyla yaranın üzerine tampon yaptığınızda antibiyotik etki gösterir ve yaranın daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur.
-- sponsor içerik --

---

Vajinit Nedir? Vajinit Hakkında Bilinmesi Gerekenler..

Vajinit Nedir? Vajinit Hakkında Bilinmesi Gerekenler..


Kadınların en çok yaşadığı sorunlardan biri olan vajinit, vajina mukozasının enflamasyonudur ve birçok çeşidi vardır.

Vajinit Nedir ve Kokulu Akıntı Neden Olur?

Genellikle genital bölgede ortaya çıkan bakteri, virüs ve mantar enfeksiyonlarından kaynaklanan vajinit; vajinal akıntı, kaşıntı ve yanma gibi belirtilere neden olur. Bu tür enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmaların bir bölümü cinsel yolla bulaşırken, bir kısmı da vajinanın normal florasında meydana gelen değişiklikler sebebiyle enfeksiyon meydana getirir.

Bakteriyel Vajinitler

En çok görülen vajinit sebebi bakterilerdir. Bu tip enfeksiyona sebep olan organizmaların başında Gardnerella Vajinalis gelir. Gardnerella vajinitinde yoğun, gri-beyaz akıntı ve çürümüş balık kokusuna benzer bir koku meydana gelir. Bazen kaşıntı ve yanmaya da yol açabilir. Jinekolojik muayene, testler ve vajinal kültürle teşhis edilir. Tedavide antibiyotik ilaçlar ve vajinal fitiller kullanılır. Tekrarlayan enfeksiyonlarda eş tedavisi de gerekir.

Mantar Enfeksiyonları

Normal florada bulunan candida albicans, vücut direncini düşüren hamilelik, diyabet, antibiyotik ilaçlar ve bağışıklık sisteminin baskılanmasına yol açan bazı hastalıklar gibi durumlarda enfeksiyona neden olur. Özellikle yaz mevsiminde sıcaklığının yükselmesiyle birlikte genital bölgenin nemli kalmasına bağlı olarak vajinal mantar enfeksiyonlarında artış görülür. Genellikle vajinada normal olarak bulunan mantarların, vajen florasında oluşan değişiklikler sonucu aktif hale gelmesiyle enfeksiyon gelişebilir. Ayrıca yaz mevsiminde ve özellikle havuz sonrasında şikayetlerde artış görülür. Bunun nedeni havuzdan mantar bulaşması değil, havuz suyundaki klorun vajen florasındaki yararlı bakterileri öldürmesi netisesinde varolan mantar sporlarının aktif hale gelmesidir.

Vajinal mantar enfeksiyonu şiddetli kaşıntı, vajinal irritasyon ve idrar yaparken yanma gibi şikayetlere neden olur. Beyaz renkli, kokusuz, süt kesiği kıvamında akıntı görülebilir. Belirtilerin tümü arada olabildiği gibi sadece biri de görülebilir. Muayene sırasında yapılan basit testlerle ya da vajina kültürüyle tanı konulur. Tedavide vajinal fitiller, kremler ve ilaçlar kullanılmakta ve şikayetler bir iki gün içerisinde azalabilmektedir. Cinsel geçişli olmamasına rağmen kolay bulaşılabilirlik sebebiyle eş de  mutlaka tedavi edilmelidir.

Trikomonas Enfeksiyonu Nedir

Tek hücreli bir parazitten kaynaklanan enfeksiyon köpüklü, ince, yeşilimsi sarı renkte, bol miktarda ve kötü kokulu akıntıyla kendini gösterir. Vajinada kaşıntı, yanma, kızarıklık, idrar yapmada ve cinsel ilişki sırasında yanma görülebilir. Adet döneminde şikayetler de artış olur. Trikomonas enfeksiyonu genellikle erkeklerde fazla bir şikayete neden olmaz. Bulaşma oranı ilişkiyi izleyen 48 saat içinde erkeklerde %70, kadınlarda ise %85’tir. Enfeksiyon pap-smear testinde ya da jinekolojik muayene sırasında alınan örnekle tesbit edilir. Muayene sırasında akıntının rengi, kokusu, vajina ve rahim ağzındaki küçük kanama odaklarındaki çilek görüntüsünden tanı konulur. Tedavide  antibiyotikler kullanılır. Cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık olduğundan eşlerinde tedavisi gerekir.

Klamidya Nedir?

Cinsel ilişki sırasında bulaşan bir bakterinin sebep olduğu bir hastalıktır. Erkeklerde açık sarı renkte, idrar yaparken yanma hissi; kadınlarda kokusuz sarı renkli akıntı, adet dönemi ortasında kanama ve cinsel ilişki sırasında kanama belirtileri gösterebileceği gibi, bazen hiçbir belirtiye yol açmaz. Herhangi bir bulguya yol açmaması daha risklidir. Çünkü hastalık ilerleyerek tüplerde tıkanıklık ve infertiliteye sebep olur. Çocuğu olmayan çiftlerin mutlaka klamidya enfeksiyonu bakımından incelenmesi gerekir.

Mikroplu salgı bulaşmış elin gözlere sürülmesiyle hastalık gözlere de bulaşabilir. Klamidya enfeksiyonu olan hasta hamileyse doğum esnasında enfeksiyonu % 20-50 oranında bebeğe geçirebilir. Bebeklerde en çok konjuktivit denilen göz enfeksiyonuna sebep olur. Ayrıca pnömoni gibi doğum sonrası ağır seyreden akciğer enfeksiyonuna da yol açabilir.

Klamidya enfeksiyonu yalnızca kadınlarda değil erkeklerde de kısırlığa neden olabilir. İspanya’daki Canalejo Üniversite Hastanesi’nde yapılan bir araştırmada, klamidya bulaşmış erkeklerin spermlerindeki tahribat düzeyinin ya da DNA parçalanmasının diğer erkeklere göre 3 kat fazla olduğu tespit edilmiştir.

Teşhis için kadınlarda idrar yolu veya vajinal akıntının tahlili, erkeklerde ise idrar yolu akıntılarının veya meninin tahlili gerekir. Hastalığın tedavisi antibiyotikle yapılır. Doktorların belirleyeceği tür ve dozdaki antibiyotiği eşlerin beraber kullanmaları gerekir. Klamidya tedavi edilmediğinde kısırlık, pelvic inflamatuar hastalık ve dış gebelik gibi sorunlara yol açabilir.


Atrofik Vajinit (Enfeksiyona Bağlı Olmayan Vajinit)

Menapoz sonrası dönemde östrojen seviyesinin azalmasıyla oluşur. Vajina dokusunun daha ince ve daha kuru hale gelmesi kaşıntı, yanma ve ağrıya yol açar. Cinsel ilişkide ağrı, hassasiyet gelişebilir. Tedavi amaçlı olarak topikal östrojenli kremler veya tabletler, vajinal kayganlaştırıcılar kullanılır.

-- sponsor içerik --

---

Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir? Boyun Fıtığı Nasıl Anlaşılır?

Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir? Boyun Fıtığı Nasıl Anlaşılır?

Boyun Fıtığı Nedir ve Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir? 
Boyun omurları arasındaki disklerde oluşan sızmalar sinirlere bası yaparak boyun fıtığına yol açar. Boyun ağrıların sadece %10 ila 20 kadarı boyun fıtığından kaynaklanır.

Eğer ağrı boyundan kola vuruyorsa, kas gücünde kayıplar başlamış, parmaklarda uyuşukluk hissediliyorsa bunun nedeni boyun fıtığıdır. Kasların elastikiyetini yitirmesi sebebiyle boyun fıtığı 30-50 yaşları arasında daha çok görülmektedir.

Boyun Fıtığı Neden Olur?

• Ani hareketlerde bulunmak boyun fıtığının meydana gelmesinde önemli rol oynar. Mesela trafik kazaları sırasında boynun gidip gelmesi durumunda kalıcı ve ciddi proplemler ortaya çıkar.

• Arabanın ani fren yapması, basketbol ve voleybol gibi sporlar, denize balıklama atlanması boyun fıtığına neden olabilir. Koltukta uyuyakalmak gibi sebeplerle boynun bir tarafa kontrolsüz düşmesi neticesinde ise boyun fıtığı yavaş yavaş oluşmaya başlar.

• Yaşın ilerlemesiyle diskler dejenere olduğu için boyun fıtığı olasılığı artar. Çünkü yaşlanmayla beraber omurların arasındaki yastıkçıkların içlerindeki sıvı oranı azalır ve amortisör görevini yapamaz duruma gelir.

• Uzun müddet aynı pozisyonda kalmak, devamlı bilgisayar kullanımı ve hatalı duruşlar boyun fıtığını tetikleyici etki gösterirler.

• Uygun olmayan yatak ve yastık kullanımı boyun fıtığına neden olabilir.

• Uzmanlar kuaförde başın geriye doğru yatırılarak yıkanma biçiminin boyun fıtığına yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar.

• Sigara damarlarda daralmaya yol açarak boyun bölgesinde kanlanmanın azalmasına neden olur. Bu da dokulardaki beslenmenin bozulmasına ve boyun fıtığına sebebiyet verir. Bel fıtığı olan erkeklerin  %63 oranında sigara içtiği tespit edilmiştir.

• Hapşırma sırasında karın bölgesi ve kafa içinde basınç artar ve bu durum vücutta daha önceden var olan sorunları ortaya çıkarır. Ağır yük kaldırmayla ya da herhangi bir travmayla meydana gelen bel, boyun fıtıkları hapşırma ve öksürmeyle de oluşabilir.

• Ancak öksürük ya da hapşırık sonrasında fıtık oluşması herkeste görülmez, daha çok omurgayla ilgili sorun yaşayan, bel bölgesinde bağ zayıflığı ve hassasiyeti olan kişilerde bu durum ortaya çıkabilir

Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Ağrı boyun fıtığının en ciddi belirtisidir. Boyun ve sırt ağrısı başlangıç aşamasında ön plandadır. Sorun ilerledikçe dejenere olan diskin sinirlere baskı yapması neticesinde kollarda, parmaklara kadar inen ağrı ve uyuşmalar görülür. Omuzda kürek kemiğinin arkasında ağrı hissedilebilir.

Boyun fıtığının etkileri boyun, sırt ve kollarda görülür. Hastanın elinde sinirdeki basıya bağlı kas gücü kayıpları oluşabilir. Tutma yeteneğinde azalma görülür. Sinirdeki basıya bağlı olarak kolda incelme ortaya çıkabilir.

Uzmanlar boyun fıtığının omurganın ortasına doğru baskı yapmasının tehlikeli olduğu uyarısında bulunuyorlar. Fıtığın omurgaya ortadan baskı yapması halinde hemen ameliyat edilmesi gerektiğini aksi takdirde geriye dönüşü olmayan bozuklukların başlayacağını belirtiyorlar.

Boyun Fıtığı İçin Hangi Doktora Gidilir?

Ağrının boyundan kaynaklandığı tespit edilmişse fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları, ortopedi-travmatoloji uzmanları, nöroloji ve nöroşirurji uzmanlarına gidilmesi gerekir.

Boyun Fıtığı Tedavisi

• Boyun fıtığında kesin teşhis muayene ve MR incelemesiyle konulur.

• Yatak istirahati, ilaç tedavisi ya da fizik tedavi birçok hasta için yeterli olur. Başlangıç aşamasında şiddetli ağrı varsa istirahat ve ilaç verilir. İlaç tedavisinde ağrı kesiciler, ödem azaltıcı ve kas spazmını çözücü ilaçlar kullanılır.

• Ağrı azaldığında ise fizik tedavi önerilir. Akut dönemdeki boyun zedelenmelerinde kısa süreli olarak  boyunluk kullanılabilir. Ancak boyun kaslarında zayıflamaya yol açacağı için uzun süre boyunluk kullanılması önerilmemektedir.

• Boyun fıtıklarının birçoğunda fizik tedaviyle düzelme sağlanabilir. Yumuşak doku ve sinir kökü baskısından kaynaklanan ağrıları gidermek ve spazm oluşan kasları gevşetmek için kızıl ötesi ışınlar, sıcak uygulamaları, ultrason ve elektriksel uyarı yöntemleri uygulanabilir.

• Cerrahi tedavi boyun fıtığında kesin çözüm sağlayabilmektedir.

• Boyun fıtığı ameliyatıyla omurilik ve sinir dokusuna olan baskıyı ortadan kaldırmak hedeflenir. Bu şekilde ağrı, kolda uyuşma ve güç kaybı ortadan kaldırılır.

Kimlere Ameliyat Uygulanır?

*İlerleyici kas gücü kaybı, duyu kusuru ve refleks kaybı olacak biçimde kol sinirlerine ve omuriliğe baskı yapan boyun fıtıklarında,

*Tedavi uygulanmasına rağmen yakınmaları süren kişilere,

*Omurga kırığı ve omurga kayması olan kişilere,

*Önemli omurilik ve sinir baskısı olanlarda,

Boyun fıtığında ameliyat her 10 hastadan biri için gerekli olmaktadır.
-- sponsor içerik --

---

Alfa Alfa Çayı Nedir, Alfa Alfa Çayı Zayıflatıyor mu?

Alfa Alfa Çayı Nedir, Alfa Alfa Çayı Zayıflatıyor mu?


Alfa Alfa Nedir? 

Alfa Alfa (Medicago sativa) birçok yerde ve iklimlerde yetişen bir bitkidir. Alfa Alfa bitkisi, mavi-mor renkte çiçekler açar ve yaklaşık 3 metre kadar büyür. Bu bitki, düşünüldüğü kadar yapraklı bir bitki değil, baklagiller olarak sınıflandırılmıştır. Hayvan yemi ağırlıklı olarak kullanılmaktadır.

Sağlıklı Gıda Olarak Alfa Alfa
Alfalfa, besin açısından oldukça zengin kaynaklardan biridir. Alfalfanın faydaları; özellikle kolay sindirilebilir formda magnezyum, kalsiyum, demir, fosfor ve potasyum gibi mineraller açısından, aynı zamanda, A, B6, B12, C, D, E ve K vitaminleri açısından zengin olmasından kaynaklanmaktadır. Doğal bir lif ve florür, klorofil gibi antioksidan kaynağıdır, octacosanol, karotenoidler ve saponinler gibi bitkisel besinler açısından doğal bir kaynaktır.   300’den fazla  değişik yararlı madde içerdiği söylenmektedir.

Şüphesiz; doğru alfalfa miktarını takviye olarak almak vücudun ihtiyacı olan tüm besini size garanti edebilir. Bunların yanı sıra, bu bitkiden elde edebileceğiniz çok daha fazlası vardır. Aslında, günümüzde, alfalfa bitkisi gereğince pazarlanmaya başlanmıştır. Artık birçok kişi tarafından günlük besin desteğinin bir parçası olarak alınmaktadır.

Alfalfanın Önemli Faydalarından Bazıları

Alfalfa ve Kolestrol

Alfalfa yapraklarının hem kolestrolü hem de kan şekeri düzeyini düşürdüğü gözlemlenmiştir.

Alfalfa ve Sindirim

Alfalfa, hazmı kolaylaştırıcı lifler ile zenginleştirilmiştir. Baklagiller doğal anlamda sindirim sistemi için iyidir.

Detoks için Alfalfa

Alfalfanın, karaciğer sağlığını geliştirme yeteneğine sahip olduğu ve vücudu zararlı toksinlerden temizlediği bildirilmiştir.

Alfalfa ve Menopoz

Alfa Alfa bitkisi,  menopoz semptomlarını azaltır ve sıcak basmaları gibi menopoz sonrası yan etkilerini daha katlanılabilir kılar.


Alfa Alfa çayı ve alfa alfa kapsül satın almak için buraya tıklayın. Orjinal ürün satışı gerçekleştirilmektedir. 

Kas ve Eklem Sorunları için Alfalfa

Alfalfa takviyesi, artrit ve bursitten kaynaklanan sertlik ve ağrı tedavisinde etkilidir.

Diğer Faydaları; Alfalfanın ayrıca, böbrek, mesane ve hatta prostat sorunlarının tedavisinde etkili olduğu bildirilmiştir, ayrıca üriner sistem enfeksiyonu tedavisinde de etkili olduğu görülmektedir. Aynı zamanda enerji seviyelerini artırmak ve yorgunluğu azaltmak gibi bir yeteneğe de sahiptir.

Hazırlanışı: Bir paket alfa alfa karışık bitkisel çay bir fincan kaynar suya ilave edilir. 8-10 dakika bekletildikten sonra karıştırılarak tüm posası ile beraber içilmelidir.

İçindekiler: Alfa Alfa ( Medicago sativa) , tef tohumu ( eragrostis tef ) , Bamya Çiçeği ( Hibiscus arabica L.) Biberiye ( Rosmarinu officinalis ) Funda ( Calluna vulgaris ) , Yeşil Kahve ( cinnamomum zeylancicum ) Mete Yaprağı ( ılex paraguariensis ) , kuşburnu ( Rosa canina L.) yeşil çay ( camellia sinesis ) kunioa tohumu ( chenopodium  quinoa )  chia tohumu (salvia hispancia ) Barut Ağacı kabuğu (Rhammus frangula ) maca ( Lepidium meyenii) Kiraz meyve sapı ( Prunus avium ) kelp ( Laminaria sp ) Guarana ( poulinia cupana ) karnıyarık otu ( Plantago Ovata )

Uyarılar: Hamile bayanlar , emzirenler ve kalp rahatsızlığı olanlar kullanmamalıdır . Serin ve rutubetsiz yerde muhafaza ediniz. Çocukların ulaşamayacağı yerde saklayınız. Emniyet bandı kopmuş ambalajları satın almayınız.
-- sponsor içerik --

---

Tost Peyniri ile Kaşar Peyniri Arasındaki Fark!

Tost Peyniri ile Kaşar Peyniri Arasındaki Fark!

Son yıllarda market raflarında görmeye alıştığımız tost peynirleri aklımıza şu soruyu getiriyor: "Bu peynirin kaşar peynirinden ne farkı var?" Kaşar peynirinin tahtını sallayan tost peyniri nedir? Neyden üretilir ve gerçekten sağlıklı mı? Kafanızdaki tüm sorulara cevap oluyoruz sevgili okur...

Tost peynirini kaşar peynirinden ayırt etmek bir hayli zor çünkü hem tat hem de görüntü olarak birbirlerine çok yakınlar. İki peyniri birbirinden ayırt etmekte zorlansak da aslında aralarında birtakım ciddi farklar bulunuyor...

Kaşar peyniri;

Çiğ süt mayalanır ve haşlanarak kalıp haline getirilir. Kaşar peynirinin yapılışı bu şekildedir. Keçi, koyun veya inek sütünden yapılabilir. Bir kilogram kaşar peyniri için yaklaşık olarak 10 kilograma yakın süte ihtiyaç duyulur. Kalsiyum ve protein yönünden son derece zengin olan kaşar peyniri gelişim çağındaki çocuklara, hamilelere ve menopoz dönemindeki kadınlara tavsiye edilir.


Tost peyniri ise;

Kaşar peyniri ile kıyasladığımızda çok daha yumuşak ve yağlı bir peynir türüdür. Tost peyniri aslında eritme peynirine verilen isimdir. Eritme peyniri; sert peynirlerin ısısal işlemden geçirilerek ve eritici tuzlar kullanarak hazırlanır. Yani arta kalan, son kullanma tarihi yaklaşan sert peynirleri bu şekilde dönüştürebiliyorlar. Ortaya çıkan türe ise 'tost peyniri' adı veriliyor. Kaşar peynirinden oldukça farklıdır.

Tost peyniri yapım aşamasında ikinci sınıf peynirlerin kullanıldığı söylenmektedir. Eritme peynirlerinin protein değerini artırmak için ise soya proteini, bitkisel yağlar veya süt proteini ilave edildiği iddia ediliyor.
-- sponsor içerik --

---

Eczanelerde Poşet Ücreti Alınması Tartışma Yarattı!

Eczanelerde Poşet Ücreti Alınması Tartışma Yarattı!


Marketlerde poşetlerin ücretli olmasının ardından eczacılardan kullanılmış poşetler için 'mikrop bulaşma riskini artırır' uyarısı gelmişti. Bakan Kurum'dan konuyla ilgili önemli bir açıklama geldi.

Eczacıların plastik poşetlerin ücretli olması uygulamasından eczanelerin muaf tutulmasını istemelerinin ardından yeni bir gelişme yaşandı.


Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum eczanelerde poşet kullanımıyla ilgili olarak, "Eczacılar odasıyla Bakanlığımız arasında bu konuda bir çalışması yürütülüyor. 15'e 25 poşet boyutlarında mikronunu da inceliyoruz, 0,15 mikronun altındaki poşetlerimiz ücretsiz. Vatandaşımızın sağlığı söz konusu. O yüzden eczanede verilen bu ölçülerdeki poşetlerin ücretsiz olması noktasında önümüzdeki hafta usul esaslarımızı yayınlayacağız." dedi.

ECZACILARDAN UYARI

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, plastik poşetlerin ücretli olması uygulamasından eczanelerin muaf tutulmasını istedi. Saydan, "Kullanılmış poşetler mikrop bulaşma riskini artırır" uyarısında bulunarak, İngiltere'deki sistemi örnek göstermişti.
-- sponsor içerik --

---

Yasaklı Bitki Kenevirin Bilinmeyen Gerçekleri!

Dünyanın çeşitli ülkelerinin çeşitli bölgelerinde tüketimi ve satışı çeşitli ölçülerde serbest olan kenevirin ekimi ve tüketimi Türkiye'de yasaktır ve uyuşturucu sınıfından sayılır. Hastalıklar için kenevir'in faydalı olduğu ve gizlendiği ile ilgili birçok iddia ortaya atılmakta ve bazı ülkelerde yasak olan kenevir üretimi ve tüketimi sağlık için serbest bırakılmaktadır.

Fakat, 29 Eylül tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan habere göre 19 ilde kenevir üretimi yasallaştırıldı.

Dünya çapında esrar olarak yoğun bir şekilde tüketilse de aynı zamanda çok da kötü bir şöhreti vardır. İngiltere'de "The Lancet" medikal dergisinin yayınladığı bir araştırmaya göre tütün ve alkol ürünlerinden daha az zararlı olan bu bitkinin, keyif verme ve sarhoş etme dışında yüzlerce yararı ve kullanım alanı da vardır. İşte bu farklı kullanım alanları ve tüm bunlara rağmen neden yasak olduğuna dair 24 maddelik içeriğimiz...

1. Kenevir (Cannabis), Cannabaceae familyasına ait, tek yıllık bitki cinsidir. Anavatanı Orta Asya'dır.



Cannabis sativa/Cannabis indica türü esrar olarak bilinir. Bunun etkin maddesi ise THC yani Tetrahidrokannabinol'dür. Esrarın kullanım tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Divan edebiyatında da birçok şair esrar ile ilgili rubailer, şiirler yazmışlardır. Türklerin İslamiyetten önceki Şaman döneminde de yoğun olarak kullanılırdı. Şamanların esrar etkisi altında geleceği gördüğüne inanılırdı.

2. AIDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyoterapi etkilerini azalttığı ve radyasyon temizlemede faydalı olduğu tıp çevreleri tarafından onaylandı.



Glokom, artrit, romatizma, kalp, epilepsi, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kenevirin etken maddesi THC kullanılıyor. Bazı doktorlar bilinçaltı temizliği için kenevirin alternatifi olmadığını belirtiyorlar.

3. 1 dönümlük kenevir tarlası, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.



Havanın bu kadar kirlendiği, ormanların hızla yok edildiği bir dünya için oldukça faydalı bir özellik.

4. Bir dönüm kenevirden, dört dönüm ağaca eş kâğıt çıkar.


Üstelik bir ağaç 20-50 yılda yetişirken kenevir dört ayda yetişir. Yeterli ışık ve ortam sağlanırsa yılda 3 kez yetiştirilebilir. Bu sayede daha kısa sürelerde ve çok daha düşük maliyetlerle, çok daha fazla miktarda ve iyi kalitede kağıt üretilebilir.

5. Ağaç 3 kez kağıda dönüştürülebilirken, kenevir 8 kez dönüştürülebilir.



Hem ekonomik açıdan hem de çevre temizliği açısından büyük bir avantaj sağlanır.

6. Dünyanın her yerinde kolaylıkla yetiştirilebilir.


Çok az suya ihtiyaç duyar ve kendisini böceklerden korumak için tarım ilacına ihtiyacı yoktur, dayanıklıdır. Endüstriyel ihtiyaçlar için seralarda kolaylıkla yetiştirilebilir.

7. Kanvas kelimesi kenevir ürünlerin adıdır, ilk kot pantolon kenevirden yapılmıştır.



Sicim, ip, halat, çuval, çanta, halı, torba, döşeme, ayakkabı, şapka yapımında dayanıklı ve idealdir.

8. Tohumunun besin değeri idealdir, protein değeri ise çok yüksektir.


İçindeki iki yağ asidi doğada başka hiç bir yerde yoktur ve kolesterol dostudur. Omega 3-6-9 yağlarını taşır.

9. Hayvan beslemekte ideal bir besindir.


Kenevirle beslenen hayvanlarda hormon takviyesine gerek yoktur.

10. Plastikten elde edilen ürünlerin tümü, daha sağlıkla ve kolaylıkla kenevirden üretilebilirler.

Kenevir plastiği çok kolayca doğaya dönüşebiliyor. Petro-kimya ürünü plastik ise doğada bir milyon yılda yok olmayacak kadar zararlıdır.

11. Kenevir bazlı asfaltlar asırlarca bozulmadan kalabilirler.


Binaların yalıtımında kullanıldığında son derece dayanıklı, ucuz, esnek ve zararsızdır. Boya ve vernik üretiminde olağanüstü ucuz ve verimlidir, dayanıklılık etkileri vardır.

12. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetikler doğa dostudurlar ve suları kirletmezler.


Kimyasal esaslı kozmetikler ve sabunlar ise, sularda çok büyük hasarlara ve kirliliğe yol açarlar.
Şimdi gelelim diğer konuya. Bu kadar çok yararı olan bir bitki, nasıl ve neden sadece uyuşturucu özellikleriyle özdeşleştirildi ve bu kadar öcüleştirilerek yasaklandı? İşte cevapları...

13. Kenevir ilk olarak 1930’lu yıllarda Amerikan Senatosu’nda oy çoğunluğuyla yasaklandı.


Yasaklanmasının temelinde toplum psikolojisi ve sağlığı değil, siyasal ve maddi çıkarlar yatıyordu.

14. Bir medya devinin en büyük rakibi: Kenevir...

1900'lü yılların Amerika'sında altın madeni sahibi, siyasetçi, yayıncı, film yapımcısı W. R. Hearst, ülke çapında gazete, dergilerin ve medyanın sahibiydi.  Kâğıt üreticiliği yapıyordu ve ormanları vardı. Kenevirden yapılan kâğıt, Hearst'ın en büyük rakibiydi.

15. Rockefeller'ın da en büyük rakiplerinden biri...


Dönemin en zengin adamı Rockefeller‘in petrol şirketi vardı ve kenevir bioyakıt kullanımı dolayısıyla onun da en büyük rakibiydi. İlaç sektöründe kenevir bazlı doğal ürünler de kara listedeydi.

16. Organiğe karşı plastiğin savaşı...


Dupont şirketinin ana hissedarı Andrew Mellon ise petrol ürünü olan plastik üretmek için patent sahibiydi ve selofan, naylon gibi bir çok malzeme üretimi gerçekleştirecekti. Fakat kenevir pazar payını yüzde seksen oranında baltalıyordu.

17. Kenevir ile mücadele kararı alan dev şirketler.


Tesadüfe bakın ki tam da bu dönemde Mellon, ABD Başkanı Hoover yönetiminde hazine bakanı oldu ve yeğenini Federal Narkotik Birimi’nin başına atadı. Hearst, Rockefeller, Mellon ve bir dizi ilaç firması sahibi, yaptıkları toplantılarda servetlerini büyütmelerine engel olan kenevir ile mücadele etme kararı aldılar. En büyük rakipleri keneviri alaşağı etmeliydiler. Ama nasıl?

18. Marihuana kelimesi ve Hearst'ün büyük algı operasyonu...


Marihuana sözcüğünü, Hearst’ün gazeteleri aracılığıyla en tehlikeli uyuşturucusu olarak beyinlere kazıdılar. Bu sözcükle kenevirin ne olduğunu unutturmak istiyorlardı. Onun yerine tehlikeli bir uyuşturucu madde profili çizdiler ve istedikleri gibi başarıya ulaştılar. Marihuana’yı yasaklatmayı başardıklarında keneviri yasaklatmış oldular. Karar verildiğinde komitede olan doktor bile keneviri yasakladıklarını bilmiyordu.

19. Marihuana Vergi Yasası

Ticari alanda ise 1937 yılında çıkan “Marihuana Vergi Yasası” ile önce kenevir ticaretini vergi pulu ile yapılması sağlandı ve hiç pul bastırmayıp, kenevir ticareti yapan kişi ve kuruluşlar cezalandırıldı. Üzerinde kenevir bulunan göçmen işçiler sınır dışı edilerek mutlak bir biçimde kenevir, Birleşik Devletler’de yasaklanmış oldu.

20. Kitaplar, dergiler, filmler ile kampanyalar sürdürüldü.

Irkçılığın hala yaygın olduğu bu dönemlerde kampanyalar ırkçılıkla ilişkilendirilerek de yürütülmeye devam edildi. Kampanyalar, sonunda tüm alanlarda başarıya ulaştı ve kenevirden yapılan ilaçlar yasaklandı. Petrol ve plastik ana maddeler olarak yaygın bir şekilde tüm dünyada yerini aldı. Marihuana içenler ve satanlar cezalandırılarak insanlar bastırıldı.

21. Tabii işin bir de küresel boyutu vardı.

1920'lerde ABD'nin pamuk üretimi çok hızlı bir şekilde artmıştı. ABD'nin kendi pamuğunu dünyaya satması için karşısındaki en büyük rakip olan kenevirin küresel çapta yasaklanması ve öcüleştirilmesi gerekiyordu. Bu kampanya da başarıyla sonuçlandı ve kenevir dünya çapında ekimi, tüketimi ve satışı yasaklanmış, en tehlikeli uyuşturuculardan biri olarak etiketlendi.

22. 20'den fazla ülkede serbest...

Bu gün ABD, Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Kamboçya, Kolombiya, Kosta Rika, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Ekvator, Estonya, Fransa, Hindistan, İran, Pakistan, Kuzey Kore, Uruguay, İspanya gibi dünyanın çeşitli yerlerinde kenevirin üretimi ve tüketimi çeşitli ölçülerde serbest kalmış olsa da yaklaşık yüz sene önce başlayan antipropagandanın etkileri hala şiddetli şekilde devam etmektedir.


23. Ön yargılar, endüstriyel açıdan engel oluşturuyor.

Örneğin tüm şartların sağlandığını ve bir tuvalet kağıdı firmasının, kağıtlarını ağaçlardan değil de kenevirden elde ettiğini düşünelim. Gönül rahatlığıyla çıkıp 'Ağaçları kesmiyoruz, kağıtlarımızı çok daha yüksel kalitede kenevirden elde ediyoruz!' diyebilir mi? Kenevir lifinden yapıla giysilerin reklamını yapmanın bile yasak olduğu bir ülkede cevap tabii ki 'Hayır!' olacaktır. Önce kenevire yönelik negatif algının düzeltilmesi gerekir.

24. 'Legalise it' kampanyaları...

Kenevir yanlısı hareketler ise ağırlıklı olarak esrar halinin tüketiminin legalize edilmesi yönündedir. Kimileri esrarın diğer sentetik uyuşturuculara geçişte bir basamak olduğunu iddia ederken, kimileri de esrarın serbest olduğu ülkelerde elde edilen verilerden yola çıkarak, esrarın normalleştirilmesi ve legalleştirilmesinin hem suç oranını hem de kimyasal uyuşturuculara olan ilgiyi düşüreceğini öne sürüyor. Dünyanın ve çevrenin bu kadar kirlendiği, doğanın insanoğluna karşı yaşam mücadelesi verdiği böyle bir çağda talepler de gittikçe keyfiyetten ziyade çevre duyarlılığı temelinde dillendirilmeye başlandı. Ne diyelim, hayırlısı olsun...
-- sponsor içerik --

---

Kardiyo Egzersizi Nedir?, Evde Yapılabilecek Kardiyo Egzersizleri Nelerdir?

Yağ yakmak için sıkça duyduğumuz Kardiyo egzersizi hakkında bilgiler ve nasıl yapıldığı ile ilgili açıklamaları nedirkibu.com sayfamızda paylaşıyoruz.

Sağlıklı ve istenmeyen yağların olmadığı bir vücuda sahip olmanın yolu spordan ve dengeli beslenmeden geçmektedir. Vücutta yağlanma problemi pek çok insanın ortak sorunu haline gelmiştir. Yapılan yanlış diyetler ve sağlıksız beslenme nedeniyle kilo vermek isterken çoğu zaman istenmeyen sonuçlar meydana gelmiştir. Yağ yakmak için etkili yöntemlerden biri de kardiyo egzersizleridir.



Kardiyo egzersizleri belli bir tempoda yapılan egzersizlerdir ve yağ yakmakla birlikte metabolizmayı hızlandırmak amaçlanır. Aynı zamanda kalp ve damar sağlığını koruyan egzersizlerdir.

Diğer egzersizler bölgesel olarak incelmeyi sağlarken, kardiyo egzersizleri sayesinde vücuttaki fazla yağlar yakılır.



Kardiyo egzersizlerinin başlıcaları şunlardır:


  • Koşmak
  • Bisiklete binmek
  • ip atlama
  • Step
  • Aerobik
  • Yüzmek
  • Kürek çekmek

Hangi Kardiyo Egzersizi Kaç Kalori Yaktırır? Daha Fazla Yağ Yakmak İçin Kardiyo Çalışması Nasıl Yapılmalı?

Kardiyo egzersizlerini ev ortamında yapmak da mümkündür. İster aletli ister aletsiz şekilde yapılabilir. Kardiyo egzersizlerine başlamadan önce vücudun ısınması gerekmektedir. Çünkü vücut yağ yakmaya, ısındıktan 10 dakika sonra başlar. 10 dakika boyunca yapılan hareketlerde vücutta sadece karbonhidrat yakılır. Yağ yakmaya başlamak için önce 10-15 dakika ısınıp daha sonra 20-25 dakika kardiyo egzersizleri yapmak gerekmektedir. Egzersize ve spora alışkın olmayan bir kişinin kaslarını yormadan yavaşça ısınması ve vücudu yavaş yavaş egzersize alıştırması gerekmektedir. Aksi halde kas ağrıları yaşamak kaçınılmaz olacaktır. Isınma öncesinde yapılacak olan esneme hareketleri ile kas ağrılarının önüne geçilebilir.



Evde yapılabilecek kardiyo egzersizleri ise şunlardır:


  • Sıçrayan kukla hareketi: Yukarı sıçrayarak kollar ve bacaklar açılıp kapanır.
  • Şınav: genelde zorlanılan bir harekettir. Kolaylaştırmak için dizler yere dayanarak şınav çekilebilir.
  • Sandalye hareketi: Sırt duvara yaslanarak, paralel bir şekilde sandelyeye otururmuş gibi aşağı yukarı doğru yapılan harakettir. Ne kadar yere yaklaşılırsa o kadar etkili olur.
  • Basamak hareketi: Sandalyenin üzerine çıkılıp inilen harekettir.
  • 5Yüksek koşu: Dizleri karın hizasına çekerek olduğu yerde tempolu şekilde koşma hareketidir.
  • Squat hareketi: Eller önde, bel düz, ayaklar omuz genişliğinde açılmış şekildeyken çöküp kalkma hareketidir.
  • Dips hareketi: dirsekler yerde şınav pozisyonundayken 30 saniye boyunca beklenilen harekettir. Başlarda çok zorlanan bir harekettir.
  • Zıplama hareketi: sağa ve sola doğru zıplanarak yapılan harekettir.


Yeni başlayan bir kişi için her hareketi 30 saniye boyunca yapmak yeterli olacaktır. Zamanla spora alıştıkça süre artırılabilir.
-- sponsor içerik --

---