Nedirkibu

Semizotu Suyu İle Toksinleri Vücudunuzdan Atın!

Semizotu Suyu İle Toksinleri Vücudunuzdan Atın!


Toksin vücudunuzu aşırı duyarlı kılan, zararlı etkileri olan, sağlığınızı bozan, maddelerdir. Toksinler, hem vücudumuzca üretilir, hem de dışarıdan alınır.

Vücudumuzun ihtiyacı olan vitaminleri, antioksidan açısından zengin bir içecek ile almaya ne dersiniz?


Malzemeler:
1/2 demet semizotu
1/2 demet maydanoz
4 dilim zencefil
1 adet limon suyu
2 bardak su

Yapılışı:
Tüm malzemeleri blendera ekleyin ve karıştırın.
-- sponsor içerik --

---

Her sabah yumurta yemek kolesterolü etkiler mi?

Her sabah yumurta yemek kolesterolü etkiler mi?

Diyetisyen Arzu Yamanel, doğru bilinen yanlışlar konusunda uyardı:

"YUMURTAYI TEREYAĞLI YİYEBİLİRSİNİZ"

Her sabah yumurta yemek kolesterolü etkiler mi?

Optimum miktarlarda kolesterol vücudumuz için olmazsa olmazdır. Ancak vücuda gereğinden fazla kolesterol almak bazı sorunların ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. Özellikle kanımızda dolaşan kolesterol miktarı arttıkça damar sağlığımız risk altına giriyor.

Kolesterolün beslenmeyle yakından bir ilişkisi var. Bu süreçte bizi en yakından ilgilendiren çok da popüler olan yumurta. Yıllarca yumurtanın kolesterolü aşırı yükselttiği ve kolesterol sorunu olanların yumurtadan ve yumurtalı her besinden uzak durmaları gerektiğini düşündük.

Ancak, son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalarda yumurtanın kolesterolü öyle sanıldığı gibi yükseltmediği görüldü. Çünkü yumurtanın sarısı yenildiğinde kanda yükselen kolesterolün damarlara çok da zararı yoktur.

Ayrıca haftada 3-5 gün yumurta tüketildiğinde de iyi kolesterol dediğimiz HDL kolesterolün de bir miktar yükseldiği bulunmuştur. Ancak her besinde olduğu gibi yumurtada da makul sınırlarda tüketime dikkat edilmelidir. Yani bol bol pastırmalı, sucuklu yumurta yemek yerine arada 1 tatlı kaşığı tereyağında pişmiş sahanda yumurta veya menemen yemenizi öneririm.
-- sponsor içerik --

---

Sabahları Simit İle Kahvaltı Yapanlar Dikkat!

Sabahları Simit İle Kahvaltı Yapanlar Dikkat!

Diyetisyen Arzu Yamanel, doğru bilinen yanlışlar konusunda uyardı: susamın fazlası baş dönmesi yapar, tansiyonu fırlatır.

Herkes sağlıklı yaşamın formüllerini merak eder. Kimi okuduğunu, kimi de yakınlarından duyduğunu uygular. Peki doğal olan her besin herkes için faydalı mı? Ölçüyü nasıl ayarlamak gerekir? Hangi hastalığı olan nelerden uzak dursun? “Sağlıklı beslendiğim halde kilo veremiyorum” diyenler nerede hata yapıyor? Diyetlerin genel geçer bilgilere göre değil, hekim-diyetisyen kontrolünde mutlaka kişiye özel belirlenmesini gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Arzu Yamanel, soru ve cevaplarla merak edilen konularda önemli bilgiler verdi.

"BAL 1 YAŞ ALTI BEBEKLER İÇİN TEHLİKELİ"

Bal, keten tohumu, susam gibi besinler herkes için mucize midir?

Bal içerdiği vitamin, mineral ve aminoasitlerden dolayı mucize olarak adlandırdığımız besinlerden biridir. Kanser ve birçok kronik hastalığa iyi gelen bal, 1 yaş altı bebeklerde kullanılamaz, çünkü arılar bal yapmak için nektar toplarken botulizm bakteri sporlarını da beraber alıp farkında olmadan bal yapımında kullanırlar. Yetişkinlerde herhangi bir sorun oluşturmaz. Ancak hem vücudun savunma ve sindirim sistemi yeterince gelişmemiş hem de mideleri hala sadece anne sütünü sindirecek durumda olan 1 yaşın altındaki bebeklerde bu bakteri, ‘botulizm’ adı verilen tehlikeli bir zehirlenmeye neden olabilir. Ayrıca balın karbonhidrat içeriğinden dolayı, kan şeker düzeylerinde aşırı bir yükselmeye sebep olacağından diyabet hastalarının da bu besini tüketmemeleri uygundur. Eğer çok isterlerse uzman kontrolünde ve glisemi kontrolü sağlanarak tüketimlerine izin verilebilir.

Keten tohumu; başta sindirim sistemi olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde sıklıkla kullanılır. Özellikle kabızlık, yüksek kolesterolün düşürülmesi, antienflamatuvar özellikleri ve zayıflamada kullanılır. Bununla birlikte eğer kan sulandırıcı bir ilaç kullanıyorsanız, keten tohumu kullanmayın. Diyabet ilaçları kullananlarda keten tohumu mutlaka uzman kontrolünde kullanılmalı, çünkü kan şekerini hızlıca düşürebilir. Fazla miktarda keten tohumu östrojen miktarını artıracağı için; kistik yapıda vücudu olanların tercih etmemesi önerilir. Ailede rahim kanseri ve yumurtalık kanseri öyküsü varsa, yine keten tohumu kullanımına dikkat edilmelidir veya kullanılmamalıdır.

Susam; A, C, E vitaminleri bakımından oldukça zengindir. Ayrıca içeriğinden dolayı; diyabet hastalığında ve anemide tercih edilir. Ancak susam yağlı bir besindir, dolayısıyla simit gibi bol susamlı besinlerin fazlası, kilo problemine sebep olur. Alerjik bir yapıda olanlar için ciltte kızarıklık, döküntü, kaşıntı, baş dönmesi, tansiyon problemi gibi sorunlara yol açabilir.


-- sponsor içerik --

---

Bebeklerde Gaz Çıkarmanın Yolları

Bebeklerde Gaz Çıkarmanın Yolları

Yeni doğan bebeklerin ilk üç ayında gerçekleştirilen doktor ziyaretlerinin yüzde 10 ile 15'inin nedeni olan gaz problemi, her annenin sıklıkla karşı karşıya kaldığı problemlerden biridir. Bebeklerin bu huzursuzluğunun altında yatan neden olan infantil kolik ise farklı nedenlerden kaynaklanmakta ve pek çok farklı şekilde giderilebilmektedir.

Annenin tükettiği besinler gaza neden olabilir

Bebeklerde gaz oluşumunun kaynaklandığı nedenlere dair pek çok farklı hipotez
bulunmaktadır. Bunlardan birincisi annenin tükettiği besinlerle ilgilidir. Annenin inek alerjik
olabilecek besinler tüketmesi sonucunda bebekte bulunan bağırsakların geçirgenliği
artmakta ve bu besinler bebeğe geçerek gaz oluşumuna neden olmaktadır. Bu tür sorun
yaratması muhtemel besinler arasında ise kabuklu deniz ürünleri, inek sütü ve inek sütünden
üretilen besinler, çikolata, soya, fıstık, yeşil biber, kahve ve baharatlı yiyecekler yer
almaktadır.

Annenin ruh hali bebeği etkiliyor

Gaz oluşumunun kaynaklandığı öne sürülen bir başka neden ise annede meydana gelen
duygusal sıkıntılardır. Annenin hissettiği ruhsal değişkenlikler ile endişe gibi hislerin, ailede
yaşanan çatışmaların, stresin, eşten ve sosyal çevreden gelen desteğin yeterli olmamasının,
annenin bebeğe vakit ayıramamasının, sıkıntılı gebelik ya da travmatik doğum süreçlerinin
bebeğin gaz problemi için önemli risk faktörleri arasında yer aldığı belirtilmektedir.
Bebek üçüncü aydan itibaren rahatlıyor
Merkezi sinir sisteminin gelişimi, bebekte gaz problemine neden olan bir başka sorun
kaynağı olarak görülmektedir. Doğduktan sonraki ilk aylarda bebeğin bağırsaklarında
yaşanan melatonin azlığı, yeterli gevşeme ve rahatlama süresini sağlayamamaktadır. Üçüncü
aydan itibaren melatonin düzenli olarak salınıma başladığında ise gaz probleminin yavaşça
ortadan kaybolduğu görülmektedir.

Emziren anne nasıl beslenmeli?

Yenidoğan bebekler, annelerinin salgıladıkları sütün yanı sıra annelerinin yedikleri ile de
beslendikleri için emziren annelerin beslenme şekilleri son derece büyük bir önem arz
etmektedir. Doğru yapılmadığı takdirde bebeklerde gaz probleminin meydana gelmesine
sebep olabilen beslenme faaliyetleri, olabildiğince dikkatli bir şekilde gerçekleştirilmelidir.
Normalde aldığı enerjinin 750 kalori fazlasını alması gereken emziren anneler, emzirme
sürecinde aldıkları sıvı alımını da attırmalıdırlar. Günde yaklaşık üç litre sıvı tüketmeleri
gereken emziren anneler; çay ve kahve gibi süt verimini düşüren sıvılar yerine su, süt, şerbet,
limonata, ayran, komposto ve hoşaf gibi içecekler tüketmelidirler.
Sigara içen annelerin bebeklerinde, içmeyen annelerin bebeklerine oranla 2 kat daha fazla
görülen gaz problemi nedeniyle emziren annelerin bu süreçte sigara içmemeleri tavsiye
edilmektedir.

Gaz problemi için alınabilecek önlemler

Bebeğinizi emzirirken dik pozisyonda tutmalı ve yeterli sürede emzirmelisiniz. Beslenmenin
ardından bebeğinizin sırtını sıvazlamalı, parmak uçlarınızla oldukça hafif bir şekilde sırtına
vurarak gazını çıkarmalısınız.

Bebeğinizin biberonla beslenme esnasında hava yutmadığından emin olmalısınız. Biberon
seçimlerinizde biberon deliğinin bebeğinizin bulunduğu ay ile uyumlu olmasına dikkat
etmelisiniz.

Bebeğiniz kucağınızdayken hafifçe dans edermiş veya sallarmış gibi yaparak bebeğinizi
okşamalı ve hem görsel hem işitsel hem de dokunsal uyaranlarla bebeğinize yaklaşmalısınız.
Bu süreçte çocuğunuzu aşırı sallamaktan da kaçınmalısınız.

Bebeğinizin gazını gidermek için kullanacağınız ilaçlar çoğu zaman etkili olmayacağı ve yan
etkilere sahip olacağı için ilaç kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışmalısınız.
Ağlama saatlerine yaklaşıldığında bebeğinizi banyoya sokabilir veya sonrasında masaj
yaparak bebeğinizin rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Banyo esnasında bebeğiniz ılık su
içerisinde iken karın masajı yapabilir, karnının üstüne yatırabilir veya ayakları sıcak
tutabilirsiniz.

Emme isteği fazla olan bir bebeğiniz varsa beslenmenin ardından sakinleşebilmesini
sağlayabilmek amacıyla kısa süreli emzik verebilirsiniz.
-- sponsor içerik --

---

Hamileyken Denize ve Havuza Girilir mi, Hamileyken Yüzmenin Zararları

Hamileyken Denize ve Havuza Girilir mi, Hamileyken Yüzmenin Zararları
Hamileyken Denize ve Havuza Girilir mi, Hamileyken Yüzmenin Zararları

Komplikasyonlu ve yüksek riskli gebelikler dışında yüzme gebelikte yapılabilecek en ideal egzersizdir. Peki nelere dikkat etmeli? Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, hamilelik ve yüzme konusunda önemli bilgiler verdi.

İLK 3 AY:

Bu dönemde ideal süre günde 30 dakikadır. Güne yüzerek başlamak sabah bulantılarını azaltır ve dinamik bir başlangıç yapmanızı sağlar.


İKİNCİ 3 AY:

Bebeğiniz büyürken, vücudunuz da ağırlaşıyor. Çoğu anne adayı bu dönemde yüzmeyi azaltır ama uygun bir mayo giyerek ve özellikle sırt üstü yüzmeyi tercih ederek bel ve sırt ağrılarınızdan kurtulabilirsiniz.

SON 3 AY:

Bu dönemde stresi azaltmak ve sırt ağrılarından kurtulmak için en iyi stil kurbağalamadır. Eğer bir şnorkel takarsanız, yüzerken boynunuzda gerginlik de olmaz.

BUNLARI HİSSEDERSENİZ YÜZMEYİ BIRAKIN


Vajinal kanama, karında ağrı, sıvı gelmesi, rahimde kasılmalar, nefes darlığı, yorgunluk, göz kararması ve düzensiz kalp atışları hissederseniz, yüzmeyi bırakın ve hemen sudan çıkın.

YÜZMEYE BAŞLAMADAN ÖNCE HANGİ ÖNLEMLERİ ALMALI?

  • Eğer 30 dakika ve üzerinde yüzüyorsanız mutlaka yeterli sıvı ve glikoz almalısınız.
  • Havuza atlamayın ya da dalmayın.
  • Su soğuksa ısrarcı olmayın.
  • Temizliğinden emin olmadığınız yerlerde yüzmeyin
  • Gebeyken tek parça mayolar yerine, iki parçalı olanlar tercih edilmelidir.
  • Yüzme bilmiyorsanız, gebelik bunun için uygun bir zaman değildir. Ama yine de havuzda yapılabilecek pek çok egzersiz bulabilirsiniz. En basiti, suda küçük adımlar atarak yürümek gibi. Ama gebelik öncesi nadir de olsa yüzüyorsanız, süreyi gebelikte yavaş yavaş artırabilirsiniz. Düzenli bir yüzücüyseniz aynı tempoyu sürdürebilirsiniz.

Kendinizi çok yormayın, zorlamayın. Doğru önlemleri alarak hem eğlenin hem egzersiz yapın.

YÜZMENİN FAYDALARI

  • Gebelikte kilo alımını dengelemeniz için mükemmel bir egzersizdir.
  • Kardiyovasküler sisteme fazla yük binmez.
  • Kasları güçlendirir, kan dolaşımını düzenler.
  • Omurga ve etrafındaki kasların gevşemesini sağlar.
  • Uyku kalitesini düzeltir.
  • Eklem ve ligamanlara az yük binmesini sağlar.
-- sponsor içerik --

---

Menenjit Belirtileri Nelerdir, Menenjit Hastalığı Nasıl Bir Hastalıktır

Menenjit Belirtileri Nelerdir, Menenjit Hastalığı Nasıl Bir Hastalıktır
Menenjit Belirtileri Nelerdir, Menenjit Hastalığı Nasıl Bir Hastalıktır

Genelde çocuklarda görülen bir hastalık olmasına rağmen kimi zaman menenjit belirtileri yetişkinlerde de gözlemlenebilir. İhmal edilmesi halinde kalıcı hasarlara yol açabilen hastalığı önlemek için çocukların aşısı ihmal edilmemelidir. Hastalığın yüksek ateş, bulantı, kusma, baş ağrısı, nefes alıp vermekte zorlanma gibi çeşitli semptomları bulunur.

Beyni saran zarlarda iltihap oluşmasıyla meydana gelen menenjit hastalığında erken tedavi son derece önemlidir. Teşhis ve tedavide geç kalınması halinde beyinde hasarlar oluşabilir ve ölüme varan kötü sonuçlar ortaya çıkabilir. Ciddi bir bakteriyel enfeksiyon hastalığı olan menenjitin en sık rastlanan belirtileri arasında kusma, uyku hali, bilinçte bulanıklık, ciltte meydana gelen lekeler, havale, parlak ışığa bakamama gibi semptomlar yer alır. Menenjite yakalananların %95'i beş yaş altındaki çocuklardır.

MENENJİT NEDİR?

Beyin ve omuriliği sarmış olan zarlarda meydana gelen iltihap sonucu menenjit hastalığı oluşur. Genelde en içte yer alan ince zarda ve onun üzerinde yer alan örümceksi yapıdaki zarda iltihaplanma meydana gelir. Ayrıca örümceksi zarın altında yer alan beyin-omurilik sıvısında da iltihaplanmanın ortaya çıkması olasıdır. Zamanla beyin karıncıklarına kadar ilerleme ihtimali olan enfeksiyon omurilik sinirlerine ve dokularına kadar pek çok noktayı etkileyebilir. Peki, geç müdahale halinde menenjit kalıcı hasar bırakır mı? Şiddetli vakalarda beyin hasarı, hafıza problemleri, böbrek yetmezliği, yürüme problemleri, öğrenme güçlüğü, işitme kaybı, nöbetler, şok geçirme gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

MENENJİTİN NEDENLERİ

1. Viral yayılma
Bu belirti aslında “Menenjit bulaşıcı mıdır?” sorusuna bir cevap niteliğindedir. Çünkü hastalık viral şekilde ortaya çıkabilir. Bu durumda menenjitin hafif bir şekilde atlatılması mümkündür ama yine de doktor gözetiminde ilerlemek her zaman daha doğrudur.

2. Zayıf bağışıklık sistemi
Zayıf yapıda olan bağışıklık sistemi, bedenin hastalığa karşı direnç göstermesini ve hastalıkla savaşmasını sağlayamaz. Dolayısıyla virüsler daha kolay yayılım gösterir ve menenjite yakalanma ihtimali artar.

3. Aşı ihmalleri
Çocukları menenjit gibi birçok hastalıktan korumanın en temel yolu aşılardır. Uzman gözetiminde gerçekleştirilen aşılar, düzenli olarak zamanında yaptırılmaz ise vücut bazı virüslere karşı direnç gösteremez. Dolayısıyla aşı ihmalleri de çocuklarda menenjit hastalığının oluşumu için önemli bir faktördür.

4. Kalabalık bir çevrede yaşamak
Nüfus yoğunluğunun fazla olması o ortamdaki virüs çeşitliliğinin de bol olması anlamına gelir. Eğer gününüz kalabalık bir çevrenin içerisinde geçiyor ve hasta insanlarla sıklıkla etkileşim içerisine giriyorsanız menenjit de dahil olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalanabilirsiniz.

MENENJİTİN BELİRTİLERİ

1. Yüksek ateş
Menenjitin en önemli işaretlerinden bir tanesi soğuk algınlığı, üşütme gibi hastalıklardan bağımsız olarak ortaya çıkan yüksek ateştir. Bebeklerde menenjit teşhisi için önce ani bir şekilde ortaya çıkan ve çok yüksek seviyede olan ateşin varlığı incelenir. Öte yandan vücudun belirli bölgelerinde ateş olmasına karşın el ve ayaklarda bir soğukluk olur.

2. Mide bulantısı ve kusma
Menenjit hastalığıyla beraber mide bulantıları ve kusma problemleri de ortaya çıkar. Bulantı ve kusma bebeklerin yanı sıra yetişkinlerde menenjit belirtilerinin de arasında yer alır. Bulantılar genelde aç olunan saatlerde görülür ve tüketilen besinlerle pek alakası olmaz. Kusma ise fışkırma biçiminde şiddetli bir şekilde gerçekleşir.

3. Bıngıldakların şişmesi
Bebeklerde hastalığa işaret eden bölgelerden birisi de bıngıldaklardır. Hastalığa yakalanan bebeklerde genelde bıngıldak şişer ve dışa doğru bir eğim almaya başlar.

4. Baş ağrısı
Baş ağrıları normalde hissedilen ağrılardan çok daha farklıdır, adeta bıçak saplanıyormuş gibi bir ağrı görülür. Ağrı zaman zaman şiddetini daha da artırabilir ve uzun süreli olabilir.

5. Boyun tutulması
Hastalığın belirtilerinden bir diğeri boyun tutulmasıdır ve buna bağlı olarak yorgunluk ortaya çıkabilir.

6. İnleme biçiminde tiz ağlama
Bebeklerde hastalığın varlığına işaret eden semptomlardan biri inleme şeklinde tiz ağlamalardır. Başlarının ağrıdığını ve midelerinin bulandığını sözlü olarak ifade edemeyen bebekler vücutlarında bir şeyin yolunda gitmediğini anlatmak için ağlarlar.

7. Halsizlik
Hastalık ateşe, ağrılara ve bulantılara sebep olduğu için enerjide çok ciddi bir düşüş gözlenir. Enerji düşüklüğüne bağlı olarak yorgunluk, sürekli bir uyku hali ortaya çıkar.

8. Parlak ışığa karşı duyarlılık
Genelde yetişkinlerde ortaya çıkan bir belirtidir ve hastalığın ortaya çıkmasıyla beraber parlak ışığa bakarken ciddi bir rahatsızlık hissedilir.

9. Konsantrasyon eksikliği
Hastalık yüzünden yetişkinlerde ortaya çıkan bir diğer problem ise zihin bulanıklığıdır. Zihin bir türlü sağlıklı işleme sürecine giremez ve buna bağlı olarak konsantre olamama, sağlıklı düşünememe gibi sonuçlarla karşılaşılır.

10. Sinirlilik hali
Menenjit hastası olan yetişkinlerde sinirlilik gözlenir. Anlamsız bir şekilde agresif tavırlar sergilenmeye başlanır.

11. Düzensiz nefes alışverişi
Hastalığa bağlı olarak hızlı nefes alma ve soluk alışverişinde zorlanma ortaya çıkabilir. Çocuğunuzun nefesinde normale kıyasla bir farklılık gözlüyorsanız bu durumu ihmal etmemeniz gerekir.

12. Lekeli cilt
Bebeklerde hastalığa bağlı olarak cildin soluklaşması ve genelde cilt üzerinde maviye çalan lekelerin ortaya çıkması ihtimal dahilindedir.

MENENJİTİN TEDAVİSİ

1. Viral menenjit tedavisi
Viral türdeki hastalıklar genelde hafif vakalardır ve hastalığın ortadan kaldırılması için bol sıvı tüketilmesi, istirahat edilmesi ve ateş düşürecek, vücut ağrılarını dindirecek ilaçların kullanılması tavsiye edilir. Tabii tüm bunların doktor gözetiminde yapılması en sağlıklı sonuca ulaşılmasını sağlar.

2. Bakteriyel menenjit tedavisi
Bakteri sebepli hastalıkların tedavisinde gidişat her zaman aynı işlemez. Hastalığın aşaması ve tanısına bağlı olarak doktorlar farklı yöntemler izleyebilir. Genelde komplikasyonları azaltmak için kortizon ve intravenöz antibiyotik ilaçların kullanımı söz konusu olur.

3. Aşı
Aslında önleyici bir tedavi yöntemidir ama hastalık sonrasında da uygulandığı olur. Peki, çocuklarda menenjit aşısı ne zaman yapılır? 9-23 aylık bebeklere üç aylık aralar halinde iki defa yapılan menenjit aşısı 2-11 yaş aralığındaki çocuklara bir defa yapılır.

MENENJİTİN TEDAVİSİ NE KADAR SÜRER?

Bakteriyel kaynaklı menenjit hastalıkları genelde hastane ortamında tedavi edilir ve uygulanan ilaç tedavisine olumlu yanıt verilmesi halinde bir haftada hastaneden taburcu olunması mümkün hale gelir. Elbette hastanın durumuna göre süreç farklılık gösterebilir. Viral vakalarda ise daha hafif semptomlar görülür ve ev tedavisi 5-14 gün arasında sürebilir.
-- sponsor içerik --

---

Kil Maskesi Nasıl Yapılır? Kil Maskesinin Çeşitleri

Kil Maskesi Nasıl Yapılır? Kil Maskesinin Çeşitleri
Kil Maskesi Nasıl Yapılır? Kil Maskesinin Çeşitleri

İçerisinde herhangi bir yan etkiye sebep olabilecek kimyasal barındırmayan kil maskesi sağlıklı bir cilde sahip olmak isteyenler için kozmetik ürünlerine kıyasla oldukça uygun ve etkili bir maskedir. Kil maskesinin düzenli olarak uygulanması halinde kısa süre içerisinde cildin doğal güzelliğine kavuşması mümkün.

Kil, yüzyıllardır sağlık ve güzellik kaynağı olarak kullanılan bir toprak çeşididir. İçeriğinde bulunan demir, alüminyum, magnezyum, kalsiyum, silisyum ve çinko gibi doğal mineraller sayesinde özellikle cilt üzerinde birçok faydası bulunur. Besin değerlerinin bu denli çeşitliliği kil maskesini birçok cilt probleminin çözümü için ideal kılar.

KİL MASKESİ ÇEŞİTLERİ

Kil maskesinin beyaz, yeşil, sarı, pembe, kırmızı gibi renklere sahip birçok çeşidi mevcuttur. Maske uygulaması için tercih cildin ihtiyacına göre yapılırsa, kil maskesinin faydalarının cilde daha olumlu bir şekilde yansıması sağlanabilir.


Beyaz kil maskesi: Cilt için doğal bir çözüm niteliğinde olan beyaz kil maskesi, sivilce için kil maskesi uygulaması yapmayı düşünenlere tavsiye edilir.

Yeşil kil maskesi: Yağlı bir cilde sahip olup siyah nokta oluşumları ile mücadele edenlere önerilir. Yeşil kil maskesinin cilt üzerinde çatlamadan kuruması fayda sağlaması açısından önemlidir.

Mavi kil maskesi: Mavi kil maskesi ne işe yarar sorusuna verilebilecek cevap oldukça nettir. Cilt hücrelerinin hızla iyileşmesini sağlayan mavi kil maskesi, bu sayede güneş lekelerinden, sivilce ve inatçı yara izlerinden kurtulmayı sağlar. Öte yandan cilt tonunun açılmasını isteyenlere de önerilir.

Sarı kil maskesi: Aktarlardan kolaylıkla temin edilebilen sarı kil maskesi cildin alt yapısını onarır. Cilt üzerindeki gözenekleri tıkayan tüm kir ve mikropları yok eder. Etkisi hızlıdır. Problemleri ciltlerde öncelikle beyaz ve yeşil kil maskelerinin kullanılması, problemlerin giderilmesinin ardından sarı kil maskesinin uygulanması tavsiye edilir.

Pembe kil maskesi: Ciltteki kızarıklıkları azaltmaya yardımcı olur. Cildinin canlı ve genç görünmesini isteyenler için ideal bir maskedir. Yalnız hassas ciltlere önerilmez.

Kırmızı kil maskesi: Egzamaya yatkın kuru bir cildi olanlar için önerilir. Cilt pullanması ve kaşıntı problemlerini hızlı bir şekilde yok eder. Çoğu nemlendirici maske gibi cildin yağlanmasına sebep olmaz. Cildin yağ dengesini kontrollü bir şekilde ayarlayarak kuruluğu azaltır. Ayda bir defa uygulanması tavsiye edilir.

KİL MASKESİ TARİFLERİ

Cilt yapınıza uygun bir maske seçimi yaptıktan sonra kil maskesi nasıl yapılır ve cilde nasıl uygulanır gibi soruların cevabını aşağıdaki tariflerde bulabilirsiniz.

1. Cildi yatıştıran kil maskesi
Güneşten yıpranmış ve sivilceler nedeniyle tahriş olmuş bir cilde sahipseniz bu maskeyi uygulayabilirsiniz. İhtiyacınız olan malzemeler; 1 yemek kaşığı beyaz kil, yarım yemek kaşığı toz haline getirilmiş yulaf ezmesi, yarım çay bardağı kadar papatya çayı. Bu kil maskesinde su yerine papatya çayı kullanılır, bu nedenle papatya çayını demledikten sonra soğutun.

Belirtilen miktarda yulaf ve kili metal olmayan bir kaseye alın ve papatya çayını yavaş yavaş ekleyerek karıştırın. Karışım krem kıvamına geldikten sonra maskeyi yüzünüze uygulayın ve 10 dakika sonra yüzünüzü temizleyin.

2. Sivilcelere karşı kil maskesi
Bu maske için beyaz kil kullanabilirsiniz. Eğer kuru bir cilde sahipseniz kesinlikle kırmızı kil kullanmamalısınız. İhtiyacınız olan malzemeler; 4-5 damla çay ağacı yağı, 4-5 damla taze limon suyu ve 3 çay kaşığı sade yoğurt.

Malzemeleri metal olmayan bir kapta azar azar su ekleyerek karıştırın. Krem kıvamına gelmiş olan maskeyi yüzünüze uygulayın ve 10 dakika sonra ılık su ile temizleyin. Maskeye bal ekleyerek cildinizin beslenmesini sağlayabilirsiniz.


3. Yağlı ciltler için kil maskesi
Bu maske için özellikle kırmızı kil kullanmanız tavsiye edilir. İhtiyacınız olan malzemeler; Yarım limon suyu, 1 tatlı kaşığı elma suyu, 1 çay kaşığı vazelin, 1 tatlı kaşığı portakal suyu, 1 yemek kaşığı kırmızı kil.

Malzemeleri metal olmayan bir kapta azar azar su ekleyerek karıştırın. Krem kıvamına gelmiş olan maskeyi yüzünüze uygulayın ve 10 dakika sonra ılık su ile temizleyin. Kırmızı kil bulmakta zorluk çekerseniz, kırmızı kil yerine beyaz kil de kullanabilirsiniz.

4. Siyah noktalar için kil maskesi
Siyah noktalar ile mücadele etmek için yeşil kil kullanmanız ideal olacaktır. Bu maske için ihtiyacınız olan malzemeler; 1 tatlı kaşığı papatya suyu ve 1 çay kaşığı yeşil kil.

Kil ve papatya suyunu karıştırın ve cildinize sürün. 10 dakika beklettikten sonra cildinizi temizleyin. Hassas cilt yapısına sahipseniz bekleme süresini 10 dakikadan az tutun ve maske kurur kurumaz yüzünüzü yıkayın. Bu maskenin haftada 1 kereden fazla uygulanması önerilmez.

5. Canlılık verici kil maskesi
Bu maske kil ve pirinci birlikte kullanarak, yüzünüzün canlı ve sağlıklı bir görünüme kavuşmasını sağlar.

1 çay kaşığı pirinci metal ile temas ettirmeden öğütüp un haline getirin. 2 yemek kaşığı su, yarım çay kaşığı nemlendirici krem, 1 tatlı kaşığı mısır unu ve 1 tatlı kaşığı kili öğütülmüş pirinç ile karıştırın. Hazırladığınız karışımı cildinize uygulayın ve 10 dakika bekletip yüzünüzü yıkayın. Bu maskenin haftada 1 kereden fazla uygulanması önerilmez.

KİL MASKESİ HAZIRLARKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER


Kilin cilde faydalarından en üst düzeyde yararlanmak için cilt tipinize ve tedavi etmek istediğiniz soruna göre kendinize en uygun olan maskeyi seçmelisiniz. Kil oldukça etkili bir maddedir, bu nedenle uygulanırken fayda yerine zarar sağlamaması açısından dikkat edilmesi gereken unsurlar vardır.

  • Evde kil maskesi hazırlarken kile suyu azar azar ekleyin. Suyu kontrollü bir şekilde eklemeniz elde edeceğiniz kıvam açısından önemlidir.
  • Çeşme sularında klor bulunması sebebiyle içme suyu kullanmaya özen gösterin.
  • Maske hazırlarken tahta kaşık kullanın. Metal eşyaların kil ile teması yapısını bozabilir.
  • Yeşil kil maskesini yüzünüzde tamamen kurumadan yıkamalısınız.
  • Kil maskesi yüzde kaç dakika kalmalı sorunun cevabı genellikle 10-15 dakikadır.
  • Kil maskesini her seferinde tüm yüze uygulamak yerine sadece problemli alanlara uygulamalısınız.
  • Cildinizin istenmeyen bir şekilde kurumasını istemiyorsanız, maskeleri haftada 1 uygulamalısınız. Kırmızı kil maskesinde ise uygulama sıklığı ayda bir olmalıdır.
  • Kil maskesini temizlemek için ılık su kullanmalısınız. Ilık su maskenin yüzünüzden daha kolay çıkmasını sağlar. Böylece cildinizi gereksiz ovup tahriş etmezsiniz.
  • Kil maskesi cildi kurutan bir maskedir. Bu nedenle maske uygulamasının ardından nemlendirici kullanmanız önerilir.
  • Her maske uygulamasından önce olduğu gibi, kil maskesi uygulamasından önce de cildinizin küçük bir yerinde alerjiye karşı önlem olarak test yapmalısınız.
-- sponsor içerik --

---

Mide Fıtığı Nedir, Mide Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Mide Fıtığı Nedir, Mide Fıtığı Belirtileri Nelerdir?
Mide Fıtığı Nedir, Mide Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Mide Fıtığı,  Anatomik bozulmalar yüzünden ortaya çıkan mide fıtığı yaşam kalitesini düşüren bir hastalıktır. Yutkunma, midede yanma, kusma, bölgesel ağrılar gibi semptomlara sebep olan fıtığın ilerleme ihtimali vardır. Bu yüzden mide fıtığı belirtileri gözlenir gözlenmez doktor kontrolünde tedavi sürecine başlanması gerekir.

Birçok farklı etmene bağlı olarak midede oluşan herhangi bir problem sağlığı olumsuz olarak etkiler. Anatomik birtakım bozulmalar yüzünden midenizin üst bölümündeki kasların gevşemesine sebep olan mide fıtığı da bu problemlerden biridir ve tedavi edilmediğinde daha ciddi sağlık sorunlarına sebep olup kişinin yaşam kalitesini düşürebilir. Karın içindeki basıncın artmasıyla ortaya çıkabilen mide fıtığı, aynı zamanda karın bölgesinde oluşan aşırı yağlanma neticesinde de meydana gelebilir.

MİDE FITIĞI NEDİR?

Anatomik bozulmalar yüzünden midenin üst bölgesinde yer alan kasların gevşemesi ve gevşeyen kısmın yemek borusuna doğru sarkmasıyla ortaya çıkan anatomik bozukluğa bağlı hastalığa mide fıtığı denir. Göğüs ile karın boşluğunun birbirinden ayrılmasını sağlayan geniş kas bölgesi olarak tanımlanan diyafram, midenin hemen üstünde olduğu için fıtıktan etkilenen bölgeler arasında yer alır. Hiatus isimli diyafram açıklığından yemek borusuna doğru midenin sarkması fıtık kaynaklı problemlerin oluşumuna sebep olur. Genelde mide fıtığı "kayma" türünde olur. Bunun haricinde paraösefegal fıtık da ortaya çıkabilir. Bu tür genelde kadınlarda görülür.

MİDE FITIĞININ NEDEN OLUR

1. Yaş
Yaşın ilerlemesiyle beraber anatomik bozulma durumları daha yaygın hale geleceği için mide fıtığı ihtimali de yükselecektir. Mide bölgesindeki gevşeme ve zayıflamalar kaslı yapının bozulmasına ve bozulan yapının diyaframdan yemek borusuna kaymasına sebep olarak fıtık oluşumunu ortaya çıkarır. Genelde 50 yaş ve üzeri kişiler risk altındadır. 65 yaşını geçen insanların ise neredeyse yarısında bu hastalığa rastlanır.


2. Ağır yük kaldırma
Ani bir şekilde ve yanlış pozisyonda ağır yük kaldırmaya çalışmak mide fıtığına sebep olabilir.

3. Sürekli kusmak
Yeme bozuklukları ya da başka hastalıklara bağlı olarak sürekli kusan kişilerde de mide fıtığı hastalığına sık rastlanır. Kusma yüzünden hem midede hem yemek borusunda bir şok etkisi ortaya çıkar. Kusmaların önüne geçilmediği durumda mide fıtığı oluşabilir.

4. Ikınma
Ikınma neticesinde mide yukarıya doğru harekete geçer. Ikınma hareketine çok başvurduğunuz zaman midenin üst kısmını yemek borusunun arkasına doğru sarkıtmaya uygun zemin hazırlamış olursunuz ve bu da mide fıtığını tetikler. Genelde hamilelik döneminde ıkınırken vücudunu çok zorlayan kadınlarda mide fıtığı görülür.

5. Karındaki iç basıncın yüksek olması
Karın bölgesinde basıncın artması halinde tüm organların üzerinde bu basınç hissedilir ve kaslı bir yapıya sahip olan mide de iç basınçtan negatif etkilenen organlar arasında yer alır.


6. Bağırsaklardaki aşırı hareketlilik
Genetik faktörler yüzünden ya da bir hastalık neticesinde bağırsaklarda aşırı hareketlilik olması durumunda karın bölgesindeki iç basınç artacağından midede fıtık oluşabilir.

7. Kas dokusundaki hasarlar
Mide kaslarında zayıflama ya da hasar olması halinde fıtık ihtimali artar.

8. Stres
Birçok hastalığın tetikleyicisi olan stres, midedeki bozulmalara da sebep olarak fıtık için uygun zeminin hazırlanmasını kolaylaştıran faktörler arasındadır.

9. Fazla kilolar
Tüm sindirim sistemini negatif etkileyen fazla kilolar, yağlanmayla beraber iç basıncın artmasına ve midenin fonksiyonel çalışamamasına sebep olur. Bunun neticesinde mide fıtığı ortaya çıkabilir.

10. Kronik öksürük
Geçmek bilmeyen öksürükler de karındaki iç basıncın artmasına ve midenin yukarı doğru hareket etmesine sebep olarak fıtık ihtimalini ortaya çıkarır.

MİDE FITIĞININ BELİRTİLERİ

1. Yutkunmada problem
Mide fıtığı nasıl anlaşılır? sorusunun cevabı için ilk kontrol etmeniz gereken nokta yutkunmanızda problem olup olmadığıdır. İlk etaplarda basit yutkunamama problemleri söz konusu olsa da hastalığın ilerlemesiyle yutkunmak çok zor bir hal alabilir.


2. Midede yanma
Mide fıtığının belirtilerinden bir diğeri de midede oluşan yanma hissidir. Fıtık yüzünden sindirim sağlıklı bir şekilde gerçekleşmediği için yanma ve bu yanmaya bağlı olarak ağrılar ortaya çıkabilir.

3. Geğirme
Mide fıtığı vakalarında en çok rastlanan semptomlardan birisi de geğirmedir. Diyaframa baskı yapan fıtık yüzünden gaz oluşumu meydana gelir ve sık sık geğirme ihtiyacı doğar.

4. Nefes almakta güçlük çekme
Diyaframa sarkarak ağırlık oluşturan fıtık yüzünden öksürük, nefes almada güçlük ve boğulma hissi gibi durumlar oluşabilir.

5. Tuvalet alışkanlıklarının değişmesi
Mide fıtığı yüzünden yalnızca sindirim sistemi değil aynı zamanda bağırsak ve boşaltım sistemi de etkilenir. Bu yüzden tuvalet alışkanlıklarında değişiklik, ishal ya da kabız gibi belirtiler gözlemlenebilir. Kimi ilerleyen vakalarda ise kan ya da koyu renkli dışkılar görülebilir.

6. Ses tellerinde hasar olması
Fıtık yüzünden yemek borusunun hasar görmesi soluk borusunu ve ses nodlarını da etkiler.


7. Ağza su ya da yemek artığı gelmesi
Mide fıtığına bağlı olarak reflü gibi hastalıklar da ortaya çıkabilir. Yemeklerin midede başarılı şekilde sindirilememesi yüzünden yemekler ve midedeki diğer sıvılar midenin üst kısmına sıkışıp yemek borusundan ağza doğru hareket edebilir. Eğer mide fıtığınız varsa eğilirken ya da yatarken bu durumla karşılaşabilirsiniz.

8. Kusma
Fıtığın daha da ileri boyutlarında kusma vakaları ortaya çıkabilir. Kusmukla beraber kanın görülmesi de olasıdır.

9. Bölgesel ağrılar
Fıtık yüzünden yalnızca mide bölgesinde değil, göğüs kemiği ve arkasında da ağrılar ortaya çıkabilir. Sindirimde problem oluşması halinde böbrek ve bağırsaklarda da ağrılar ortaya çıkabilir.

MİDE FITIĞININ TEDAVİSİ


1. İlaç tedavisi
Mide fıtığını tedavi etmek için uygulanan ilk yöntem ilaç tedavisidir. Hem diğer mide hastalıklarını önlemek hem de fıtığın olumsuz etkilerini azaltmak için midedeki asitleri nötralize etmeye yardımcı olan ilaçlar verilebilir. Midede fazla asit üretilmesi halinde asit üretimini azaltacak yardımcı ilaçlar da doktor tarafından önerilebilir.

2. Cerrahi operasyon
Mide fıtığı ameliyatı riskleri olsa da uzman bir ekip tarafından doğru müdahale ile gerçekleştirildiği durumda hastalığın negatif etkilerini çok büyük oranda azaltır. Genelde laparoskopik ameliyat ile karın bölgesindeki iç organlar incelenir ve sorunlu bölgede yarım santimetre kadar bir kesik açılır. Kesikten, soruna müdahale edilir ve on gün içerisinde taburcu gerçekleşir. Mide fıtığı ameliyatı sonrasında operasyon gerçekleştirilen bölgeye düzenli olarak pansuman yapılması enfeksiyon kapmamak açısından önemlidir. Ayrıca ameliyatın ardından da sağlığınıza, ne yediğinize ve yaşam tarzınıza dikkat etmek, doktorun verdiği ilaçları kullanmak, bir süre istirahat etmek durumundasınız.

MİDE FITIĞI TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?

Her halükarda fıtık yüzünden ilerleyen evrelerde hayat kalitesi daha da çok düşmeye başlar ve başka hastalıkların oluşma ihtimali ortaya çıkar. Genelde büyüme ihtimali olan bir hastalık olduğu için fıtık, doğru kişiler tarafından tedavi edilmelidir. Aksi halde reflüden ülsere, gastritten mide kanserine kadar ciddi hastalıklara sebep olabilir. Sindirim ve boşaltım sistemlerinde oluşan hasarın büyümesi riski de mide fıtığının zararları arasındadır.
-- sponsor içerik --

---

Meniskür Belirtiler, Menisküs Nasıl Anlaşılır?

Meniskür Belirtiler, Menisküs Nasıl Anlaşılır?
Meniskür Belirtiler, Menisküs Nasıl Anlaşılır?

Menisküs, özellikle sporcuların sıklıkla karşılaştığı bir sağlık problemidir. Ancak, ön çapraz diz bağlarında oluşan bir sakatlık problemi olan menisküs ile dizlerini çeşitli durumlarda aşırı bir şekilde zorlayan herkes karşılaşabilir. Diz cerrahisi alanındaki gelişmelerle birlikte kısa sürede tedavi edilmesi mümkündür. Bu nedenle menisküs belirtileri ciddiyetle ele alınmalı, tedavi süreci belirli değişkenler doğrultusunda kişiye özel olarak planlanmalıdır.

Hastalığın detaylarına geçmeden önce cevaplanması gereken ilk soru; menisküs nedir
Menisküs, her iki diz ekleminde de bulunan kıkırdak yapıdır. Diz eklemlerini oluşturan uyluk ve bacak kemiklerinin arasında, iç ve dış dizlerin her birinde ikişer adet olmak üzere toplamda dört adet bulunan menisküsler, dizlerin stabil bir şekilde kullanılması için gerekli olan ve süspansiyon etkisiyle kıkırdaklarda yaralanmayı önleyen dokular olarak diz eklemlerinin ağrısız bir şekilde bükülmesini sağlar.

MENİSKÜSÜN NEDENLERİ

Diz eklemlerinde yer alan menisküsler, eklemlerin uyumunu ve yük absorsiyonunu sağlar. Genç insanlarda menisküs probleminin görülmesi daha çok travmatik nedenlere bağlıdır. Yaşlılarda ve yetişkinlerde ise problemin kaynağı menisküsün kalitesindeki düşüştür. Kıkırdak dokusu olarak tabir edilen menisküsler, diz eklemlerinin birbirleriyle temas etmesini önleyen bir bariyer görevi görür. Ayrıca dizlerin bükülmesinin ağrısız ve kolay bir şekilde gerçekleşmesini sağlar. Diz bölgesindeki iki bacak kemiğinin birleştiği yerde bulunan bu dokuların zarar görmesi ile birlikte menisküs hastalığı ortaya çıkar.

Dizlere yönelik direkt temas ya da basınç artışına yol açan etkinlikler, menisküs yırtılmasının nedenleri arasında yer alır. Dizlerin bükülme açısını azaltan seviyelerde çömelme ve ağırlık kaldırma da menisküs rahatsızlığına neden olabilir. Bu genel nedenler üzerinden bakıldığında, menisküs hastalığı daha çok sporcular açısından var olan bir risk olarak görülür. Basketbol, futbol ve tenis gibi dizlere yüklenmenin ve ani dönüşlerin yoğun olduğu spor dalları menisküs açısından risk yaratır.

Eklemlerde ağrı ve sertliğe neden olan kireçlenme problemi, eklemlere bağlı bir şekilde ortaya çıkan menisküs hastalığının oluşumuna davetiye çıkarabilen nedenler arasında yer alır.

MENİSKÜSÜN BELİRTİLERİ


Diz bölgesinde meydana gelen herhangi bir problem için ilk olarak menisküs nasıl anlaşılır araştırmasına girilip, belirtiler bu hastalığa yorulsa da dizlerle alakalı tüm sorunlar doğrudan menisküs hastalığını çağrıştırmayabilir. Hastalığın mevcut olup olmadığı ortopedi ve travmatoloji alanında uzman bir hekimin yapacağı muayene ve tetkikler sonucunda ortaya çıkar.

1. Diz bölgesinde ağrı 
Menisküs ağrısı nasıl olur sorusu ayrıntılı bir cevap içerir. En yaygın menisküs belirtisi olan diz bölgesinde meydana gelen ağrıların uzun süreli ve şiddetli bir hal alması halinde menisküs hastalığından şüphe edilerek gerekli muayene ve tetkikler yaptırılmalıdır. Hastalık tam olarak ortaya çıkmamış olsa bile menisküs dokusu zedelenmiş olabilir. Ağrının önemsenmeyip gerekli önlemin alınmaması hastalığın riskini artırır.


Ağrılar, günlük hareketlerin yapılmasına engel olabilecek düzeylere çıkabilir. Otururken kalkmak, ağırlık kaldırmak ve çömelme gibi aktivitelerde acı veren bir hal alan ağrıların bazı vakalarda ayakta durmak zorluk çekmeye neden olduğu da görülür.

2. Diz bölgesinde şişlik 
Diz ve çevresinde ortaya çıkan şişlikler, menisküs riski nedeniyle ciddi bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Şişlik düzeyi, genel olarak birkaç gün içerisinde kademeli olarak artış gösterir. Tedavi edilmeden kendiliğinden geçmesinin beklenmesiyle şişlik yerini sertleşmeye bırakır. Bu durum da yürümede zorluk çekilmesine yol açar.

3. Hareket kabiliyetinin kısıtlanması
Yürüme, çömelme, eğilme, oturma, kalkma gibi günlük rutin hareketleri yapmada zorluk çekmek menisküsün hastalığının varlığını işaret ediyor olabilir. Bu belirtilerin sebebinin anlaşılması ve buna göre uygun tedavi yöntemine başlanabilmesi amacıyla mutlaka en kısa süre içerisinde hastaneye müracaat edilmesi gerekiyor. Aksi durumda hareket kabiliyetinin daha fazla düşmesi riski alınmış olur.


4. Dizlerde kitlenme
Dizlerde kitlenme belirtisi ani olarak, genellikle yüksek düzeyli ağrı ile birlikte ortaya çıkar. Acilen hekime başvurulmasını gerektiren bir belirtidir. Diğer tüm belirtilerde olduğu gibi sorunun geçici olduğunun düşünülmesi, hastalığın şiddetinin artmasına ve onarılması güç tahribatların meydana gelmesine neden olur.

MENİSKÜSÜN TEDAVİSİ

Menisküs tedavisi, menisküs yırtılması bulunan bölge ve yırtılmanın boyutuna göre değişkenlik gösteren müdahalelerden oluşur. Hastanın yaşı ve aktivite durumuna göre tedavi süreci şekillendirilir. Dış menisküs problemlerinin kendiliğinden iyileşmesi mümkünken, iç menisküs yırtıkları cerrahi müdahale gerektirir. Yaşlılarda görülen menisküs problemi genellikle kireçlenme ve kemiklerin aşınması gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıktığından, tedavi süreci artroskopi ve ameliyat gibi yöntemler ile planlanır.

Sporcularda meydana gelen menisküs hastalığında da cerrahi müdahale ön plana çıkar. Menisküs egzersizleri ise tedavi sürecinin hızlanması ve daha sağlıklı ilerlemesi adına fizik tedavi kapsamında cerrahi müdahaleye destek amacıyla uygulanır.


Tedavi süreci her bir hasta için, hastayla alakalı değişkenlere ve sorunun boyutuna göre farklı şekilde planlanır. Her hasta için standart bir ameliyat ya da reçete ortaya konması mümkün değildir. Genel olarak uygulanan tedavi yöntemleri ise aşağıdaki başlıklarla ifade edilebilir.

1. Menisküs dikilmesi
Menisküslerde meydana gelen hasar onarılabilir düzeyde ise tedavi yöntemi olarak menisküs yırtığının dikilmesi tercih edilir. Cerrahi operasyon ile menisküs yırtığı dikildikten sonra, 6 ila 8 hafta arası bir süre boyunca yürüme eylemi koltuk değneklerinin yardımıyla gerçekleştirilir. Sporcuların ise menisküs ameliyatı sonrası tekrar spor faaliyetlerine başlamak için yaklaşık 6 ay beklemesi gerekir. Tedavi süreci sıkıntılı da olsa menisküsün kendini yenilemesiyle birlikte sorunlar aşılır.

2. Menisküslerin çıkarılması 
Menisküs zedelenmesi onarılamayacak düzeydeyse, menisküsler cerrahi operasyonla çıkarılır. Hafif düzeyli bir işte çalışanlar bir hafta, ağır bir işte çalışanlar yaklaşık olarak bir ay sonra işlerine geri dönebilirler. Menisküslerin alınması, zamanla diz ağrılarına ve kireçlenmeye yol açabilir. Böyle bir sorunla karşılaşılması durumunda, kadavralardan temin edilen menisküslerle nakil yapılabilir.


İleri seviye menisküs hasarlarının onarımı ve menisküs nakli için "meninsektomi" olarak adlandırılan ameliyat yapılır. Bu ameliyat, artroskopik cerrahi ile yürütülür. Artroskopi, eklem hastalıkları alanında tanılama ve tedavi amaçlı uygulanan gelişmiş bir kapalı cerrahi yöntemidir. Daha detaylı ve ince işlemler için elverişli bir yöntem olması nedeniyle hekimler tarafından tercih edilir.
-- sponsor içerik --

---

Oje Sürmenin Sağlığınıza Zararları!

Oje Sürmenin Sağlığınıza Zararları!

Hepimizin bildiği gibi oje çok kullanıldığında tırnaklarımız sararmaya ve kurumaya başlıyor. Ancak ojenin tahribatı bununla sınırlı değil. Hatta oldukça ciddi zararları var. Ojeyi hayatınızdan tamamen çıkarın demiyoruz ama vücudunuza bıraktığı olumsuz etkileri bilmelisiniz.

Oje Sürmenin Sağlığa Zararları

Bazı tırnak bakımı kozmetik ürünlerinde sağlığınıza ciddi zararları dokunabilecek maddeler kullanılır.

Toluen- Tırnaklara pürüzsüz bir görünüm vermeyi sağlayan ve pigmenti koruyan bir çözücüdür. Toluen merkezi sinir sistemini etkileyebilir ve üreme bozukluklarına neden olabilir. Baş ağrısı, halsizlik, bayılma ve bulantı, oje kullanmanın olası sonuçlarından sadece birkaçıdır.

Formaldehit- Ojenin depolama ömrünü artırmaya yardımcı olan renksiz bir gazdır. Alerjiden muzdaripseniz, ormaldehit ile temas, egazama ve olası kimyasal yanıklara neden olabilir. Daha şiddetli durumlarda, kalp ritmi bozuklukları ve kanseri tetikleyebilir.

Dibutil ftalat- bir koku olarak kullanılmaktadır. Bu tehlikeli bileşenin varlığı, endokrin hastalıkları, jinekolojik hastalıklar ve solunum yolu hastalıklarına neden olabilir.

Bilim insanlarının 24 kadından oluşan bir grup üzerinde yaptıkalrı araştırmaya göre, katılımcıların çoğunda, oje sürdükten 6 saat sonra, metabolizma sürecinde oluşan trifenil fosfat türevi difenil fosfat seviyelerinin yükseldiği görüldü. Deneyin başlamasının üzerinden 10 saat geçtikten sonra ise, tüm katılımcıların vücutlarındaki difenil fosfat seviyeleri normalin 7 katına kadar yükseldi. Sonuçlar endişe verici!

Sağlığınıza zarar vermeyecek bir ojeyi nasıl seçersiniz?

Bazı oje şişelerinde ya da ambalajların özel işaretler vardır:


5- Free, ürünün formaldehit, türev reçineleri (Formaldehit reçineleri), toluen, Dibutil ftalat veya kafur içermediği anlamına gelir.

3-Free, Formaldehit, Dibutil ftalat ve toluen. Bu ibare tırnak cilasının, zararlı bileşenlerden sadece üçünü içermediği anlamına gelir.

Tırnak cilası satın almadan önce, öncelikle içeriğindeki malzemeye dikkat edin ve unutmayın: Sağlığınız sizin elinnizde!
-- sponsor içerik --

---