Nedirkibu

Bağışıklığı Arttıran Grip Savar Kür Tarifi

Bağışıklığı Arttıran Grip Savar Kür Tarifi

Verdiğimiz bu karışım evde kolaylıkla bulabileceğiniz malzemelerle hazırlanmasının yanı sıra özellikle soğuk kış aylarında doğal bir takviye ve hastalıklara karşı koruyucu olmasıyla kış kürü oldukça faydalı bir karışımdır. Bu karışımı kullanıpta olumlu dönüş yapan bir kışın hasta olmaktan kurtulan çok kişi var.
  • Bu kürü kış ayları yaklaşırken hastalıkların salgın olduğu bu zamanlarda tüketmeye başlarsanız soğuk algınlığı olma riskiniz azalır.
  • Öksürük tedavisinde kullanılır.
  • Mide üşütmelerinde, bulantılılarda tedavi edici etkisi vardır.
  • Gribe karşı mucizevi bir koruma sağlar.
  • Vücut direncinizi artırır.
  • Virüsleri etkisiz kılar.


Kış Kürü Yapılışı için gerekli Malzemeleri:


  • 1 adet limon ( Dilimlenmiş)
  • 1 adet orta boy kavanoz
  • 1 kavanozun yarısına kadar taze zencefil
  • Kavanozda kalan yer kadar Bal.

Kış Kürü Nasıl Yapılır – Hazırlanışı:

Öncelikle zencefilin kabuklarını soyun ve ince bir şekilde (jülyen) dilimleyin. Dilimlediğiniz zencefilleri kavanoza yerleştirin ve dilimlenmiş limonları da ekleyin. Üzerine Balı da ilave edin. Kavanozun kapağını sıkıca kapatın ve kış kürünüzü buzdolabına kaldırın.

Kış kürünü kullanacağımız sırada 1 çay bardağının içerisine 1 dilim limon, hazırladığınız zencefil karışımından 1 yada 2 yemek kaşığı ekleyin ve üzerine sıcak su ilave edip karıştırın.

Zencefil Limon Bal karışımını sıcak olarak tüketebileceğiniz gibi soğuk su veya soda ilave ederek de tüketebilirsiniz.

Hazırladığınız bu karışım buzdolabında 2-3 ay bekleyebilir.

Afiyet ve şifa olması dileklerimle. Yapanların, faydasını görenlerin mutlaka yorumlarını bekliyorum.
-- sponsor içerik --

---

Damarları Temizleyen Besinler & Bitkiler ....


Damar Tıkanıklığı bitkisel tedavi

Bal sirkesinin, diğer sirkelere göre farklı özellikler içerdiği, vücudu temizlediği, beyin, sinir ve sindirim sistemlerine iyi geldiği bildirildi.

Uludağ Üniversitesi Arıcılık Araştırma ve Geliştirme Merkezi Kurucusu Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, bal üzerine çalışmalar yaparken, sirkesini üretme fikrinin akıllarına geldiğini ve sonrasında araştırma ve denemelere başladıklarını aktardı. Prof. Dr. Dülgeroğlu, 3,5 yıllık bir çalışmanın sonucunda bal sirkesinin hazır hale geldiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Dülgeroğlu, bal sirkesinin en önemli özelliğinin, vücudu temizlemesi olduğunu belirterek, "Sirke vücuda alındığı zaman, vücuttaki sularla birleşir. Böylece alkali ortamlar oluşur ve hücre duvarları arasındaki geçirgenlik artar. Dolayısıyla vücut içindeki bütün dolaşım sistemleri, çok rahat bir dolaşıma tabi tutulur.

Böylece vücut içinde atılamayan ve biriken maddeler, ter yolu ve idrar yollarıyla dışarı atılabilir. Yani diyebiliriz ki, damarların içinde temizlik yapıyor" ifadesini kullandı. Sirkenin, sinir sistemleri üzerinde de çok etkili olduğunu anlatan Dülgeroğlu, "Sirke, beyin için de çok yararlı. Bağırsakların ve mide duvarlarının temizlenmesinde de çok etkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz" dedi.

Damarları Temizleyen Besinler & Bitkiler ....


NAR:
İçerisinde barındırdığı antioksidanlar sayesinde nar, kan akışını arttırır ve damarların tıkanmasını önler.

YEŞİLÇAY: Yeşil çay, damarlara hasar veren oksidatif stresi azaltır ve damarları temizler. İçerdiği antioksidanlar kolesterolü düşürür ve bu sayede kalbi korur.
BADEM: E vitamini, çözünebilen lif ve tekli doymamış yağlar açısından oldukça zengin olan badem, içerdiği antioksidanlar sayesinde damarlardaki hasarı engeller.

BROKOLİ: K vitamini ve lif açısından zengin olan brokoli, kolesterolü ve tansiyonu düşürür. K vitamini damarlardaki kalsiyum seviyesini dengeler.

YULAF:  Yulaf, kolesterolü düşürür ve damarları temizler. Öğünlerinize yulafı eklemenizi öneririz.

ZEYTİNYAĞI: Akdeniz ülkelerinde kalp hastalıkları görülme oranının daha az olması zeytinyağı sayesindedir. İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde kanseri önler ve tansiyonu düşürür.

ZERDEÇAL: Zerdeçal, damar temizliğinde en etkili baharatlardan biridir. Ayrıca damar sertliğini önler ve yağ depolanmasını engeller.

AÇAİ ÜZÜMÜ: Özellikle kolesterolü düşüren bu meyve kan akışını dengeler ve bu sayede kalp için çok faydalıdır.

TARÇIN: Antioksidan deposu olan tarçın, kandaki şekeri düşürür ve bu sayede damarlar için çok faydalıdır. Günde 1 çay kaşığı tarçının kandaki yağ oranını %26 oranında azalttığı kaydedilmiştir.

KUŞKONMAZ: Kuşkonmaz, damarlardaki baskıyı azaltır ve bu sayede kan akışını hızlandırır. Ayrıca damar tıkanıklığı ve enflamasyona da iyi gelir.
-- sponsor içerik --

---

Kuran-ı Kerimde Yer Alan Meyve ve Sebzeler...

Kuran-ı Kerimde Yer Alan Meyve ve Sebzeler... 
Şifalı bitkileri birde bu yönden inceleyelim.
Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’de yer alan yiyeceklerin hangileri olduğunu biliyor musunuz?
Kuran-ı Kerimde yer alan bu besinler ve faydalarını yazımızın devamında bulabilirsiniz.


İNCİR (TİN, 1-3)

İncir içerdiği besin, vitamin ve mineraller sayesinde vücuda enerji verir. Bunun yanı sıra; sodyum, potasyum ve magnzeyum açısından çok zengindir. En az portakal kadar C vitamini içeren incir, aynı zamanda B3, B6, B2 ve K vitamini de içermektedir.

ÜZÜM - (BAKARA, 266)

Üzüm bol miktarda protein ve lif içerir. Bunlarda vücudumuza enerji olarak döner. Üzüm ayrıca folatlar, niasin, riboflavin, tiamin gibi bileşenleri de içinde barındırır. İçindeki kalsiyumun da kemiklere faydası vardır.

NAR (EN’AM, 99)

Kışın sevilen meyvesi be bereketin simgesi olan nar, bol miktarda C vitamini, polyphenol, demir, potasyum içerir tüm bunlar da özellikle kış aylarında bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Vücuttaki kolestrol ve şeker seviyelerini dengeleyen nar, kanser hücrelerinin gelişmesine engel olurken, kalp sağlığının korunmasında da yardımcı olur.

KİRAZ (VAKIA, 28-33)

Kirazın çok güçlü bir antioksidan kaynağıdır. Bol miktarda A vitamini içerir ve baş ağrılarında 15-20 tane yenmesi anında ağrıyı yok eder. Ayrıca kiraz, potasyum, demir ve magnezyum açısından da zenginidir.

MUZ (VAKIA, 28-33)

Muz lifli yapısı nedeniyle böbreklere iyi gelir, bağırsaktaki bakterileri öldürür. Tüketildğinde metobolizmaya yardımcı olur ve mideyi rahatlatarak sindirimi destekler. Bunun yanında içerdiği zengin vitamin ve bileşenler sayesinde cilt sağlığına olumlu katkıları vardır.

HURMA - (NAHL, 11)

Hurma, tüketildiğinde DNA’nın yapısını ve vücudumuzdaki hücreleri yenileme özelliği olan meyvelerden bir tanesidir. Besin değeri oldukça yüksektir ve ayrıca protein, lif ve farklı yağlar başta olmak üzere 16 farklı mineral ve vitamin içermektedir. Hurma, içinde barındırdığı C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren ve özellikle kanser hastalığına yakalanma riskini azaltan selenyum açısından da oldukça zengindir.

ACUR (BAKARA, 61)

Acur vücudun enerjisini dengeler ve hazmı kolaylaştırır. Bununla birlikte besin değeri yüksek bir sebze olduğundan sizi tok tutmaya yarar. Düzenli olarak tüketmek kandaki zararlı maddeleri arındırır.

BAL (NAHL, 69)

Balın bilimsel süper güçleri arasında, tüm vücudumuzun sağlığına faydalı olmak başta gelmektedir. Bu doğal ve sağlıklı tatlandırıcı, çeşidine göre insan sağlığı için faydalı bir sürü besin değeri içermektedir. 

SOĞAN (BAKARA, 61)

Soğanın içerisinde bol miktarda C vitamini, B6, biyotin, krom, kalsiyum ve lif gibi insan sağlığı açısından oldukça faydalı maddeler bulunmaktadır. Ufak bir ayrıntı olarak, soğanın içerisinde bulunan alisin isminde bir madde, kesildiğinde gözlerinizin yaşarmasına neden olmaktadır. 

MERCİMEK (BAKARA, 61)

Discovery Health dergisine göre, mercimek tüketmek vücutta inflamasyonu azaltmaya yardımcı olması nedeniyle romatoid rahatsızlıkla iyi gelir. Yüksek oranda lif içermesi nedeniyle diyabet, insülin direnci ya da hipoglisemi gibi durumlar için oldukça faydalıdır. Hem kan şekeri seviyelerini dengede tutmakta hem de sürekli bir enerji kaynağı olabilmektedir


SARIMSAK (BAKARA, 619)
Kuran-ı Kerimde Yer Alan Meyve ve Sebzeler...
Herkes sarımsağın güçlü bir antibiyotik olduğunu bilmektedir. Sarımsağın içerisinde bulunan dialil sülfit bileşikleri, campylobacter bakterileri yok olmasını sağlayarak bağışıklık sistemimizin daha güçlü olmasına neden olmaktadır. Bu özelliği yararlarından sadece bir tanesi. Hepsini bu yazımızda bulabilirsiniz.

SÜT (NAHL,65-66)

Sütün faydalarını yazmaya kalksak en az bir yarım saatte okuyacağınız faydalar sıralanır. Kalsiyum kaynağından mı bahsedelim, cildi güzelleştirmesinden mi? 
-- sponsor içerik --

---

Zeytin Yaprağı Çayı Nedir? Faydaları Nelerdir?

Zeytin yapragi faydalari

Zeytin Yaprağı çayı nedir, Zeytin Yaprağı çayı nasıl hazırlanır?,Zeytin Yaprağı çayının yararları nedir? bu sorunların cevaplarını ve Özellikle şeker hastalarının son yıllarda kullandığı bu çayı sizler için nedirkibu.com da paylaşıyoruz.


Zeytin yaprağı, doğal bitkisel antibiyotik ve antioksidan olması nedeniyle hastalıklardan
korunma ve hastalıkların tedavisinde etkin rol oynayabilir. Zeytin yaprağında bulunan
"oleuropein" ve "eleonik" asit aktif bileşiklerinin antimikrobiyal ajan olarak görev yaptığı bilimsel araştırmalarca kaydedilmiştir. Bu maddelere bağlı olarak zeytin yaprağı çayı, ile vücuda giren mikropları, vücudun doğal bağışıklık sistemi tepki gösterinceye dek yavaşlatır

Zeytin yaprağı, etkileri sarımsak ve soğana da benzeyen doğal bir antibiyotik ve antioksidan-dır.

Düzenli olarak hastalıklardan korunma amaçlı tüketilebileceği gibi doğrudan hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir.

Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olan oleuropein, zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır. Oysa ki zeytin ağacının hastalık ve zararlılara karşı direncini sağlayan en önemli savaşçının oleuropein olduğu düşünülmektedir. Oleuropein' in içeriğinde bulu-nan "elenolik asit" ve oleuropein türevi olan "kalsiyum elenolat" çok çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir.

Bugün çok az insan, zeytin yaprağının çok faydalı kullanımı kolay tıbbi bir bitki olduğunu bilir. Zeytin yaprağı kullanımı daha çok Akdeniz ülkeleri insanları tarafından kullanılmakla beraber son yıllarda birçok ülke tarafından da bitkisel ilaç olarak kullanılması bu konudaki araştırmalara hız vermiştir.


ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ YARARLI ETKİLERİ

Zeytin Yaprağı Çayı Nedir? Faydaları Nelerdir?
Zeytin Yaprağı Çayı Nedir? Faydaları Nelerdir?


ANTİMİKROBİYAL ETKİ

Zeytin yaprağı çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein iki enzim tarafından elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asit daha öncede belirttiğimiz gibi yüksek antimikrobiyal etkiye sahiptir. Bakterilerin hücre duvarını etkiler ve böylece doğal yolla bağı-şıklık sistemi güçlenmiş olur. Böylece birçok antibiyotiğe direnç kazanan mikro organizma ve dolayısıyla bunların neden olduğu birçok hastalık doğal yollarla ortadan kaldırılmış olmaktadır.

ANTİOKSİDAN ETKİ

Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Demirin paslanması ve balığın sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkilerine örnektir. Antioksidanlar, vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddelerin (serbest radikallerin) nötralize edilmesini sağlar.
Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Zeytin yaprağı ekstraktı yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Bu etki oleuropein bileşiğiyle beraber tabloda verilen diğer fenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu meydana gelir. Vitamin C ve E nin gösterdiği antioksidan aktivitenin yaklaşık 2,5 katı kadar daha yüksek bir antioksidant aktiviteye sahiptir.

KORONER DAMARLAR ÜZERİNE ETKİSİ
İn-vivo şartlarda yapılan birçok çalışma oleuropein' in vasodilator (damar genişletici) etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Laboratuar ve klinik çalışmaların sonucu olarak, zeytin yaprağı çayı kalp yetmezlikleri, damar tıkanıklıkları üzerinde de etkili bulunmuştur.

HYPOGLİSEMİK ETKİSİ
( KAN ŞEKERİ SEVİYESİNİ DÜZENLEME )

Yine yapılan in-vivo (canlı vücudunda) çalışmalarda, zeytin yaprağının etken maddesi oleuropein, hipoglisemik etki göstermiş ve yüksek kan şekeri seviyesinde düşme gözlenmiştir.

ZEYTİN YAPRAĞI NEDİR?

Zeytin ağacı (Olea europaea) Oleaceae familyasına ait herdem yeşil bir bitkidir. Zeytin yaprakları binlerce yıl önce insanlar tarafından hastalıkların tedavisinde çare olarak kullanılmıştır. Son yıllarda dünyada, doğal organik bitkiler üzerindeki araştırmalar gittikçe önem kazanmaktadır. Özellikle Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü zeytin yaprağının 21. yüzyılın en önemli doğala antimikrobiyal, antiviral bir etkiye sahip çok önemli bir bitki olduğunu belirtmiştir.Bu konuda 69 kitap, 1800 den fazla makale, dergi ve çeşitli yayınlar yapılmıştır.

Zeytin ağaçları dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır. Uzun süreli yaşamlarını büyük ölçüde kendilerine hastalık ve zararlı-lara karşı direnç kazandıran "oleuropein" adlı bir madde üretmelerine borçludurlar.

40 yılı aşkın bir süredir kullandığımız antibiyotiklere karşı artık çoğu mikroorganizma direnç kazanmıştır. Geçmiş zamanlarda antibiyotiklerle tedavi edilebilen bir çok hastalık, artık tedavi edilemez hale gelmiştir. Bakterilerin ve virüslerin bu ilaçlara daha dirençli hala gelmeleri antibiyotiklerin aşırı doz alımı ya da yanlış kullanılmasının bir sonucudur. İşte zeytin yapraklarında bulunan "oleuropein" maddesi ve hidrolizleri, antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde etkili ve çok değerli bir bileşendir.
Bugüne kadar zeytin yaprağında 100'e yakın madde elde edilmiştir.(Bkz Tablo 1) Yaprakta bulunan bu maddeler zeytin çeşidini uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir.Yaprakta bulunan fenolik ve flavonait
bileşikler vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar.Yaprakta 60-90mg/gr oranında oleuropein bileşiği bulunmaktadır.

ZEYTİN YAPRAĞININ ETKİLİ OLDUĞU DİĞER RAHATSIZLIKLAR VE MİKROORGANİZMALAR


  • Kan Şekeri Seviyesini Düzenleme
  • LDL Kollestrol Seviyesini Düzenleme
  • Antioksidan Etki
  • Bronşit
  • Soğuk Algınlığı
  • Kulak Enfeksiyonları
  • Fibromalarya
  • Fungal (Mantar) Enfeksiyonları
  • Herpes Virüsü
  • Salmonella sp.
  • Kandidiyasis
  • Dizanteri
  • Streptococcus sp.
  • Kandidiyasis
  • Dizanteri
  • Streptococcus sp.
  • Hepatit A,B,C
  • Zatürre
  • Cilt Rahatsızlıkları
  • Zona
  • Romatizmal Hastalıklar


ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI KULLANIM ÖNERİSİ

Bir çay kaşığı kuru yaprak, bir bardak sıcak suya konur ve 2-3 dakika demlenmeye bırakılır.. Süzülür ve böylece zeytin yaprağı çayı hazırlanmış olur. Günde 2-3 bardak önerilen dozdur.

Her bitkiyi,çayını tüketmeden önce mutlaka doktorunuza bildirip onay almanız gerekmektedir.
-- sponsor içerik --

---

Kolajen Nedir, Ne İşe Yarar?

Kolajen Nedir, Ne İşe Yarar?

Kolajen insan vücudunda en çok bulunan protein türüdür. Kemiklerde, kaslarda, deride ve tendonlarda kolajen mevcuttur. Kolajen vücudumuzu bir arada tutan maddedir. Kolajen bir iskele görevi görür ve dayanıklılık sağlar.

Endojen (iç kaynaklı) kolajen doğal olan kolajendir ve vücudumuz tarafından üretilir. Dışarıdan alınan kolajen ise yapaydır. Yapay kolajeni dış kaynaklı bir besinden, örneğin takviye gıdalardan alırız.

Endojen kolajenin önemli bazı fonksiyonları vardır. Bozulması veya azalması durumunda kimi bazı sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Dış kaynaklı kolajen ise tıbbi ve kozmetik amaçlarla, örneğin vücut dokularının tamirinde kullanılmaktadır.

Kolajenlerin Özellikleri Nelerdir?

  • Kolajen tüm vücutta bulunur ancak özellikle deri, kemik ve bağ dokuda mevcuttur.
  • Bazı kolajen iplikçikleri, aynı kalınlıktaki çelikten bile daha güçlüdür.
  • Vücutta kolajen üretimi yaşlandıkça azalır. Yine sigara içmek ya da UV ışınlara maruz kalmak gibi bazı faktörler de kolajen üretiminin azalmasına sebep olabilir.
  • Kolajen bazı sargılarda hasarlı yaralı bölgelerde yeni deri hücrelerin oluşması amacıyla kullanılabilir.
  • Kolajen seviyelerini arttırdıklarını iddia eden kozmetik losyonların böylesi bir işleve sahip olması olası değildir. Zira kolajen moleküllerin deri üzerinden emilimi, moleküllerin büyüklükleri sebebiyle mümkün değildir.

Kolajen Nedir?

Kolajen sert, suda çözünmeyen ve ipliksi bir proteindir. İnsan vücudundaki proteinin üçte birini oluşturur. Pek çok kolajende uzun ve ince iplikçikler oluşturmak amacıyla moleküller çok sayıda ve sıkışıktır. Bu proteinler destekleyici yapılardır ve birbirlerine dayanak olurlar. Deriye sertlik ve elastikiyet kazandırırlar.

En az on altı çeşit kolajen vardır ancak bunların yüzde 80 ila 90’ı tip 1, tip 2 veya tip 3 kolajenlerdir. Farklı tip kolajenlerin farklı yapıları ve işlevleri vardır.

İnsan vücudundaki kolajenler güçlü ve esnektir. Özellikle tip 1 kolajen iplikleri esnemeye müsaittir. Aynı büyüklükteki çelikten daha güçlülerdir.

Kolajenlerin Görevleri Nelerdir?


  • Farklı tür hücrelerden kolajen salgılanabilir ancak genellikle bağ doku hücreleri kolajen salgılanmasında görev alır. Kolajen, hücreler arasında bulunan maddede yer alır. Bu, vücut dokularının fiziksel özelliklerini belirleyen girift bir makro moleküller ağdır. Çok sayıda atom içeren moleküle makro molekül denir.
  • Alt deride veya derinin orta katmanında kolajen, fibroblast denilen ipliksi bir hücre ağının oluşmasına yardımcı olur. Fibroblast üzerinde yeni hücreler büyüyebilir. Fibroblast aynı zamanda ölü deri hücrelerinin değiştirilmesinde ve yerine yeni hücrelerin gelmesinde rol oynar.
  • Bazı kolajenler, böbrek gibi vücuttaki hassas organların korunması için bir mahfaza görevi görür.
  • Yaşlılıkla beraber vücut daha az kolajen üretir. Derinin yapısal bütünlüğü bozulur. Kırışıklıklar oluşur, eklemlerdeki kıkırdaklar zayıflar.
  • Kadınlarda menopoz sonrasında kolajen salınımı oldukça azalır.
  • 60 yaşından itibaren kolajende belirgin azalmalar normaldir.
  • Kolajenin Medikal ve Kozmetik Kullanımları
  • Kalojen vücut tarafından parçalara ayrılabilir, dönüştürülebilir ve yeniden emilebilir. Katı olarak sıkıştırılmış bir halde kullanılabileceği gibi jel halinde de kullanılabilir. Kalojenin çok fonksiyonlu bir madde olması ve vücut tarafından doğal olarak salgılanabilmesi, onu klinik olarak çok amaçlı kılar. Bu nedenle tıbbi açıdan çok çeşitli sebeplerle kullanılabilir.


Deride Dolgu Malzemesi Olarak


Kolajen enjeksiyonları deri çevresini güçlendirir ve derideki çukurları doldurur. Kolajen içerikli dolgular kozmetik endüstrisinde yüzdeki çizgi ve kırışıklıkları gidermede kullanılır. Yine yara izlerinin giderilmesinde de kolajen kullanılabilir.

Yapay kolajen dolguları diğer insanlardan ve ineklerden elde edilir. Herhangi bir alerjik reaksiyondan kaçınmak için ineklerden elde edilen kolajen kullanılmadan evvel kişi, deri testine tabi tutulmalıdır.

Kolajen görece daha yüzeysel boşlukları doldurur. Daha derin boşluklar için yağ, silikon veya implant kullanılabilir.

Yara Yerine Sürülmek Üzere


Kolajen yaralı bölgelerde yeni hücre üretimini tetikleyerek yara yerlerinin iyileşmesine katkı sağlayabilir. Kolajen yeni dokuların büyümesi için bir platform görevi görür.

Kolajen merhemleri aşağıdaki yaraların iyileşmesine yardımcı olabilir:


  • Diğer tedavilere cevap vermeyen kronik yaralanmalar
  • Ürin ya da ter gibi vücut sıvılarının çıktığı yaralar
  • Yara üzerinde taneciklerin meydana geldiği (granüle) yaralar.
  • Nekrotik veya çürüyen yaralar
  • Deri yaraları
  • İkinci derece yanıklar
  • Deri nakli gerçekleştirilmiş bölgeler
  • Kolajen merhemleri üçüncü derece yanıkların tedavisinde, kurumuş yara kabuklarında veya inekten elde edilen kolajene duyarlı olan hastalarda kullanılmaz.


Kontrollü Deri Yenilemesi

Kolajen içerikli zarlar diş çevresini saran dokularda ve implant tedavisinde belli bazı hücrelerin büyümesini teşvik etmek için kullanılmaktadır.

Çene cerrahisinde kolajen bariyerler diş eti etrafında hızlı büyüyen hücrelerin dişteki hasara ulaşmasını engeller. Bu diş hücrelerinin kendilerini yenilemeleri için onlara bir alan sağlar.

Bu tedavilerde kullanılan kolajen zarlar vücut tarafından parçalanıp tekrar emilebildiği için ilk operasyon sonrasında çıkarılmalarına gerek yoktur.

Vasküler Protez


Doku nakillerinde çevresel sinirlerin yenilenmesinde, vasküler protezlerde ve atardamarların yeniden oluşturulmasında kolajen kullanılmaktadır.



Kolajen protezler insan vücuduyla uyum içinde olsa da bazı durumlarda kanın pıhtılaşmasına neden olabildiği belirtilmiştir.

Kemik ve Eklem İltihabının Tedavisinde


Kolajen bazlı takviye gıdalar kemik ve eklem iltihabının tedavisine yardımcı olabilir. 2006 yılında yayınlanan bir çalışma, kolajen içerikli takviye gıdaların kemik ve eklem iltihabı hastalarında ağrıların azalmasına ve eklemlerin işlevlerinin artmasına yardımcı olduğu gözlemlenmiştir.

Takviye gıdalar emildiğinde, kolajen eklemlerde birikir ve hücreler arası sıvının tekrar oluşmasında rol oynar.

Ancak ne yazık ki bu bulgular diğer çalışmalarda gözlemlenmemiştir.

Deriyi Canlandırmada


Kolajen içeriğine sahip pek çok ürün, toz ve krem, vücuttaki kolajen seviyelerini yükselterek deriye canlılık kazandırdığı iddiasındadır.

Ancak kolajen moleküllerinin cilt üzerinden emilemeyecek kadar büyük olması nedeniyle bu olası görünmemektedir. Muhtemelen olumlu sonuçlar, kolajen bazlı ürünlerin nemlendirici etkisinden kaynaklanmaktadır. Yoksa bu ürünler doğrudan kolajen seviyelerini yükseltmezler.

Bu tedavi edici maddeler ilaç sayılmadığından verimlilikleri ile ilgili iddiaların da doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmaya ihtiyaç duyulmamıştır. Bu nedenle bu ürünleri kullanırken dikkatli olunması önerilir.

Kolajen Kaybının Önlenmesi

Hamilelik, obezite vb. durumlar sonucunda deride görülen çizgilerin tedavisi lazer ile yapılabilir. Lazer aynı zamanda kolajen, elastin ve melanin salgılarını üretimini tetikler.

Sağlıklı bir beslenme vücudun kolajen üretmesine yardımcı olacaktır.

Kolajen üretimini destekleyecek gıdalar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Proline: Yumurtanın beyazı, et, peynir, soya ve lahanada bulunur.
Anthocyanidins (bitkilerde bulunan pigmentler): böğürtlen, yabanmersini, kiraz ve ahudududa
C Vitamini: Portakal, çilek, biber ve brokolide
Bakır: Kabuklu deniz ürünleri, kuruyemişler, kırmızı et ve bazı içme sularında
A Vitamini: Hayvansal gıdalarda ya da bitkisel gıdalarda beta karoten olarak

Kolajen Neden Azalır?

Bazı faktörler vücutta kolajen seviyesinin azalmasına sebep olabilir. Bu durumlardan kaçınmak özellikle cilt sağlığını olumlu yönde etkileyecektir.

Yüksek şeker tüketimi: Yüksek şeker içeren diyetlerde kan şekerinin yeni moleküller oluşturmak üzere proteinlere bağlanması sonucunda AGEs (Advanced glycationendproducts) oluşur. AGEs, etrafındaki proteinlere zarar vererek kolajeni kuru, zayıf ve kırılgan yapabilir.

Sigara İçmek: Sigarada bulunan pek çok kimyasal madde derideki kolajeni ve elastini olumsuz yönde etkilemektedir. Aynı zamanda nikotin deriye giden damarları daraltır. Bu da deri hücrelerine giden oksijen ve besinin azalması anlamına gelmektedir.

Güneş Işığı: Güneşten gelen ultra viyole ışınlar kolajenin daha hızlı kırılmasına sebep olurlar. Kolajen ipliklerine zarar verirler ve olağan dışı elastin üretilmesine neden olurlar.

Otoimmün Hastalıklar: Bazı otoimmün rahatsızlıklar vücutta kolajenleri hedef alan antikorlar üretilmesine sebep olabilir.

Genetik değişimler: Mutasyonlar sonucu kolajenin yapısında veya miktarında olumsuz değişmeler görülebilir.

Yaşlanma: Yıllar içerisinde vücutta kolajen üretimi doğal olarak azalır. Bunu durdurmanın bir yolu yoktur.

Tütün ürünlerinden ve aşırı güneş ışığından uzak durmak, sağlıklı beslenme ve düzenli yapılan egzersizlerle beraber kolajen seviyelerini koruyacak, yaşlanma etkilerini azaltacak, deri, kas, kemik ve eklemlerin ömrünü uzatacaktır.
-- sponsor içerik --

---

İkşut Otunun Faydaları, İkşut Otunun İyi Geldiği Rahatsızlıklar

İksut otu

Mardin
yöresinde oldukça meşhur olan İkşut otu, özellikle karaciğer yağlanması için bölgedeki aktarlar ve baharatcılar tarafından tavsiye edilmektedir. Şifalı olarak belirtilen İkşut otu ile ilgili bilgiler ve İkşut Otu'nun faydaları hakkında yazımızı okuyabilirsiniz.

İkşut Otu, idrar söktürücü, koleretik safra akımı düzenleyici, bağırsak gazlarını giderici, yaraların iyileşmesini  sağlayıcı bir asalak bitki cinsidir.

Fulya, kekik, yonca veya ısırgan otu üzerine sarılıp büyür. Bitki genç iken tohumdaki besleyici maddeleri çabucak bitirip tüketir. Köksüzdür. Sapları pembe renklidir.

Yaprakları ise renksiz pullar halinde kısır kalmıştır. Asalak bitki, komşusu olan bitkiye saplarıyla tutunmak zorundadır. Destek alacağı böyle bir bitkileri dikkatle arar, bulur. Topraktan çıkar çıkmaz spiral biçiminde büyümeye başlar. Bir destek bulduğu anda kendini kurtarmış sayar.Eğer böyle bir destek bulmazsa kendi kendini yemeye başlar.

Genç bitki, sapının alt bölümlerini ölümle başbaşa bırakır ve buradaki organik maddelerle beslenerek yeniden destek aramaya koyulur. Desteği bulur bulmaz ona bütün kuvvetiyle sarılır ve emici hortumlarını geçirir.

İkşut Otunun Faydaları, İkşut Otunun İyi Geldiği Rahatsızlıklar

Zengin bir etnik yapıya sahip olan ülkemizde, diğer yörelerde bilinmelerine rağmen bazı bitki türlerine verilen yerel isimler o bitkileri “Efsane” konumuna taşımıştır. güneydoğu yöresinde kültürün bir parçası haline gelmiş olan İKŞUT bitkisi buna en güzel örnektir.

Yörede özellikle karaciğer rahatsızlıklarının, yeni doğan bebek ve annelerin fizyolojik sarılık tedavisinde uygulanan bu bitkisel drog yöreyle ve kültürüyle özdeşleşmiştir.

Yörede doğadan toplanan İkşut, kaynağı uzun zamandan beri araştırma konusu olsa da sadece kurutulmuş, bir kısmı toz olan herbasının elde edildiği bitkinin tanımlanmasını imkânsız kılmıştır.

“İkşut” bitkisini doğal yetişme ortamında görmek ve yöredeki kullanımları konusunda daha detaylı bilgilere ulaşmak amacıyla güneydoğu illerine teknik geziler yapılmıştır.
-- sponsor içerik --

---

Kavun Çekirdeğini Çöpe Atmayın! Faydalarını Okuyun!

Kavun Çekirdeğinin Faydaları

Kavun içerdiği zengin vitamin mineral içeriğiyle sağlığımıza oldukça faydalı bir besin. Ancak b vitamini ve iyot zengini olan kavun çekirdeği de sağlığımıza birçok fayda sağlıyor. İşte kavun çekirdeği suyunun sağlığımıza olan faydaları…

İşte kavun çekirdeği suyunun sağlığımıza olan faydaları...


Yemeklerden önce bir bardak tüketilen kavun çekirdeği suyunun böbrekleri ve mesaneyi temizlediği söyleniyor.

Bu tatlı meyvenin çekirdekleri suda bekletilip kaynatıldığında cinsel gücün arttırdığı, afrodizyak etkisi olduğu söyleniyor.

Kavun çekirdeği suyu, idrar söktürücüdür. İdrar yolu hastalıklarına iyi gelir. Basur şikâyetlerini azaltır

Kavun çekirdekleri kaynatılarak içildiğinde solunum yolu rahatsızlıklarını giderilmesine yardımcı olur.

Karaciğer hastalarına da kavun çekirdeği suyu faydalıdır. Fakat günde 1 bardaktan fazla içilmemesi gerekiyor. Vücudu serinletir
-- sponsor içerik --

---

Kınanın Faydaları, Kınayı Süs Aracı Olarak Biliyorsanız Yanılıyorsunuz!

Kınanın Faydaları

Kınanın Faydaları, Kınayı Süs Aracı Olarak Biliyorsanız Yanılıyorsunuz!

Adetlerimiz arasında, Askere gidene, düğün öncesi gelinlere kına yakılır. Uzun yıllar boyunca da ağırlıklı olarak dünyada süs aracı olarak kullanılmış ancak tıbbi amaçlı olarak da kınadan faydalanılmıştır. Özellikle cilt, saç ve ayak sağlığında kınanın sayısız faydası vardır.
Tropikal bölgelerde yetişen, 14-15 metro boylarına, kırmızı çiçekli bir ağaçtan elde edilen kınanın faydalarını öğrenince şaşıaracaksınız.

Kınanın genel sağlık için faydaları


  • Kına kısmen bazı kanser tümörlerinin gelişmesini önleyebilir.
  • Sinirlerin yatışması ve sakinleşmesini sağlar.
  • Bal ve macun karıştırılarak yenildiğinde baş ağrısını geçirir.
  • Ayaklarda mantar oluşumunu temizler. Kına ayaklara uygulandığında ayaklarda meydana gelen mantar vakalarını ortadan kaldırabilir
  • Ayak kokusunu ve ayak yorgunluğunu giderir.
  • Anti bakteriyel özelliğinden dolayı kına genel anlamda enfeksiyon ve iltihap hastalıklarına karşı etkilidir.
  • Yara ve çıbanları geçirir.

Saç için kınanın faydaları;


  • Düzenli olarak saça kına yakılması saça parlaklık ve canlılık verir, özgünlük katar
  • Beyaz saçları kapatır.
  • Saçın köklerini korur ve saça dolgunluk verir.
  • Zamanla saç kendi rengine döner, ipeksi bir görünüş kazanır
  • Saç derisini sağlıklı hale getirir.
  • Kepeği, saç kırılmasını ve saç dökülmesini bitirir.
  • Saç derisinde Ph değerinin sağlıklı düzeylerde olmasına yardımcı olur.

Kınanın Faydaları, Kınayı Süs Aracı Olarak Biliyorsanız Yanılıyorsunuz!

Cilde faydaları;


  • Kısmen cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılan kına, içerdiği besinler yardımıyla cildin kalınlaşmasını sağlar.
  • İnce ciltlerde meydana gelen dökülmelerin önlenmene kına faydalıdır.
  • Cilt hücrelerinin sağlığının korunmasına dolaylı olarak katkıda bulunur.


Ağrı kesici özelliği;

  • Avuç içine uygulanan kınayı koklamak baş ağrısına iyi gelir.
  • Kınanın ağrı kesici özelliği vardır, her hangi bir nedenden dolayı meydana gelen ağrılara karşı etkili olabilir. Etkilenen kısma uygulandığında ağrının önlemesini sağlar.
  • Kına yanık yaralarına faydalıdır, ağrıyı azalttığı gibi yanık yarasının hızlı iyileşmesine yardımcı olabilir.
  • Bal mumu ve gül yağı ile karıştırılarak uygulandığında kına sırat ağrılarına faydalı gelebilir.

Tırnaklara Faydaları;

Tırnaklarınızın Sürekli Kırılması Ne Anlama Geliyor?

Özellikle çatlama eğilimi olan tırnakları tedavi edici özelliği vardır. Kına lapa halinde tırnaklara uygulandığında kırılma eğilimi olan tırnak yapısının ortadan kalkmasını sağlayabilir.

Uyuz Tedavisi;

Genelde hayvanlarla çok fazla temas olduğunda ortaya çıkan bir cilt hastalığı olan uyuz hastalığına karşı kına faydalıdır. Uyuz hastalığından etkilenen bölüme lapa halinde uygulanması sorunun ortadan kalkmasını sağlayabilir.

Karaciğere Faydaları: Kınanın kabuğu karaciğer için faydalıdır. Kına bitkisi kabuğu aynı zamanda sarılık hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır.

Psikolojiye Etkisi: Kınanın kendine has kokusu merkezi sinir sistemi için faydalıdır. Kına kokusu sinirler üzerinde olumlu etkiler yaparak sinirlerin gevşemesini ve rahatlamasını sağlar.

İltihap:

Yanıklar için etkili bir şifa kaynağı olan kına aynı zamanda gargara yapıldığında dilde yada ağız boşluğunda oluşan iltihap hastalıklarına iyi gelir. Pamukçuk hastalığını giderdiği düşünülür.

Kınanın Diğer Faydaları:

Alternatif tıp tarafından hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılan kınanın ayrıca şu faydaları vardır;

Kınanın aynı zamanda etkili bir böcek kovucu olduğu düşünülmektedir.

Kınanın aynı zamanda temizleyici özelliği vardır, bu özelliğinden dolayı avuç içlerine yaygın olarak uygulanır.
-- sponsor içerik --

---

Aspirin Kullanma Kılavuzu - Aspirinin 13 Faydası...

Aspirin Kullanma Kılavuzu - Aspirinin 13 Faydası...

Çocukluğumuzdan bu yana evlerimizde en çok kullanılan ve birçok rahatsızlık için ilk başvurulan ilaç aspirin olmuştur. Ancak siz aspirini sadece baş ağrısı ilacı olarak biliyorsanız yanılıyorsunuz.

Aspirini genellikle sağlık için ilaç olarak kullanıyoruz. Oysa aspirinin kullanıldığı alan, içindeki etken maddenin özelliği sebebiyle çok fazladır. Arabanızın aküsünden, saç rengine, nasırlarınızdan giysilerinize kadar birçok alanda kullanabilirsiniz.

Ter lekelerini giderir

4 adet aspirini ezerek bir miktar su ile karıştırın. Daha sonra kovanızı su ile doldurup aspirinli suyu da ekleyin ve terden dolayı sararmış beyaz gömleklerinizi veya bluzlarınızı kovaya koyup 1 saat bekletin ve daha sonra normal yıkama yapın.

Pürüzsüz bir cilde sahip olmanızı sağlar

Cildinizdeki ölü derilerden arınmak ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak istiyorsanız 2 adet aspirini ezin ve yarım limon suyu ve 1 çay kaşığı karbonat ile karıştırın. Karışımı dairesel hareketler yaparak cilde uygulayın 20 dakika bekletip ılık su ile durulayın. Bu işlemi haftada 2 kere yapın şaşırtıcı sonuçlar elde edeceksiniz

Çiçeklerin ömrünü uzatın

Vazonuzda bulunan kesme çiçeklerin ömrünü uzatmak istiyorsanız su koyduktan sonra ezilmiş aspirin ekleyin. Ardından çiçeklerinizi yerleştirin.

Otomobil akünüzü canlandırın

Otomobiliniz çalışmıyor ve sorun aküden kaynaklanıyor ise çözüm çok basit. Akü içine 2 adet aspirin atabilirsiniz. Aspirin asetilsalisilik üreterek aküdeki sülfürik asit ile birleşecektir. Böylece akünüz size en yakın servise götürecek kadar gidecektir.

Sert nasırlara kullanın

Ayaklarınızın sertleşen bölümlerini veya nasırlarınızı aspirin yardımıyla yumuşatabilirsiniz. 5-6 aspirini toz haline getirin. Yarım kaşık limon suyu ve biraz su ekleyerek hamur yapın ve bunu nasırın üzerine sürün. Karışım ayağınızda 10 dakika kaldıktan sonra pozta taşı ile sert olan bölgeyi veya nasırı ovun. .

Aspirin Kullanma Kılavuzu - Aspirinin 13 Faydası...

Saç renginizi sabitleyin

Yüzme havuzuna gidenler bilir. Suda bulunan klor bir süre sonra saç rengini bozar. Özellikle boyalı saçların açılmasına neden olur. Bunu önlemek için ılık bir bardak suyun içine 6-8 aspirini koyun ve eritin. Bu çözeltiyi saçlarınıza sürün ve iyice ovalayın. 10-15 dakika bekledikten sonra saçınızı yıkayabilir ve havuza girebilirsiniz.

Kıl batıklarını yok eder

Vücudunuzda oluşan kıl batıklarını yok etmesi için 3 adet aspirini bir kapta az miktar su ile macun haline getirin ve kıl batıklarının olduğu bölgeye yine dairesel hareketler yaparak uygulayın ve 10 dakika bekletip yıkayın bu işlemi haftada bir yapın.

Yüzdeki lekeleri giderir

Yüzünüzdeki lekeleri gidermek için 2 adet aspirin elma sirkesi ile macun haline getirin ve cildinize uygulayın ve dairesel hareketlerle hafifçe ovma işlemi yapın 10 dakika bekletip cildinizi durulayın.

Yaşlanma ve kırışıklıklara karşı

4 adet aspirini ezin ve su ile macun haline getirip cildinize uygulayın. Haftada 2 kere uygulayabilirsiniz.

Sivilcelerinizi kurutun

Bazen ergenlikte, bazen de ergenlikten sonra bile sivilcelerle savaşıyor olabilirsiniz. Yüzünüzün herhangi bir yerinde sivilce çıkacağını hissederseniz, tek bir aspirini kırın biraz su ile macun haline getirin. Ve sivilcenin çıkacağı bölgenin üzerine sürün. Hem kızarıklığı hem de acıyı alacaktır.

Kepek sorununuzu çözün

İki aspirini kırın ve toz haline getirin. Saçınızı şampuanladıktan sonra asprin tozunu saçınıza dökün ve şampuanla birlikte karıştırın. 1-2 dakika saçınızda şampuan ve toz aspirini tutun. Ardından saçınızı yıkayın. Kepeklerinizin azalmaya başladığını göreceksiniz.

Böcek sokmaları için kullanın

Sinek veya arı sokmasına karşı da aspirin kullanabilirsiniz. Böceğin soktuğu yeri biraz ıslatın ve aspirin sürün. Eğer arı soktuysa, arı alerjisine karşın dikkatli olun.

Bahçe bakımında kullanın

Aspirin sadece sizin için değil, bahçeniz için de çok büyük yardımcıdır. Toprak mantarının tedavisi için aspirin kullanabilirsiniz. Su ile karıştırarak toprağa dökebilirsiniz. Ancak bitkileriniz için dikkat etmeniz gereken nokta, aspirin bitki yanıklarına yol açabilir.

Bunun için bir litre suya 1 aspirinden daha fazla koymayın.

Giysilerinizden yumurta lekelerini çıkarın

Üzerinize yumurta sıçradıysa öncelikle yumurtayı giysiden alın ve süngerle silin. Eğer leke çıkmazsa tartar krem, su ve ezilmiş aspirini karıştırın. Karışımı lekenin üzerine sürüp 30 dakika bekleyin. Sonrasında sıcak su ile durulayın.
-- sponsor içerik --

---

Yıldırım Nedir? Yıldırım Nasıl Düşer?

Yıldırım Nedir? Yıldırım Nasıl Düşer?

Yıldırım düşmesi, şimşek çakması ya da gök gürlemesi gibi doğa olayları pek çok zaman insanoğlunun dikkatini çekmiştir. Sadece günümüzde değil, tarihin ilk çağlarında da insanlar yaşadıkları doğayı keşfedebilmek için bu olayları incelemişlerdir. En nihayetinde günümüzde, bu olayların bilim çerçevesinde açıklığa kavuştuğu muhakkaktır.

Bir sene içinde yaklaşık olarak 3 milyar kadar yıldırım ya da şimşek oluşması normal karşılanır. Yani hemen hemen her saniye 100 yıldırım dünyaya düşmektedir. Gökyüzünde oluşan ve kimilerinin görülüp kimilerinin görülmediği bu ür doğa olaylarında büyükçe bir enerji de açığa çıkmaktadır.

Oksijenin ve nitratların yeryüzüne inmesinde etkili olan, bu nedenle de bitkiler başta olmak üzere canlılar için yararı bulunan yıldırımların nasıl oluştuğu ise merak edilir.

Bu noktada ilk olarak bahsedilmesi gereken durum, güneş ışıklarının dünyayı ısıtması ve ısınan havanın da bir şekilde yükselmesidir. Bu esnada buharlaşan su kütleleri de yukarılara taşınmaktadır. Buharlaşan ve ısınan hava yaklaşık olarak 2 ila 3 kilometrelik mesafelere ulaştıklarında havanın soğuk katmanları ile karşı karşıya gelir. İşte burada tıpkı soğuk havalarda insan nefesinin aniden buharlaşması hadisesi gibi bir olay yaşanır. Bu büyük çaplı ani buharlaşmalar ise bulutları oluşturur. Gökyüzünde gördüğümüz bulutlar hava akımları sayesinde 20.000 metreye kadar çıkabilirler.

Bulutlar yükselişleri esnasında içlerindeki buz kristallerinin birbirlerine sürtünmelerine ortam hazırlarlar. Bu sırada da ortaya belli bir statik enerji çıkar. Söz konusu elektrik enerjisi bulutların üst kısımlarında + (pozitif), alt kısımlarda ise – (negatif) yüklüdür. Tüm şartlar sağlandığında, eğer bulutun içinde bulunan yükün havayı iyonize etmesi sağlanırsa da şimşek oluşmaktadır.

Yağmur bulutlarının alt katmanlarında büyük negatif yükler bulunur ve işte bu negatif yükler içlerindeki elektronları iterler ve söz konusu alanı da pozitif yüklü hale getirirler. Söz konusu yükün 1 saniyede 1000 kilometrelik hıza ulaşarak toprağa inmesi ise aslında bir çeşit kısa devre olarak tanımlanabilir. Yıldırım, tam da bu sırada 30.000 derecelik ısıya ulaşır. Bu değerin kıyaslanarak anlaşılması için güneş yüzeyinin yaklaşık 6.000 derecelik bir ısıya sahip olduğu bilgisi akla getirilebilir.

Yıldırım olayı ile ilgili asıl soru, yıldırımın aşağıdan yukarı doğru mu, yoksa yukarıdan aşağı yönlü mü olduğu ile ilgilidir. Çünkü yıldırım anında erden de buluta doğru bir boşalmadan söz edilebilir. Yaklaşık olarak 100 metrelik bir irtifada iki akım birleşir ve inanılmaz iletken bir koridor meydana gelir. Pozitif yükün buluta doğru yükselmesi (aslında negatif yükün buluttan uzaklaşması) durumu yaşanırken, maksat ise bulutun nötr hale gelmesidir. İki taraf arasında başlangıçta var olan potansiyel fark zaman içinde kapanır ve bu fark sıfırlandığında yıldırım oluşumu sonlanır. Takribi olarak 10 ila 12 kez bu iletken koridor oluşturma duruma gerçekleşir.
-- sponsor içerik --

---