Nedirkibu

Kombi Bakımı Nasıl Yapılır? Kombi Temizliği Nasıl Yapılır?

Kombi Bakımı Nasıl Yapılır?

Kış aylarının yaklaşması ile birlikte kaloriferle ısınan ev ve iş yerlerinde kombi bakımı telaşı başladı. Senelik bakımı yapılan kombi daha verimli ve güvenli çalışacaktır.

Kullanmaya başlamadan önce ve sezon sonunda olmak üzere yılda iki kere kombi bakımı yapılması gerekir. Periyodik bakımı yapılan kombi daha verimli ve sorunsuz çalışır.

Kombi bakımı yetki belgesi olan yetkili kişiler tarafından yapılmalıdır. Kombi bakımı için gelen yetkili öncelikle kombini durumu hakkında bilgi verir. Arından bakım ya da onarım aşamasına geçilir.

Kombi Bakımı Nasıl Yapılır?
  • Kombi cihazının sıcak su ve kalorifer yanma durumu kontrol edilir.
  • Kombi cihazının su sızdırmazlık kontrolü yapılır.
  • Kombi cihazı tozlanma kontrolü yapılır ve gerekirse temizlenir.
  • Kombi cihazının yanma odası brülörü temizlenir.
  • Kombi içerisinde ki elektrik ve elektronik bağlantıların kontrolü yapılır.
  • Kombi baca Fanı kontrol edilir ve temizlenir.
  • Genleşme Tankı Kontrol edilir ve bar basınç seviyesi ayarlanır.
  • Kombi kalorifer dönüş hattı pislik tutucu filtresi temizlenir.
  • Eski tip Bacalı ve yeni teknoloji yoğuşmalı kombilerde cihaz farklılığından dolayı ek olarak yapılan işlemler.
  • Bacalı kombilerde baca limit sensörü kontrol edilir.
  • Bacalı kombilerde bacanın çekiş durumu kontrol edilir.
  • Yoğuşmalı kombilerde yoğuşma su haznesi temizliği yapılır.
  • Yoğuşmalı kombilerde lalorifer gidiş hattı yönündeki çamur ayrıştırıcı filtre temizlenir.
Kombi Bakımı Nasıl Yapılır Video İzle



Elektrikli Kombi Bakımı Nasıl Yapılır

İlk olarak rezistans bakımı yapılır. Bunun için öncelikle güvenlik şalteri indirilir. Ardından dış kapak açılarak kombini suyu tahliye edilir. Akan su bulanık değilse bir sorun yoktur. Bir sonraki aşamada rezistansın kireçlenip kireçlenmediği kontrol edilir. Eğer kireçliyse kireç sökücü ile müdahale edilir. Sonra ısı yalıtım ünitesinin bakımı yapılır. Su pompası kontrol edilerek biriken kir temizlenir. Son olarak dijital kontrol ünitesinin bakımı yapılır.

Yoğuşmalı Kombi Bakımı Nasıl Yapılır

Tüm kombilerde yapılan bakımın yanı sıra yoğuşmalı kombi için birkaç özel işlem daha yapılır. Kombinin sızdırmazlığı kontrol edilir. Tozları temizlenir. Sıcak su girişleri ve ısıtma kontrolü yapılır. Gaz ayarı düzenlenir. Kart sistemi ve elektronik kısımlar kontrol edilir. Gaz kesme modülünün kontrolü yapılır. Kalorifer ısı dönüşümü kontrol edilir. Filtre temizliği yapılır. Yoğuşmalı kombilerde ise yoğuşma su kabı temizlenerek kalorifer gidiş hattı çamur temizliği yapılır.

Yılda iki kere bakımı yapılan kombi hem daha verimli çalışacak hem de güvenli şekilde kullanılabilecektir. Kombi bakımı yaptırmayı ihmal etmeyiniz.

-- sponsor içerik --

---

Çocuklarınızı Bu Oyundan Uzak Tutun!

Momo Oyunu Nedir

Geçtiğimiz yıl ortaya çıkan ve birçok insanın ölümünden sorumlu olan “Mavi Balina” ve “Mariam” oyunlarından sonra şimdi de “Momo” adlı oyuna karşı uzmanlardan önemli uyarılar geldi. Doç. Dr. Hatice Demirbaş, "Sanal zorbalık içeren Momo oyunu özellikle küçük yaştaki çocukları hedef alıyor. Bir çeşit hipnotik yönlendirme söz konusu” dedi. Oyunun bazı kullanıcıları intihara bile sürüklediği biliniyor.

Milliyet'ten Mert İnan'ın haberine göre Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Demirbaş ile Adli Bilimciler Derneği Adli Psikoloji Komisyon Başkanı Prof.Dr. Hamit Hancı “Momo” oyununun siber zorbalık oyunu olduğuna dikkat çekerek güvenlik güçlerini ve aileleri önlem almaları konusunda uyardı.


"HİPNOTİK YÖNLENDİRME"
Doç. Dr. Hatice Demirbaş, gerek “Mavi Balina” gerekse “Momo” türü oyunlara katılanlarda depresyon, kaygı bozuklukları yanı sıra davranış sorunları ve suça eğilim ortaya çıktığını belirterek, “Sanal zorbalık içeren Momo oyunu özellikle küçük yaştaki çocukları hedef alıyor. Ergenlik öncesi çocukların bilişsel gelişimleri henüz tamamlanmadığı için bu tür oyunların zorbalıkları karşısında ne yapacaklarını bilmedikleri gibi korkup, verilen yönlendirmelere uyuyor ve karşısındaki kişi ne söylerse yerine getiriyor. Bir çeşit hipnotik yönlendirme söz konusu” dedi.

"BİLGİSAYAR VE CEP TELEFONU KULLANIMINDA SINIRLAMA GETİRİLMELİ"
Meksika siber suçlar polisinin, Twitter üzerinden ülke vatandaşlarını Momo oyununa katılmama konusunda uyarı yayımladığını söyleyen Prof. Dr. Hamit Hancı ise, “İspanya polisi de konu ile ilgili olarak sosyal medya kanalları üzerinden gelecek garip, tuhaf oyun davetlerini görmezden gelme konusunda uyarıda bulunuyor. Ülkemizde de ne yazık ki bu tür oyunlar medyanın ilgisini çekiyor. Özellikle çocuklarının bilgisayar ve cep telefonu kullanımında kontrolün yanı sıra sınırlama getirilmeli. Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Dairesi de diğer ülkelerde olduğu gibi toplumu zaman zaman bu ve benzeri oyunlardan haberdar ederek bilgilendirmesi, farkındalık kazandırması yararlı olur” diye konuştu.

Özel efekt şirketi Link Company tarafından yaratılan Momo profili, genç ve gözleri büyük, uzun saçlı, kuş bacaklı, korkunç yüzlü, ürpertici bir kadın figürünü andırıyor. Japonya’daki Vanilla Müzesi’nde 2016 yılındaki sergilenen “kuş kadın heykeli”nden esinlenen Momo karakteri, birçok kişinin sosyal medya hesapları ile Instagram üzerinden yayıldı.


TEHDİT EDİYORLAR
Oyun ilk olarak Latin Amerika’da ortaya çıktı. Oyun ile kullanıcıların akıllı telefonlardaki kişisel verilerin gizliliği tehlikeye girerken, sanal ortamda kişisel bilgilere ulaşan oyun yöneticileri, kişisel verileri çaldığı, kullanıcıyı verilerini internet ortamına yaymakla tehdit ve taciz ettiği, insanlardan zorla para elde ettiği, şiddet öven bir dil kullanıldığı ve bazı vakaları intihara bile sürüklediği biliniyor. Arjantin’in başkenti Buenos Aires yakınlarında ölü olarak bulunan 12 yaşındaki genç kızın da Momo’yu oynadığı tespit edilmişti. İntihar eden 12 yaşındaki kızın, ölüme giden her faaliyeti kaydettiği belirtliyor.
-- sponsor içerik --

---

Yumurta Kabukları İle Diş Çürüğü Tedavisi

Yumurta Kabukları İle Diş Çürüğü Tedavisi

Kalsiyum deposu olan yumurta ile diş çürüklerini tedavi etmek mümkün! Nasıl mı?

İçeriğinde 27 farklı vitamin ve kalsiyum içeren yumurta, doğanın bize sunduğu en şifalı gıdalardan biri. Diyet listelerinin vazgeçilmezi, çocukların sağlıklı gelişimi için temel besin kaynağıyken şimdi de diş çürüklerinin tedavisinde kullanacağız.

Yumurta kabuklarındaki kalsiyum dişlerimizin ihtiyacı olan minerallerin karşılayıcısıdır. Ancak bu tedavi yöntemini uygularken organik yumurta kullanmamız gerekiyor. Birkaç adet organik yumurtanın kabuklarını yıkadıktan sonra yaklaşık 10 dakika kaynatın.

Kabukları kaynattıktan sonra blender'da geçirin ve un haline getirin. Elde ettiğiniz tozu içeceklerinize karıştırarak tüketebilirsiniz. Sadece içeceklere değil yemeklerinize katarak tüketebilirsiniz. Yiyecek ve içeceklerin tadını değiştirmeyecektir, bundan şüpheniz olmasın.

Yumurta kabuğunun diğer faydaları:

Dişlerin ve kemiklerin bileşimi yumurta kabuklarının içeriğiyle son derece benzerdir ve yumurta kabuklarının yüzde 93'ü kalsiyumdur. Kalsiyum ise diş ve kemiklerin yapı taşıdır. Diş çürüklerini önler, kemik erimesine yakalanma riskini azaltır.

Raşitzm ve kansızlığı önler. Bebeklerin gelişimi için son derece faydalıdır. Doktorunuzdan izin aldıktan sonra bebek mamalarınıza ekleyebilirsiniz.

D vitamini açısından iyi bir kaynaktır. Her sabah bir çay kaşığı yiyerek bu eksiklikten kurtulabilirsiniz.

Yumurta kabukları tozunu yumurta akıyla karıştırıp maske kıvamına getirin ve yüzünüze uygulayın. Bu karışım cildinizin aydınlanmasına ve temiz bir görünüm kazanmasına yardımcı olacak.

Elma sirkesi ile karıştırıp sinek, böcek ısırıklarına uyguladığınızda kaşıntılara iyi gelecektir.

İyi bir protein kaynağıdır. Spor yapanlar için iyi bir içecektir. Kas gelişimini destekler.

Kaynak:https://www.mynet.com/yumurta-kabuklariyla-dis-curukleri-nasil-tedavi-edilir-1175929-myyemek
-- sponsor içerik --

---

Kilo Kaybı ve İştahsızlık Hangi Hastalıkların Belirtisidir?

Kilo Kaybı ve İştahsızlık Hangi Hastalıkların Belirtisidir?
Ani gelişen kilo kaybı, iştahsızlık hangi hastalıkların belirtisidir merak ediyorsanız yazımızı dikkatli bir şekilde okuyun.

Zinde ve sağlıklı kalmak her bireyin arzusudur. İnsanlar bu amaçla doğru beslenmeye çalışırlar, spor ve egzersiz yaparlar. Egzersiz yaparak ya da sağlıklı bir diyeti takip ederek kilo vermek normaldir ancak, bunları yapmadan kilo vermek endişelenmesi gereken bir durumdur. Kısa bir süre içinde meydana gelen ani kilo kaybı altta yatan bir sağlık sorununu gösterebilir ve hemen bir doktora görünmek gerekir.

Ulusal Sağlık Enstitüleri, 6-12 ay ya da daha kısa süre içinde normal vücut ağırlığının% 5’inden daha fazla kilo kaybı yaşarsanız ve bu durumu açıklayacak bir neden yoksa, bir doktora görünmenizi tavsiye etmektedir. Addison hastalığı, çölyak hastalığı, crohn hastalığı, parkinson hastalığı, demans, depresyon, kanser, diyabet, yeme bozuklukları, HIV / AIDS, hiperkalsemi, hipertiroidi, KOAH (kronik obstrüktif akciğer hastalığı), peptik ülser, ülseratif kolit gibi çeşitli sağlık sorunları beklenmedik kilo kaybına neden olabilir.

Ani Kilo Kaybının Altında Yatan Nedenleri

-Addison Hastalığı: Bu durum aynı zamanda kronik adrenal yetmezlik olarak da bilinir. Aldosteron ve kortizol gibi böbreküstü bezleri tarafından salgılanan hormonların yetersiz miktarlarda üretilmesiyle bu bozukluk oluşur. İhmal edilirse bu durum yaşamı tehdit edici bir hal alabilir. Ani kilo kaybı Addison hastalığı’nın belirtilerinin biridir.

-Kanser: Ani kilo kaybı kanserli bireylerde görülen yaygın bir belirtidir. Tümördeki kanser hücrelerinin metabolizmayı hızlandırması nedeniyle vücut daha hızlı kalori yakar, bu da ani kilo kaybına neden olur. Kanser tedavisi gören bazı insanlar da açıklanamayan kilo kaybı yaşayabilirler.

-Çölyak Hastalığı: Bu sindirim sorununda ince bağırsağın yüzeyi glutene karşı oluşan bir tepkime nedeniyle hasar alır. Bu durum bazı besinlerin emiliminde yetersizlik ile karakterizedir. Kilo kaybı ve karaciğer, beyin, periferik sinir sistemi ve böbrekleri etkileyen diğer komplikasyonlar besinlerin emilimindeki sorun nedeniyle gerçekleşir.

-Kronik ishal: Yanlış bir gıda tüketimiyle alınan virüsün yol açtığı gastroenterit olarak adlandırılan viral enfeksiyon ishale neden olur. Bu hemen hemen herkesin hayatının bir döneminde yaşadığı bir sorundur. Bu tür bir ishal antibiyotiklerle tedavi edilebilir olsa da, 4 haftadan daha uzun süre bu sorunu yaşayan insanların kronik ishal oldukları kabul edilir. 4 haftadan daha uzun süren kronik bir ishal varsa kilo kaybı da kaçınılmazdır.

-Crohn Hastalığı: Crohn hastalığı sinirim sisteminin yüzeyindeki zarın iltihaplanması nedeniyle, sindirim sisteminin farklı alanlarını etkileyen nadir bir hastalıktır. Bu karın ağrısı, şiddetli diyare ve bazı durumlarda yetersiz emilime yol açar. Zamanında teşhis ve tedavi edilmezse, hayatı tehdit edici olabilir. Crohn hastalığı acı verici ve zayıflatıcı bir hastalıktır.

-Demans: Demans tam olarak bir hastalık değildir. Alzheimer, Parkinson ve Huntington hastalığı gibi bazı hastalıklarla ilgili belirtilerin ortak semptomudur. Beyin fonksiyonlarının azalmasıyla hafıza kaybı, konuşma bozuklukları ve kafa karışıklığına neden olur. Demansa bağlı kilo kaybı nadirdir ancak duyulmamış değildir. Bazı ciddi vakalarda hasta yemek yemediğini unutarak kilo kaybedebilir.

-Depresyon: Sürekli üzüntü ve ilgi kaybı hissi ile karakterize ruhsal durum depresyon olarak bilinir. Depresyonun bir çok semptomu arasında en temel olanı iştahsızlık nedeniyle kilo kaybı olsa da bazı vakalarda aşırı iştah artışı olur.

-Diyabet: Diyabet yüksek kan şekeri seviyeleriyle karakterize bir hastalıktır. En sık görülen belirtileri aşırı susama ve açıklanamayan kilo kaybıdır. Bunun nedeni fazla şeker böbrekler tarafından emilemez ve bu fazlalık idrara geçer. Şeker idrara her geçtiğinde hasta kendini susuz hisseder ve bunu su, soda ve kahve gibi içecekler tüketerek geçirmeye çalışır. Buna karşılık şeker seviyeleri tekrar artar ve bu bir döngü olarak devam eder. Bu döngü diyabetiklerdeki kilo kaybının nedenidir.

-Yeme bozuklukları: Anorexia nervosa denen yeme bozukluğunda hasta ne kadar yediğine ve kaç kilo olduğuna takıntılıdır. Genellikle, anoreksiya nervoza olan insanlar kendilerini uzun süre aç bırakır ya da aşırı egzersiz yaparlar. Öte yandan bulimia nervosada hasta yediklerini kusmak, laksatif ve diüretik almak ve aşırı miktarda egzersiz yaparak kısıtlar. Genç kızlar arasında çok yaygın olan bu yeme bozuklukları yaşamı tehdit edici bir hal almadan hemen tedavi edilmelidir. İnsanlar bunu genellikle duygusal sorunlarıyla başa çıkabilmek için yaparlar.

-HIV/AIDS: HIV nedeniyle ortaya çıkan hayatı tehdit eden durum AIDS olarak bilinir. HIV bağışıklık sistemine zarar vererek hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı vücudun direncini engeller. HIV’e eşlik eden ve ani kilo kaybı yapan bir çok hastalık vardır. Bunlar; tüberküloz, salmonella, sitomegalovirüs, kandidiyazis, toksoplazma, kanser ve böbrek hastalıkları olabilir.

-Hipertiroidi: Tiroid bezi tarafından tiroksin hormonunun aşırı üretimi hipertiroidi veya aşırı aktif tiroid olarak bilinir. Ani kilo kaybı, hızlı veya düzensiz kalp atışı, terleme ve sinirliliğe sebep olur. Bunların nedeni aşırı tiroksin hormon salınımının metabolizmayı hızlandırmasıdır.

-Peptik ülser: İnce bağırsak, yemek borusu ve midenin üst kısmın iç yüzeyi üzerinde gelişen açık yaralar peptik ülser olarak adlandırılır. Bazı ilaçların uzun süreli tüketimi ya da bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle gerçekleşir. Peptik ülserin en sık görülen belirtileri kan kusma, beklenmedik kilo kaybı, iştah değişiklikleri ve dışkıda koyu renk kandır.

Bir hastalık sonrası ya da stres, yas, iş değiştirme, boşanma gibi durumlarda kilo kaybı oldukça normaldir. Eğer beklenmedik kilo kaybı bu durumlardan biri nedeniyle gerçekleşmediyse ihmal edilmemeli ve bir doktora görünülmelidir.

Kaynakça:
http://www.buzzle.com/articles/sudden-weight-loss-causes.html
-- sponsor içerik --

---

Koah Hastalığı Nedir? Koah Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Koah Hastalığı Nedir? Koah Bitkisel Tedavi Yöntemleri 
Koah hastaları ve Koah'lı hasta yakınlarının en çok tedirgin olduğu şey nefes alamamadır.Koah ile ilgili yazımızı okumanızı ve okutmanızı öneririz.

Koah tehlikeli bir akciğer hastalığıdır. Açılımı Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı olan Koah dünyada ve Türkiye’de pek çok kişide görülen bir hastalıktır. Geçen yüzyıl boyunca yaygınlaşan sigara tüketiminin bir sonucu olarak hastalığa yakalananların sayısında büyük bir patlama yaşanmıştır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı eliyle Koah hastalığı hakkında farkındalık yaratmayı amaçlayan projeler üretilmektedir. Bunlar arasında en çok karşılaşılan kamu spotu adıyla televizyonlarda yayınlanan Sağlık Bakanlığı imzalı duyurulardır.

Koah Belirtileri Nelerdir?


  • Nefes alıp verirken hırıltı duymak koah hastalığının belirtilerin başlangıcıdır.
  • Konuşmalarda sesteki bozulmaları fark etmek gırtlak sorunlarına ve Koah hastalığına işaret edebilir.
  • Geceleri nefes sorunu yüzünden uyuma problemi çekmek bu hastalığın belirtileri arasında sayılır.
  • Uzun süreli uykuya ihtiyaç duymak ve dinlenememek.
  • Koah akciğerlerin sağlıklı işleyişinin bozulmasıdır. Hastalığa yakalananlarda görülen hırıltılı nefes ve kısık ses ölümcül bir tehlikeyi işaret eder. Hastalığın yüksek risk grubu yukarıda da bahsedildiği gibi sigara içenlerdir. Bu kişilerin düzenli olarak akciğer muayeneleri yaptırmaları, nefes alış verişlerini kontrol ettirmeleri gerekmektedir.
Koah Nedenleri Nelerdir?

  • Koah hastalığının nedenlerinin ilki ve en önemlisi sigara kullanımıdır.
  • Tozlu ve pis havalı yerlerde uzun süreli bulunmak önemli bir nedendir.
  • Sürekli yabancı maddeleri soluyacak yerlerde bulunmak ve bu bölgelerde çalışmak önemli bir hastalık nedenidir. Kot taşlama işçilerinde diğer büyük mesleki hastalıklarla birlikte Koah hastalığına da rastlanmıştır. Ayrıca maden işçilerinde de bu hastalığa yakalanma riski yüksektir.
  • Kronik bronşit ve akciğer enfeksiyonları hastalıklarına yakalananların bu hastalığa da yakalanma riski bulunmaktadır.


Koah Bitkisel Tedavi Seçenekleri

Bitkisel tedavi yoluyla yok edilebilen hastalıklar içinde bu akciğer hastalığı da sayılmaktadır. Uzman kuruluşlar aracılığıyla piyasaya sürülen Koah için bitkisel destek ürünleri bulunmaktadır. Tamamen doğal ürünlerin kullanımı bu hastalığın tedavisinde fazlasıyla önemlidir. Çünkü Koah için geliştirilen kimi kimyasal içerikli ilaçların ciğer yapısını deforme ettiği belirlenmiştir. Bu durum da bir hastalığın tedavisi sırasında başka hastalıkların oluşmasının önünü açmaktadır.

Koah hastalığı için kullanılan ürünlerin başlıcası anason köküdür. Ayrıca zencefil, çörek otu ve balla hazırlanan karışımların da bu hastalığa faydalı olduğu ispatlanmıştır.

Ihlamur, nane ve limonun da boğazın rahatlatılması ve ciğer enfeksiyonlarının yok edilmesi konularında faydalı olduğu bilinmektedir. Ancak uzmanlar tarafından hazırlanan karışımların tercih edilmesi kişilerin yararına olacaktır.

Anason Çayının Faydaları

  • Anason hastalık nedeniyle oluşan spazmlara, kramplara, öksürüğe, ağrıya, ishale, sinir krizlerine ve havaleye oldukça yardımcı doğal bir bitkidir.
  • Anason kalsiyum, demir, bakır, potasyum, çinko ve magnezyum gibi mineraller açısından oldukça zengindir. Özellikle potasyum vücut sıvılarını kontrolüne, kalp ritmine ve kan basıncına yardımcı olan hücrelerin temel taşını oluşturmaktır.
  • Sahip olduğu bakır hücre solunumda önemli rol oynayan hayati enzimler içerir. Bu özellikle kırmızı kan hücrelerinin üretimi için çok önemlidir.
  • Anason yağı uyuşturucu ve sakinleştirici bir özelliğe sahiptir. Sara ve histerik nöbetlerde yaşanan dolaşım, solunum ve sinirin yanıt vermemesi gibi durumlarda sakinleştirici rolü görür. Sinir krizlerini, kasılmaları ve şiddetli reaksiyonları yatıştırır.
  • İçerdiği antiseptik özelliğin enfeksiyon ve mikrop kapmanın engellemesinde önemli bir etkisi vardır, bu da yaraların hızlı iyileşmesini sağlar.
  • Kan dolaşımını hızlandırarak romatizma ve eklem iltihabı nedeniyle oluşan ağrıların büyük ölçüde rahatlamasını sağlar.
  • Çoğunlukla sindirimi destekleyici özelliğinden faydalanılmaktadır, ağır yemek sonrası oluşan hazımsızlığı ortadan kaldırmaktadır.
  • Sinir krizleri, stres, depresyon, aşırı sinirlilik durumu gibi psikolojik sorunlara için yatıştırıcı özelliğiyle yardımcı olur.
  • Antibakteriyel ve antimikrobiyal özelliği sayesinde ağız temizliğine yardımcı olur. Kötü koku ve ağız iltihabı gibi durumlarla savaşır.
  • Hem kadın hem de erkek için libido arttırıcı özelliği taşır. Adet ağrılarını azaltmaya, adet düzenlemeye, kalp ve damar fonksiyonlarına, cinsel isteksizliğe ve güçsüzlüğe oldukça yardımcıdır.
  • Uyarıcı özelliği sayesinde tüm metabolizmayı uyararak enzim ve hormonların salgılanmasını destekler. Ayrıca sinir sistemine etki ederek beynin uyanık ve daha aktif olmasını sağlar.
  • Anasonun yağı şiddetli öksürük ve balgam sorunu için faydalıdır. Öksürük nedeniyle göğüste oluşan ağırlığı rahatlatır. Nefes darlığı, astım, bronşit, nefes tıkanıklığı gibi solunum düzensizlikleri için oldukça faydalıdır. 
  • Ağız için antiseptik: Anason çayını içmek ağız sağlığı için oldukça yararlıdır. Ayrıca, gargara olarak tüketmekte antiseptik bir görev görmesini sağlamaktadır. Çünkü anason çayı birçok antibakteriyel niteliklere sahiptir. Sahip olduğu meyan kökü kokusu sadece tadını etkilemez aynı zamanda ağzı temiz ve ferah tutar.
  • Mide rahatsızlıkları için: Anason çayı içmenin diğer bir faydası ise midede şişkinlik, bulantı ve kramp sorunlarına iyi gelmesidir. Çayla beraber vücuda alınan anason yağları iştah arttırıcı özellikler sağlarken diğer yandan sindirim sistemi fonksiyonlarına yardımcı olmaktadır. 

Anason çayının zararları

  • Ciltte oluşan alerjik reaksiyonlar: Anason bitkisi de diğer bütün şifalı bitkiler gibi yan etkilere yol açmadan iyice araştırmalıdır. Güncel araştırmaları anasona duyarlılığı olan insanlarda az bir miktar bile anason tüketiminin alerjik reaksiyonlara yol açtığı gözlemlenmiştir. Uygulanan bölgede kızarıklık ve kaşınma gözlemlenebilir. Bu yüzden kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
  • Sindirim ve solunum siteminde meydana gelen alerjik reaksiyonlar: Ağız yoluyla tüketilen anason duyarlılığı olan kişilerde solunum ve sindirim siteminde alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu reaksiyonlar mide bulantısı, kusma, ishal, kısa ve hırıltılı nefes alma şeklinde gözlemlenebilir. Duyarlılığı olan insanlarda anasonun yağı akciğerde ödem yapma gibi hayatı tehlikeye sokan yan etkiler gösterebilir. Bazı insanlar da ise kasılma nöbetleri ile sonuçlanabilir. Bu reaksiyonların gözlemlendiği insanlar hemen doktora başvurmalı ve anason tüketimini bırakmalıdır.
  • Diğer ilaç tedavileriyle etkileşimi: Takviye bir ürün olarak anason tüketmek kullanılan diğer ilaçlarla tepkimeye girebilir. Östrojen ya da doğum kontrol hapı gibi herhangi bir hormon tedavisi sırasında anason tüketiminden kaçınılmalıdır. Anason östrojen ve hormonun işlevini taklit eder buda hormon tedavi yönetimin işe yaramamasına neden olur. Ayrıca kanser tedavisi sırasında da ilacın etkisini azaltacağı için yine bu dönemde anason kullanmaktan kaçınılmalıdır.
  • Uygun olmayan tedavi: Bilinen bir sağlık sorunu yaşıyorsa anason tüketimi en uygun tedavi yöntemi olmayabilir. Östrojene olan etkisine bağlı olarak rahimde miyom; endometriyoz; rahim, göğüs ve yumurtalık kanseri olan hastalar anason kullanımından kaçınmalıdır. Ayrıca hamilelik ve emzirme döneminde yüzde yüz güvenli olduğu tam olarak söylenememektedir. (8)

Hamilelikte anason çayı tüketimi
  • Tavsiye edilen küçük miktarlarda anason tüketmek hamileler için sorun oluşturmaz fakat anason yağı ve diğer yoğunlaştırılmış anason ürünlerinin kullanımından kesinlikle kaçınılmalıdır. Hamileler prematüre doğum yapma ihtimali nedeniyle her zaman yüksek risk sınıfında olan hastalar olarak görülürler ve yüzden doktorlar anason kullanımını önermez. Ayrıca anason ve yıldız (Çin yıldız anasonu) olan iki çeşit arasındaki farkında bilinmesinin önemli olduğu vurgulanmaktadır. Çin yıldızı olarak bilinen anason daha fazla risk taşımaktadır. 
Bebeklerde ve çocuklarda anason çayı tüketimi
  • Anason rahatlatıcı ve yatıştırıcı özelliği nedeniyle gaz probleminden doğan sancılı bir süreç geçiren bebekler için kullanılmaktadır. Yarım çay kaşığı anason tohumunu 500ml kaynamış suda 5 dakika bekleterek demleyebilirsiniz. Eğer bebek en az 6 aylık ise ılıtılmış anason çayı 2 ya da 3 damla kadar bebeğe içirilebilir. Bebek 1 yaşını geçmiş ise bir damlalığın yarısı kadar (0.5ml) yeterli olacaktır. Papatya da bebeğin karın sancısına yardımcı olacağı için anason ile karıştırılabilir. Sonuç olarak en doğrusu kullanmadan önce doktorunuza danışmak ve bilgi almak olacaktır. Yıldız anason konusunda dikkatli olunmalıdır, anason tohumu tercih edilmelidir. 
İlgili Aramalar: Koah Nedir, Koah Hastalığı Nedir, Koah Nasıl Bir hastalıktır, Koah hastalığı bitkisel tedavi, koah bitkisel tedavi, koah hastalığı, koah bitkisel tedavi, koah anason çayı iyi gelirmi, koah nefes açıcı yöntemler, koah akciğer hastalığıi koah belirtileri, koah hastalığı belirtileri nelerdir.
-- sponsor içerik --

---

Hamileyken Neler Yemelisiniz? Hamilelikte Yenilenecek Besinler Nelerdir?



Hamilelik döneminde ne yemelisiniz, ne yememelisiniz, bunları Doktorunuz size büyük olasılıkla anlatacak ve liste verecektir, ancak yinede Hamilelikte beslenme tavsiyelerini sizler için araştırdık.
Yazımızı okuyabilir, merak ettiklerinizi yorum formundan bize yazabilirsiniz.

Bebeğiniz ve sizin için hamilelik boyunca alınması gereken vitamin ve mineraller;

Kalsiyum – Süt, yoğurt, peynir, ayran, kefir, pekmez, fındık, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler.

1. Hamilelikte Kemik gelişimi için neler yenilir?

2. Hamilelikte Zihinsel gelişim için neler yenilir?
İyot – Deniz ürünleri ve iyotlu tuz

3. Hamilelikte Düşük riskini azaltmak için neler yenilir?
Folik asit – Koyu yeşil yapraklı sebzeler, et ve türevleri, süt ve türevleri, yumurta ve tahıllar.

4. Hamilelikte DNA sentezi
B12 – Et, süt, yoğurt, yumurta, peynir

5. Hamilelikte Görme kusurları: A vitamini – Balık, süt, yoğurt, yumurta sarısı, havuç, domates ve koyu yeşil yapraklı sebzeler.

6. Hamilelikte Sağlıklı kemik yapısı için neler yenmeli?
D vitamini – Saat 10.00-11.00 arasında ya da 15.00-16.00 arasında güneş.

7. Hamilelikte Enfeksiyonlara karşı neler yenilir?
C vitamini – Kırmızı ve yeşil biber, turunçgiller, domates, brokoli, patates, kuşburnu.
-- sponsor içerik --

---

Bağışıklığı Arttıran Grip Savar Kür Tarifi

Bağışıklığı Arttıran Grip Savar Kür Tarifi

Verdiğimiz bu karışım evde kolaylıkla bulabileceğiniz malzemelerle hazırlanmasının yanı sıra özellikle soğuk kış aylarında doğal bir takviye ve hastalıklara karşı koruyucu olmasıyla kış kürü oldukça faydalı bir karışımdır. Bu karışımı kullanıpta olumlu dönüş yapan bir kışın hasta olmaktan kurtulan çok kişi var.
  • Bu kürü kış ayları yaklaşırken hastalıkların salgın olduğu bu zamanlarda tüketmeye başlarsanız soğuk algınlığı olma riskiniz azalır.
  • Öksürük tedavisinde kullanılır.
  • Mide üşütmelerinde, bulantılılarda tedavi edici etkisi vardır.
  • Gribe karşı mucizevi bir koruma sağlar.
  • Vücut direncinizi artırır.
  • Virüsleri etkisiz kılar.


Kış Kürü Yapılışı için gerekli Malzemeleri:


  • 1 adet limon ( Dilimlenmiş)
  • 1 adet orta boy kavanoz
  • 1 kavanozun yarısına kadar taze zencefil
  • Kavanozda kalan yer kadar Bal.

Kış Kürü Nasıl Yapılır – Hazırlanışı:

Öncelikle zencefilin kabuklarını soyun ve ince bir şekilde (jülyen) dilimleyin. Dilimlediğiniz zencefilleri kavanoza yerleştirin ve dilimlenmiş limonları da ekleyin. Üzerine Balı da ilave edin. Kavanozun kapağını sıkıca kapatın ve kış kürünüzü buzdolabına kaldırın.

Kış kürünü kullanacağımız sırada 1 çay bardağının içerisine 1 dilim limon, hazırladığınız zencefil karışımından 1 yada 2 yemek kaşığı ekleyin ve üzerine sıcak su ilave edip karıştırın.

Zencefil Limon Bal karışımını sıcak olarak tüketebileceğiniz gibi soğuk su veya soda ilave ederek de tüketebilirsiniz.

Hazırladığınız bu karışım buzdolabında 2-3 ay bekleyebilir.

Afiyet ve şifa olması dileklerimle. Yapanların, faydasını görenlerin mutlaka yorumlarını bekliyorum.
-- sponsor içerik --

---

Damarları Temizleyen Besinler & Bitkiler ....


Damar Tıkanıklığı bitkisel tedavi

Bal sirkesinin, diğer sirkelere göre farklı özellikler içerdiği, vücudu temizlediği, beyin, sinir ve sindirim sistemlerine iyi geldiği bildirildi.

Uludağ Üniversitesi Arıcılık Araştırma ve Geliştirme Merkezi Kurucusu Prof. Dr. Ercan Dülgeroğlu, bal üzerine çalışmalar yaparken, sirkesini üretme fikrinin akıllarına geldiğini ve sonrasında araştırma ve denemelere başladıklarını aktardı. Prof. Dr. Dülgeroğlu, 3,5 yıllık bir çalışmanın sonucunda bal sirkesinin hazır hale geldiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Dülgeroğlu, bal sirkesinin en önemli özelliğinin, vücudu temizlemesi olduğunu belirterek, "Sirke vücuda alındığı zaman, vücuttaki sularla birleşir. Böylece alkali ortamlar oluşur ve hücre duvarları arasındaki geçirgenlik artar. Dolayısıyla vücut içindeki bütün dolaşım sistemleri, çok rahat bir dolaşıma tabi tutulur.

Böylece vücut içinde atılamayan ve biriken maddeler, ter yolu ve idrar yollarıyla dışarı atılabilir. Yani diyebiliriz ki, damarların içinde temizlik yapıyor" ifadesini kullandı. Sirkenin, sinir sistemleri üzerinde de çok etkili olduğunu anlatan Dülgeroğlu, "Sirke, beyin için de çok yararlı. Bağırsakların ve mide duvarlarının temizlenmesinde de çok etkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz" dedi.

Damarları Temizleyen Besinler & Bitkiler ....


NAR:
İçerisinde barındırdığı antioksidanlar sayesinde nar, kan akışını arttırır ve damarların tıkanmasını önler.

YEŞİLÇAY: Yeşil çay, damarlara hasar veren oksidatif stresi azaltır ve damarları temizler. İçerdiği antioksidanlar kolesterolü düşürür ve bu sayede kalbi korur.
BADEM: E vitamini, çözünebilen lif ve tekli doymamış yağlar açısından oldukça zengin olan badem, içerdiği antioksidanlar sayesinde damarlardaki hasarı engeller.

BROKOLİ: K vitamini ve lif açısından zengin olan brokoli, kolesterolü ve tansiyonu düşürür. K vitamini damarlardaki kalsiyum seviyesini dengeler.

YULAF:  Yulaf, kolesterolü düşürür ve damarları temizler. Öğünlerinize yulafı eklemenizi öneririz.

ZEYTİNYAĞI: Akdeniz ülkelerinde kalp hastalıkları görülme oranının daha az olması zeytinyağı sayesindedir. İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde kanseri önler ve tansiyonu düşürür.

ZERDEÇAL: Zerdeçal, damar temizliğinde en etkili baharatlardan biridir. Ayrıca damar sertliğini önler ve yağ depolanmasını engeller.

AÇAİ ÜZÜMÜ: Özellikle kolesterolü düşüren bu meyve kan akışını dengeler ve bu sayede kalp için çok faydalıdır.

TARÇIN: Antioksidan deposu olan tarçın, kandaki şekeri düşürür ve bu sayede damarlar için çok faydalıdır. Günde 1 çay kaşığı tarçının kandaki yağ oranını %26 oranında azalttığı kaydedilmiştir.

KUŞKONMAZ: Kuşkonmaz, damarlardaki baskıyı azaltır ve bu sayede kan akışını hızlandırır. Ayrıca damar tıkanıklığı ve enflamasyona da iyi gelir.
-- sponsor içerik --

---

Kuran-ı Kerimde Yer Alan Meyve ve Sebzeler...

Kuran-ı Kerimde Yer Alan Meyve ve Sebzeler... 
Şifalı bitkileri birde bu yönden inceleyelim.
Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’de yer alan yiyeceklerin hangileri olduğunu biliyor musunuz?
Kuran-ı Kerimde yer alan bu besinler ve faydalarını yazımızın devamında bulabilirsiniz.


İNCİR (TİN, 1-3)

İncir içerdiği besin, vitamin ve mineraller sayesinde vücuda enerji verir. Bunun yanı sıra; sodyum, potasyum ve magnzeyum açısından çok zengindir. En az portakal kadar C vitamini içeren incir, aynı zamanda B3, B6, B2 ve K vitamini de içermektedir.

ÜZÜM - (BAKARA, 266)

Üzüm bol miktarda protein ve lif içerir. Bunlarda vücudumuza enerji olarak döner. Üzüm ayrıca folatlar, niasin, riboflavin, tiamin gibi bileşenleri de içinde barındırır. İçindeki kalsiyumun da kemiklere faydası vardır.

NAR (EN’AM, 99)

Kışın sevilen meyvesi be bereketin simgesi olan nar, bol miktarda C vitamini, polyphenol, demir, potasyum içerir tüm bunlar da özellikle kış aylarında bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Vücuttaki kolestrol ve şeker seviyelerini dengeleyen nar, kanser hücrelerinin gelişmesine engel olurken, kalp sağlığının korunmasında da yardımcı olur.

KİRAZ (VAKIA, 28-33)

Kirazın çok güçlü bir antioksidan kaynağıdır. Bol miktarda A vitamini içerir ve baş ağrılarında 15-20 tane yenmesi anında ağrıyı yok eder. Ayrıca kiraz, potasyum, demir ve magnezyum açısından da zenginidir.

MUZ (VAKIA, 28-33)

Muz lifli yapısı nedeniyle böbreklere iyi gelir, bağırsaktaki bakterileri öldürür. Tüketildğinde metobolizmaya yardımcı olur ve mideyi rahatlatarak sindirimi destekler. Bunun yanında içerdiği zengin vitamin ve bileşenler sayesinde cilt sağlığına olumlu katkıları vardır.

HURMA - (NAHL, 11)

Hurma, tüketildiğinde DNA’nın yapısını ve vücudumuzdaki hücreleri yenileme özelliği olan meyvelerden bir tanesidir. Besin değeri oldukça yüksektir ve ayrıca protein, lif ve farklı yağlar başta olmak üzere 16 farklı mineral ve vitamin içermektedir. Hurma, içinde barındırdığı C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren ve özellikle kanser hastalığına yakalanma riskini azaltan selenyum açısından da oldukça zengindir.

ACUR (BAKARA, 61)

Acur vücudun enerjisini dengeler ve hazmı kolaylaştırır. Bununla birlikte besin değeri yüksek bir sebze olduğundan sizi tok tutmaya yarar. Düzenli olarak tüketmek kandaki zararlı maddeleri arındırır.

BAL (NAHL, 69)

Balın bilimsel süper güçleri arasında, tüm vücudumuzun sağlığına faydalı olmak başta gelmektedir. Bu doğal ve sağlıklı tatlandırıcı, çeşidine göre insan sağlığı için faydalı bir sürü besin değeri içermektedir. 

SOĞAN (BAKARA, 61)

Soğanın içerisinde bol miktarda C vitamini, B6, biyotin, krom, kalsiyum ve lif gibi insan sağlığı açısından oldukça faydalı maddeler bulunmaktadır. Ufak bir ayrıntı olarak, soğanın içerisinde bulunan alisin isminde bir madde, kesildiğinde gözlerinizin yaşarmasına neden olmaktadır. 

MERCİMEK (BAKARA, 61)

Discovery Health dergisine göre, mercimek tüketmek vücutta inflamasyonu azaltmaya yardımcı olması nedeniyle romatoid rahatsızlıkla iyi gelir. Yüksek oranda lif içermesi nedeniyle diyabet, insülin direnci ya da hipoglisemi gibi durumlar için oldukça faydalıdır. Hem kan şekeri seviyelerini dengede tutmakta hem de sürekli bir enerji kaynağı olabilmektedir


SARIMSAK (BAKARA, 619)
Kuran-ı Kerimde Yer Alan Meyve ve Sebzeler...
Herkes sarımsağın güçlü bir antibiyotik olduğunu bilmektedir. Sarımsağın içerisinde bulunan dialil sülfit bileşikleri, campylobacter bakterileri yok olmasını sağlayarak bağışıklık sistemimizin daha güçlü olmasına neden olmaktadır. Bu özelliği yararlarından sadece bir tanesi. Hepsini bu yazımızda bulabilirsiniz.

SÜT (NAHL,65-66)

Sütün faydalarını yazmaya kalksak en az bir yarım saatte okuyacağınız faydalar sıralanır. Kalsiyum kaynağından mı bahsedelim, cildi güzelleştirmesinden mi? 
-- sponsor içerik --

---

Zeytin Yaprağı Çayı Nedir? Faydaları Nelerdir?

Zeytin yapragi faydalari

Zeytin Yaprağı çayı nedir, Zeytin Yaprağı çayı nasıl hazırlanır?,Zeytin Yaprağı çayının yararları nedir? bu sorunların cevaplarını ve Özellikle şeker hastalarının son yıllarda kullandığı bu çayı sizler için nedirkibu.com da paylaşıyoruz.


Zeytin yaprağı, doğal bitkisel antibiyotik ve antioksidan olması nedeniyle hastalıklardan
korunma ve hastalıkların tedavisinde etkin rol oynayabilir. Zeytin yaprağında bulunan
"oleuropein" ve "eleonik" asit aktif bileşiklerinin antimikrobiyal ajan olarak görev yaptığı bilimsel araştırmalarca kaydedilmiştir. Bu maddelere bağlı olarak zeytin yaprağı çayı, ile vücuda giren mikropları, vücudun doğal bağışıklık sistemi tepki gösterinceye dek yavaşlatır

Zeytin yaprağı, etkileri sarımsak ve soğana da benzeyen doğal bir antibiyotik ve antioksidan-dır.

Düzenli olarak hastalıklardan korunma amaçlı tüketilebileceği gibi doğrudan hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir.

Zeytin ağacının tamamında bulunan ve acı-buruk bir tadı olan oleuropein, zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır. Oysa ki zeytin ağacının hastalık ve zararlılara karşı direncini sağlayan en önemli savaşçının oleuropein olduğu düşünülmektedir. Oleuropein' in içeriğinde bulu-nan "elenolik asit" ve oleuropein türevi olan "kalsiyum elenolat" çok çeşitli mikroorganizma gruplarını uzak tutma özelliğine sahiptir.

Bugün çok az insan, zeytin yaprağının çok faydalı kullanımı kolay tıbbi bir bitki olduğunu bilir. Zeytin yaprağı kullanımı daha çok Akdeniz ülkeleri insanları tarafından kullanılmakla beraber son yıllarda birçok ülke tarafından da bitkisel ilaç olarak kullanılması bu konudaki araştırmalara hız vermiştir.


ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYININ YARARLI ETKİLERİ

Zeytin Yaprağı Çayı Nedir? Faydaları Nelerdir?
Zeytin Yaprağı Çayı Nedir? Faydaları Nelerdir?


ANTİMİKROBİYAL ETKİ

Zeytin yaprağı çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein iki enzim tarafından elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asit daha öncede belirttiğimiz gibi yüksek antimikrobiyal etkiye sahiptir. Bakterilerin hücre duvarını etkiler ve böylece doğal yolla bağı-şıklık sistemi güçlenmiş olur. Böylece birçok antibiyotiğe direnç kazanan mikro organizma ve dolayısıyla bunların neden olduğu birçok hastalık doğal yollarla ortadan kaldırılmış olmaktadır.

ANTİOKSİDAN ETKİ

Soluduğumuz havadaki oksijen, vücut içinde serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur. Demirin paslanması ve balığın sudan çıktıktan sonra ölmesi, oksijenin zararlı etkilerine örnektir. Antioksidanlar, vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddelerin (serbest radikallerin) nötralize edilmesini sağlar.
Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Zeytin yaprağı ekstraktı yüksek antioksidan aktiviteye sahiptir. Bu etki oleuropein bileşiğiyle beraber tabloda verilen diğer fenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu meydana gelir. Vitamin C ve E nin gösterdiği antioksidan aktivitenin yaklaşık 2,5 katı kadar daha yüksek bir antioksidant aktiviteye sahiptir.

KORONER DAMARLAR ÜZERİNE ETKİSİ
İn-vivo şartlarda yapılan birçok çalışma oleuropein' in vasodilator (damar genişletici) etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve anti-aritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Kalp rahatsızlıklarında zeytin yaprağı çayı ile iyi sonuçlar elde edilmektedir. Laboratuar ve klinik çalışmaların sonucu olarak, zeytin yaprağı çayı kalp yetmezlikleri, damar tıkanıklıkları üzerinde de etkili bulunmuştur.

HYPOGLİSEMİK ETKİSİ
( KAN ŞEKERİ SEVİYESİNİ DÜZENLEME )

Yine yapılan in-vivo (canlı vücudunda) çalışmalarda, zeytin yaprağının etken maddesi oleuropein, hipoglisemik etki göstermiş ve yüksek kan şekeri seviyesinde düşme gözlenmiştir.

ZEYTİN YAPRAĞI NEDİR?

Zeytin ağacı (Olea europaea) Oleaceae familyasına ait herdem yeşil bir bitkidir. Zeytin yaprakları binlerce yıl önce insanlar tarafından hastalıkların tedavisinde çare olarak kullanılmıştır. Son yıllarda dünyada, doğal organik bitkiler üzerindeki araştırmalar gittikçe önem kazanmaktadır. Özellikle Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü zeytin yaprağının 21. yüzyılın en önemli doğala antimikrobiyal, antiviral bir etkiye sahip çok önemli bir bitki olduğunu belirtmiştir.Bu konuda 69 kitap, 1800 den fazla makale, dergi ve çeşitli yayınlar yapılmıştır.

Zeytin ağaçları dünyadaki en dayanıklı ağaçlardandır. Uzun süreli yaşamlarını büyük ölçüde kendilerine hastalık ve zararlı-lara karşı direnç kazandıran "oleuropein" adlı bir madde üretmelerine borçludurlar.

40 yılı aşkın bir süredir kullandığımız antibiyotiklere karşı artık çoğu mikroorganizma direnç kazanmıştır. Geçmiş zamanlarda antibiyotiklerle tedavi edilebilen bir çok hastalık, artık tedavi edilemez hale gelmiştir. Bakterilerin ve virüslerin bu ilaçlara daha dirençli hala gelmeleri antibiyotiklerin aşırı doz alımı ya da yanlış kullanılmasının bir sonucudur. İşte zeytin yapraklarında bulunan "oleuropein" maddesi ve hidrolizleri, antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde etkili ve çok değerli bir bileşendir.
Bugüne kadar zeytin yaprağında 100'e yakın madde elde edilmiştir.(Bkz Tablo 1) Yaprakta bulunan bu maddeler zeytin çeşidini uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir.Yaprakta bulunan fenolik ve flavonait
bileşikler vücudun bağışıklık sistemini güçlendirip hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlar.Yaprakta 60-90mg/gr oranında oleuropein bileşiği bulunmaktadır.

ZEYTİN YAPRAĞININ ETKİLİ OLDUĞU DİĞER RAHATSIZLIKLAR VE MİKROORGANİZMALAR


  • Kan Şekeri Seviyesini Düzenleme
  • LDL Kollestrol Seviyesini Düzenleme
  • Antioksidan Etki
  • Bronşit
  • Soğuk Algınlığı
  • Kulak Enfeksiyonları
  • Fibromalarya
  • Fungal (Mantar) Enfeksiyonları
  • Herpes Virüsü
  • Salmonella sp.
  • Kandidiyasis
  • Dizanteri
  • Streptococcus sp.
  • Kandidiyasis
  • Dizanteri
  • Streptococcus sp.
  • Hepatit A,B,C
  • Zatürre
  • Cilt Rahatsızlıkları
  • Zona
  • Romatizmal Hastalıklar


ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI KULLANIM ÖNERİSİ

Bir çay kaşığı kuru yaprak, bir bardak sıcak suya konur ve 2-3 dakika demlenmeye bırakılır.. Süzülür ve böylece zeytin yaprağı çayı hazırlanmış olur. Günde 2-3 bardak önerilen dozdur.

Her bitkiyi,çayını tüketmeden önce mutlaka doktorunuza bildirip onay almanız gerekmektedir.
-- sponsor içerik --

---